Gençliğin özgürlük yürüyüşüne!

Aralarında DPG'nin de bulunduğu gençlik örgütleri, 6 Kasım'da Siyasal Bilimler'den Sakarya Caddesi'ne yürüyorlar

GENÇLİK
Salı, 4 Kasım 2014 (11 yıl 11 ay önce)

Ankara üniversitelerinde faaliyet yürüten gençlik örgütlerinin YÖK’ün kuruluş yıldönümü nedeniyle yaptıkları açıklamayı yayınlıyoruz. Aralarında DPG’nin de bulunduğu gençlik örgütleri, YÖK’ün tarihsel anlamını ve 6 Kasım’ın gençlik hareketi açısından taşıdığı önemi vurguladıkları bildirilerinde, “6 Kasım’da saat 18:00’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde toplanıp Sakarya Caddesi’ne yürüyoruz!” dediler:



 




ÜNİVERSİTEMİZE, GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!

 



YÖK’E VE SAVAŞA KARŞI 6 KASIM’DA GENÇLİĞİN ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜNE!



 



6 Kasım, ‘80 darbesinin  ilk el attığı alanlardan olan üniversitelere girişinin, bunun adına açtığı YÖK’ün kuruluş yıldönümüdür. Yükseköğretim Kurulu, YÖK, üniversiteleri egemen sınıfın çıkarları doğrultusunda şekillendirmek ve denetlemek için kurulmuştur. Ve o günden beri her 6 Kasım; öğrencilerin günlük-akademik sorunlarını, toplumsal sorunlara dair sözlerini dile getirdikleri, YÖK’e ve eğitim sistemine karşı tepkilerini ortaya koydukları gündür. Savaşın, katliamların, işçi ölümlerinin, sermayeye hizmet eden okulların, bilimsellikten uzak eğitimin her an arttığı ve bununla birlikte Gezi Direnişi’nin etkisiyle gittikçe siyasallaşan toplumsal mücadelenin, Kobanê Direnişi’nin yaşandığı

bugünlerde 6 Kasım’ı örgütlemek, öğrencilerin gündemini belirlemek daha da önemli bir yere oturuyor.

 



Üniversiteler bugün kapitalist düzende sistem için adam yetiştirilen, bilimin pazarlandığı, özel okullarla eğitimin iyice sermayeleştirildiği, silahların üretildiği bir yerdir. Üniversite-sermaye ilişkisini, üniversitelerin piyasanın ihtiyacına göre uluslararası şirketlerle ve yerli işbirlikçileriyle yakın ilişkiler kurması, onların ihtiyaç duyduğu konularda Ar-Ge projeleri hazırlamalarından, devlet üniversitelerine kaynak olmadığı gerekçesiyle özel üniversitelerin teşvik edilmesi, bilimin kar odaklı yeni teknolojiler üretmekle sınırlı kalmasından daha net görebiliriz. Bugün üniversiteler düzen için vardır ve sermayenin çıkarına göre şekillenmektedir. Bunun denetçisi ve düzenleyicisi de YÖK’tür!

 



Bu denetleme sadece eğitimin nasıl işleyeceğinde değil, öğrencilerin hayatları üzerinde de olmaktadır. Sunulanın, zorunlu kılanın karşında duran, üniversiteleri özgürleştirmek adına mücadele eden, Soma’da, Berkin’de dersleri boykot eden, toplumsal olaylara sessiz kalmayan öğrenciler karşılarında polisi bulmaktadır. Soruşturmalar açarak, okuldan uzaklaştırarak bizleri susturmaya çalışıyor; ailesel, ekonomik sorunların, popüler olma, modaya uygun yaşama gibi dürtülerinin, medyayla yaptıkları propagandanın yetmediği, bizleri dizginlemediği yerde karşımıza şiddeti, polis terörünü koyuyorlar.



 



6 Kasım öğrencilerin günlük-akademik sorunlarına dair neler yapacaklarını tartıştıkları, bunları dile getirdiği bir gün olmakla birlikte; toplumsal sorunlara dair tavrını da koyduğu gündür. Bugün, 2014 yılının kışına doğru giderken bir savaşın içinden geçiyoruz. Ortadoğu’nun paylaşımının nasıl yapılacağının, emperyalizmin burada nasıl kol gezeceğinin, bu toprakların nasıl işgal edileceğinin belirlendiği; bu doğrultuda çetelerin yaratıldığı, çok kanlı ve barbarca saldırıların yaşandığı aynı zamanda Kobanê’de tarihin en görkemli direnişlerinden birine tanıklık edildiği günlerden geçiyoruz. Örgütlü bir halkın, örgütlü gücün neler yapabileceğini öğrendiğimiz günlerdeyiz. Ve bu savaş bizim içimizdedir. Bizim topraklarımızdadır. Bugüne ve yarına saldırıdır. Yakınlığını Tuzluçayır’da bildiri dağıtan, İstanbul Üniversitesi’nde saldırılar yapan IŞİD’den ya da kurgulanan karanlıktan duyabiliriz. Soma’da, Ermenek’te, her gün inşaatlarda, fabrikalarda katledilen işçiler kapitalizmin çürümüşlüğünün göstergesidir. Bu savaş, bu katliamlar, bu paylaşım, çeteler, IŞİD -belki daha çıplak olarak-  ve bizim yaşam alanlarımızdaki YÖK, bu emperyalist kapitalist düzenin nasıl işlediğini gösterir. Bunlar birbirinden bağımsız, ayrı değiller.



 



Tam da bu noktada tüm bunlara karşı, güvenlik kanunlarına, savaşa, sermayeye hizmet eden üniversite anlayışına, soruşturmalara, okullarımızı işgal eden polise karşı 6 Kasım’da sokakta olmak, mücadeleyi büyültmek, öğrenci gençliğin gündemini örgütlemek üniversitelerimizi özgürleştirmek için bir adım daha atmaktır. YÖK’e karşı üniversiteler bizimdir! Okullarımız, bizim yaşam alanımız, onu değiştirmek, onu özgürleştirmek, onu düzene uygun kafalar yetiştirmek üzere örülmüş eğitimden kurtarmak, ancak ve ancak bizlerin mücadelesiyle mümkün.

 



Üniversitelerimize, geleceğimize sahip çıkmak için,



 



Okullarımızı özgürleştirmek için

 



Savaşa, katliamlara dur demek için,

 



YÖK’e karşı sokaktayız!

 



6 Kasım’da saat 18:00’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde toplanıp Sakarya Caddesi’ne yürüyoruz!

 



YÖK’E VE SAVAŞA KARŞI 6 KASIM’DA GENÇLİĞİN ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜNE!