12 yılda 14 bin 455, 2014 yılının ilk on ayında 1600, Ekim ayında da 160 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin , AKP hükümetinin 12. yılı nedeniyle yayınladığı rapor, "Bu yıllarda şimdi Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve diğer AKP’li kurmayların dilinden “ekonomik kalkınma”, “büyüme”, “İleri Türkiye” ve şimdi de “Yeni Türkiye” sözleri eksik olmadı" değerlendirmesiyle başlıyor. Meclis, hükümet yetkililerinin bu söylemlerine rağmen Türkiye işçi sınıfı açısından değişen bir şeyin olmadığı, tersine bu yılların işçi ve emekçiler aleyhine çıkarılan yasalar, giderek azalan alım gücü, hak ve özgürlük mücadelelerine karşı süreklileşen bir baskı rejimi, güvencesiz çalışma koşullarının yaşama geçirildiği ve ülkenin bir Taşeron Cumhuriyeti'ne dönüştürüldüğü yıllar olduğu belirtildi.
AKP Hükümeti'nin 12 yılının özeti olan bu gerçeklerin en somut ifadesinin iş cinayetleri oranlarındaki tırmanma olduğu belirtildi. "Tuzla’da tersane işçileri; Çağlayan’da kot kumlama işçileri; Davutpaşa ve Ostim’de kimya işçileri; Soma, Kozlu, Karadon ve Ermenek’te maden işçileri; Esenyurt ve Torunlar’da inşaat işçileri; Isparta ve Düzce’de mevsimlik tarım işçileri... Ve daha niceleri..." denilen rapor şu şekilde devam ediyor:
Patronlar işçi sağlığı önlemlerini almıyorlar. Bunun iki temel nedeni var: Birincisi işçi sağlığı önlemlerinin bir maliyet unsuru olması ve bunun kar oranını düşürmesi. Yani patron için para kazanmak işçilerin canının önünde tutuluyor. İkincisi ise işçi sağlığı önlemlerinin alınması işçinin üretim sürecinde söz sahibi olması ve örgütlülüğü sayesinde olabiliyor (sonucunu doğuruyor). Bu da patronun işyerlerinde keyfiliğinin önüne geçen ve iktidarını sınırlayan bir durum...
Diğer yandan devletin de bu süreçte patronlarla işçiler arasında bir hakem olma illüzyonu oluşturuluyor. Oysa ki birçok işletme elinde olduğu için zaten devlet de işveren konumunda. Diğer yandan denetim işlevini yerine getirmemesi ve giderek artan iş cinayetleri de bu süreçte hangi tarafın bir parçası-aracı olduğunu ortaya koyuyor...
2002 yılının son iki ayında 146 işçi,
2003 yılında 811 işçi,
2004 yılında 843 işçi,
2005 yılında 1096 işçi,
2006 yılında 1601 işçi,
2007 yılında 1044 işçi,
2008 yılında 866 işçi,
2009 yılında 1171 işçi,
2010 yılında 1454 işçi,
2011 yılında 1710 işçi,
2012 yılında 878 işçi,
2013 yılında 1235 işçi
2014 yılının ilk on ayında ise 1600 işçi can verdi...
Yani AKP’li 12 yılda en az 14 bin 455 işçi yaşamını yitirdi...
AKP Hükümeti'nin 12 yıllık icraatlarının somut ifadesini iş cinayetlerindeki tırmanmayı rakamlarla ortaya koyarak anlatan İSİG raporu, 2014/Ekim ayında yaşanan iş cinayetleriyle devam ediyor. Ekim ayında en az 160 işçinin yaşamını yitirdiğini belirten rapor, iş cinayetlerinin önemli oranda azalması için güncel pratik önerilerini tekrarlayarak devam ediyor. Bunlar:
1- İşçiler açlık ile ölüm arasında bir tercihe zorlanmaktadır... Bu yüzden işçilerin örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalıdır. İşçilerin sendika seçme özgürlüğü ve iş güvencesi sağlanmalıdır...
2- Başta taşeronlaştırma olmak üzere her türlü güvencesiz çalıştırma biçimi yasaklanmalıdır...
3- İşyerlerinde işçi sağlığı kurulu işler hale gelmeli ve kurul işçi sağlığını etkileyen üretimin her hususuna müdahale edebilmelidir. Kurulun en az yarısını işçiler oluşturmalıdır... Yine sendikalar, meslek odaları ve uzmanların oluşturduğu heyetler söz ve karar sahibi olmalıdır...
