PTT'ye iş yapan işçiler muhatap bulamıyor!

Komiser bana diyor ki “Koca müdüre gidip de ben ne diyeyim?.."

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 10 Ekim 2014 (12 yıl 2 hafta önce)

İstanbul Sirkeci Postanesi’nin onarımında çalışan bir grup işçi aylardır yaptıkları işin karşılığı olan ücreti alamadılar. PTT Genel Müdürlüğü’nden işi alan taşeron firma ödemeler için işçileri sürekli oyalarken, bir anda ortalıktan kayboldu! İşçiler alacakları için muhatap bulamıyorlar. Girmedikleri merci, kalmadığı ve aradan günler geçmesine rağmen halen bir çözüme ulaşabilmiş değiller. Hepsi başka illerden gelen işçiler bayramda bile evlerine gidememiş ve şu anda da işi durdurdukları inşaatta yatıp kalkıyorlar.



 



En son İnşaat İş Sendikası’nın ilişkilendiği işçilerden Şahin Karaçelik’le yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:



 





 





Alınteri: Adınızı öğrenebilir miyiz?



Şahin Karaçelik



 



Alınteri: Kaç kişisiniz?



Şahin Karaçelik: 12-13 işçiyiz, şu an arkadaşlarımızın bazıları dışarıda olduğu için burada eylem yapan üç-dört kişiyiz.



 



Alınteri: Direnişinizi biraz anlatabilir misiniz?



Şahin Karaçelik: Biz kimimiz ikinci ay, kimimiz beşinci ayda olmak üzere guruplar halinde işbaşı yaptık. Burada bir şantiye şefi vardı, o arkadaşla tanıştık. “Bizim işlerimiz var” dedi, biz de sigortayı falan sorduk. “Sigorta yapıyoruz” dediler “ama ilk 2-3 ay sistemde görünmez” dediler. Biz kimliklerimizi getirdik, resmi kurum olduğu için sağlam olur diye düşündük. “Ödemeleri ilk önce haftalık yaparız” dediler. İnşaat sektöründe çalışmalar aylık olmaz, biz yevmiye usulü çalıştığımız için ücretleri haftada bir alırız dedik.



 



Bazı arkadaşlar geliyor, “bordronuzu gösterin” diyorlar, oysaki inşaatta böyle bir şey yok, biz bunu anlatamıyoruz. Ne genel müdürlüğe ne de bir başkasına bir türlü anlatamadık bunu. İnşaat sisteminde ne var? Yevmiye türü çalışma var, ya bu bizim eksikliğimiz ya da bu sistem böyle… Bunu böyle bilsinler, bunu biz istemedik, çalışma düzeni böyle. Biz de yevmiye olarak anlaştık. Yevmiyeler yaptığımız işe göre değişiyor. Kimisi 100 TL, kimisi 150 TL alıyor. Burada 2 aylık bir işimiz vardı, küçük bir işti aslında… Ramazan bayramına doğru bayramda evlerimize, çocuklarımızı görmeye gitmek istiyorduk, para istedik, “hakediş yetişmedi” dediler. (İnşaat sektöründe hakedişe göre para ödenir) “Tamam” dedik “olabilir”…



 



Bayramı burada geçirdik. İnşaatta yatıp kalkıyoruz, herbirimiz bir yerden gelmişiz. Ben Kayseri'den, arkadaş Ağrı'dan, diğer arkadaş Diyarbakır'dan, kimisi de Urfa'dan gelmiş... hepimiz gurbetçiyiz. Bize “bayramdan sonra hakediş çıkıyor” dediler, aşağı-yukarı 15 gün oyaladılar bizi, “hakediş çıkacak, belediye onaylayacak” diye… Biz de işi durdurduk, paramızı almadan iş yapmadık böyle olunca.