İş cinayetlerinin önlenmesi için sunduğu önerilerden sonra rapor, 2014 yılının yaşanan cinayetlerin aylara göre dökümünü yapıyor.
Ocak ayında 101 işçi,
Şubat ayında 84 işçi,
Mart ayında 122 işçi,
Nisan ayında 124 işçi,
Mayıs ayında 425 işçi,
Haziran ayında 150 işçi,
Temmuz ayında 130 işçi,
Ağustos ayında 158 işçi,
Eylül ayında 146 işçi,
Ekim ayında ise 160 işçi yaşamını yitirdi...
"Yani sadece 2014 yılının ilk on ayında en az 1600 işçi aramızdan ayrıldı..." deniliyor.
2014 Ekim ayında yaşanan cinayetler
"2014 Ekim ayında yaşanan iş cinayetlerinde yaşamını yitiren 160 emekçinin 143’ü işçi, memur statüsünde çalışan ücretlilerden; 15’i çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 2’si kendi hesabına çalışanlardan/esnaflardan oluşuyor" denilen rapor, bu cinayetleri sektörlere, illere, oluş biçimlerine/nedenlerine, yaş ve cinsiyete, göçmen işçilere göre şu şekilde tasnifliyor:
İnşaat, tarım, maden ve taşımacılık işkolları alarm veriyor...
Tarım, Orman işkolunda 42 emekçi;
İnşaat, Yol işkolunda 35 işçi;
Madencilik işkolunda 25 işçi;
Taşımacılık işkolunda 10 işçi;
Belediye, Genel İşler işkolunda 9 işçi;
Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 6 emekçi;
Savunma, Güvenlik işkolunda 6 işçi;
Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 5 işçi;
Metal işkolunda 4 işçi;
Petro-Kimya, Lastik işkolunda 3 işçi;
Tekstil, Deri işkolunda 3 işçi;
Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 3 işçi;
Ağaç, Kağıt işkolunda 2 işçi;
Basın, Gazetecilik işkolunda 2 işçi;
Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi;
Enerji işkolunda 1 işçi;
Konaklama, Eğlence işkolunda 1 işçi;
Çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz/öğrenemediğimiz 1 işçi can verdi...
İşçiler en çok trafik/servis kazaları, düşme, ezilme/göçük ve zehirlenme/boğulma nedeniyle can verdi...
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 53 işçi;
Düşme nedeniyle 31 işçi;
Ezilme, Göçük nedeniyle 22 işçi;
Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 22 işçi;
Diğer nedenlerden dolayı (kalp krizi, KKKA, intihar, yıldırım düşmesi, saldırı vb.) 19 işçi;
Elektrik Çarpması nedeniyle 6 işçi;
Nesne Düşmesi, Çarpması nedeniyle 5 işçi;
Patlama, Yanma nedeniyle 2 işçi can verdi...
Karaman’da sorumlular Çalışma ve Enerji Bakanları ile maden patronudur...
Karaman’ın Ermenek İlçesi’nde kömür ocaklarının yoğun olduğu Güneyyurt Beldesi ile Pamuklu Köyü arasında bulunan Has Şekerler Madencilik Ltd. Şti.’ye ait linyit kömürü ocağında sabah vardiyasındaki işçiler üretim yaparken, ocağın yeraltı su seviyesinin altında bulunan 350 metrelik bölümde bir anda galeriye su dolmaya başladı. Bu bölümde çalışan 18 işçi su ile dolan bölümü geçemedi.
1- Konya-Karaman bölgesinin kapalı havza olduğu belirtilip linyit madenlerini su basabileceği uyarısı Enerji Bakanlığı’na yapılmıştı. Hal böyleyken bu uyarı neden dinlenmiyor...
2- Çalışma Bakanlığı geçen 19-20 Haziran tarihlerinde madeni denetlemişti. “Kapatılma gerektirmeyen eksiklikler”den dolayı şirkete 9 bin lira idari para cezası kesilmişti. Bu mudur kapatılma gerektirmeyen eksiklikler? Yine denetimler ve yeni torba yasa sonrası bölgede bulunan 12 madenin 9’u üretimi durdurmuştu. Has Şekerler’in farkı nedir?