 





 



Bu firma yavaş yavaş kayboldu, işi alan şantiye şefi yok, ne telefonla ulaşılabiliyor ne de başka bir şekilde… Ortadan yok oldu. Dedik burası resmi bir kurum, yaptığımız iş belli, çalıştığımız yer belli, ödemelerden de burasının sorumlu olması lazım… Biz de kurum müdürüne gittik -ki yaptığımız işin her türlü malzemesini de biz aldık işi yaparken. Buradaki kurum çalışanları da biliyor, hatta “şahitlik de yaparız” dediler. Sorunu anlattık. Kurum müdürü de sorumlunun şirket olduğunu söylüyor.  O zaman biz de postanenin önünde pasif eylem yapmaya başladık.



 



Baktık olmuyor -sonuçta İş Kanunu'nda iş yaptığın şirket değil asıl kurum mükelleftir ücretlerin ödemesinden- savcılığa gittik, kurum bizi oyalıyor diye dilekçe verdik. Buradan Çağlayan’a kaç defa yürüyerek gittik. En sonunda savcı bizim ifademizi aldı, bizi karakola yönlendirdiler, karakola geldik. “Kurumdan şikâyetçiyiz” dedik. Çünkü muhatap olacak kimseyi bulamıyoruz, kurum da bize “iş mahkemesine gidin” diyor. İş mahkemesine gidiyoruz “avukat bulun” diyorlar. Avukat bulduk, tamam ama o da iş mahkemesine başvurabilmemiz için bazı masrafları karşılamamız gerektiğini söyledi, yani 3-4 milyar para gerekiyor. Biz buradan paramızı alamadık, başka bir yerde çalışamadık, paramız yok ki neyle karşılayacağız?.. Böyle olunca dava da açamadık. Biz tekrar PTT Genel Müdürlüğü’ne gittik, derdimizi anlattık. Ankara PTT Genel Müdürü, “Tamam kurum mükellef, bir şekilde paranızı öder” dedi, ama yine de ilgilenmedi. Baktık olmuyor, yine savcılığa, oradan karakola gidip geldik. Bir komiser getirtip de paramızı alamadık.



 



Komiser bana diyor ki “Koca müdüre gidip de ben ne diyeyim?”… Yani bana ‘sen bir işçisin ben müdüre gidip de ne diyebilirim’ diyor. Peki ben bir vatandaşım ya haklı veya haksız şikayetçiyim, elimde dosyam var, müdürlerin imzası var ve yükümlülükleri var. Onlardan iş alan şirket alınan hizmetin karşılığını ödemediği zaman kurum olarak biz mükellefiz diyor. Kesin hakediş diye bir şey var, o çıkarılır ve çalışan işçinin emeğinin karşılığı ödenir. Bizim müdürden istediğimiz sadece kesin hakkedişi  yatırması, ama müdür prosedür gereği bunu yapamam diyor. Oyalıyorlar başka bir şey yapmıyorlar.



 



Her yerde dosyamız var, başvurmadığımız yer kalmadı, SGK'dan İş-Kur'a kadar… Olmadı biz de en son valiliğe gittik, ama bir türlü prosedürü aşıp valiyle görüşemedik. En son orada kendimizi yere attık. Arife günü herbirimizin çocuğu okulda okuyor, kaç aydır onlara para gönderemiyoruz. Böyle sorunlarımız varken, çalışmışız emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Arife günü vali İş-Kur müdürünü aradı, bayram iznine gitmiş, “resmi tatil bir şey yapamayız” dediler. Çalışma Bakanlığı’na dosyamız gitmiş, bugün sabah (9 Ekim) Çalışma Bakanlığı’ndan müfettişler geldi,  yapı işleri müdürüyle görüştüler.



 



Bu arada sesimizi duyurmak için kendi aldığımız fayansları PTT önüne getirip kırdık döktük, başka çaremiz kalmadı sesimizi duyurmak için. Polisler geldi, gözaltına aldılar. Ondan sonra da genel müdürün ifadesini aldılar. Şimdi ise İnşaat İş Sendikası'ndan bir abimiz var, İnşaat İş Sendika Başkanı… O geldi müdürle görüştüler, artık bundan sonrasını İnşaat İş Sendikası’yla birlikte devam ettireceğiz.