3- Has Şekerler Şirketi de rödovans sistemi ile çalışıyordu. 2012 Mayıs ayında devlet maden patronlarına “ne üretirseniz alacağız” uygulamasına geçti. Bu durum üretimin hızlanmasına ve buna paralel olarak işçi sayısının artmasına yol açtı. Aynı durumu Soma’da da belirtmiştik. Enerji Bakanlığı neden rödovans sisteminden vazgeçmiyor?
4- Has Şekerler Şirketi’nin sahibi Saffet Uyar daha evvel Soma’da madenci katliamlarına sahne olan Soma Uyar Madencilik’in sahibi Azmi Uyar’ın amcaoğlu. Devlet neden bu ailenin madenlerinde gerekli tedbirleri almıyor?
Ekim ayında iş cinayetlerinde 15’i Isparta’da olmak üzere 27 kadın işçi can verdi...
Isparta’nın Yalvaç ilçesi yakınlarında elma toplayan mevsimlik tarım işçilerini taşıyan midibüsün yol kenarındaki su tahliye kanalına devrilmesi sonucu 15 kadın işçi yaşamını yitirdi.
Tarım işçileri yıllardan beri uygun olmayan koşullarda tarlalara, bahçelere taşınıyor. Kapalı kasa kamyonetler, traktör römorkları vb. Şimdi de 27 kişi kapasiteli minibüse 45 işçi bindiriliyor... AKP iktidarı duble yol yapmakla övüneceğine tarım işçilerinin sağlıklı ve güvenli taşınması koşullarını gerçekleştirmesi gerekiyor...
Tarımda toprağa can verirken emeği görünmeyen, hatta kendi canından olanların kadınlar olduğunu da Isparta’da bir kez daha görmüş olduk... Tarımda emeği görünmeyen kadınlar sadece iş cinayetlerinde görünüyor...
Ekim ayında iş cinayetlerinde 4 çocuk işçi can verdi...
9 yaşındaki çiftçi Harun Demir, İzmir Kiraz’da bahçeden kestane toplayanları taşıyan traktörün devrilmesi sonucu can verdi...
14 yaşındaki mevsimlik tarım işçisi Ferhad Ş., Konya Ereğli’de tarlada eşiyle kaldıkları çadırda yaktıkları ateşin dumanından zehirlendi...
15 yaşındaki mevsimlik elma işçisi Veli Can Çelik, okul harçlığını çıkarmak için Konya’dan Isparta’ya giderken servis minibüsü devrildi...
15 yaşındaki çoban Reşat B., Şanlıurfa Ceylanpınar Hamik göçerlerinde koyun otlatırken yıldırım düşmesi sonucu can verdi...
Yine vurgulamamız gereken bir konu da tarım, tekstil, ağaç, eğitim, ticaret, taşımacılık, gemi, savunma ve belediye işkollarında emekli /emeklilik çağında çalışan 27 işçinin can vermesi...
Ekim ayında iş cinayetlerinde 3 göçmen işçi can verdi...
Suriyeli mevsimlik tarım işçisi Ferhad Ş., Konya Ereğli’de tarlada eşiyle kaldıkları çadırda yaktıkları ateşin dumanından zehirlendi...
İran’da yayın yapan Press Tv’nin Amerikalı muhabiri Serana Shim, Şanlıurfa Suruç’ta otomobillerine şüpheli bir beton mikseri çarptı...
Suriyeli işçi Yusuf Hatabi, Bursa Nilüfer'de inşaatın asansör makinesinde çalışırken düştü...
İş cinayetleri en çok Isparta, Karaman ve İstanbul’da can aldı...
25 ölüm Isparta’da;
18 ölüm Karaman’da;
7 ölüm İstanbul’da;
5’er ölüm Ankara, Bursa, Hatay ve Kocaeli’nde;
4’er ölüm Antalya, Gaziantep, Mersin, Sivas ve Şanlıurfa’da;
3’er ölüm Adana, Balıkesir, Denizli, Elazığ, Erzurum, Konya ve Sakarya’da;
2’şer ölüm Aksaray, Ardahan, Aydın, İzmir, Kahramanmaraş, Kastamonu, Kütahya, Manisa, Nevşehir, Niğde, Samsun, Tekirdağ, Uşak ve Yalova’da;
1’er ölüm ise Ağrı, Bartın, Bilecik, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Eskişehir, Giresun, Karabük, Kayseri, Kırşehir, Kilis, Malatya, Muğla, Ordu, Osmaniye, Trabzon, Van, İtalya, Kazakistan ve Liberya’da yaşandı...
Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsın...
Adalet istiyoruz...