Maden patronları sempozyum düzenliyor!

Maden cellatları 4 Aralık'ta burjuva devletin de sponsoru olduğu bir sempozyum düzenliyor!

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 7 Kasım 2014 (11 yıl 11 ay önce)

İş cinayetlerinin bir işçi kırımına dönüştüğü maden sektörünün eli kanlı patronları, 4 Aralık'ta İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde "İş Sağlığı ve Güvenliği" başlığı altında uluslararası bir sempozyum ve sergi düzenliyor. 4 Aralık, aynı zamanda Dünya Madenciler Günü... İşin sağlığını ve güvenliğini merkeze koyan bu vampirlerin düzenleyeceği konferansın ismi de başlıkları da aynı felsefeye göre belirlenmiş:



 




- İSG politikaları ve Yasal Çerçeve, İşlemler ve Uygulamalar



- Risk değerlendirme ve yönetimi



- Acil durum müdahale



- İSG'ye yenilikçi yaklaşımlar, yeni teknolojiler




 



İki gün sürecek sempozyumu 70 maden şirketinin üyesi olduğu Türkiye Madenciler Derneği örgütlüyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin sempozyumla ilgili açıklamasında bu derneğin şeceresine ilişkin şunları söyledi:



 




Öncelikle kim bu dernek... Bunu anlamak için derneğin internet sitesinde yer alan üyelerimiz bölümüne bakmamız yeterli...



 




  • Hiçbir tanıtıma ihtiyaç duyulmayacak iki üye Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. unutmayacağımız ve unutturmayacağımız katliamın sorumlusu olan bu şirketi ve Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu’nu  anlatmaya gerek olmayacak kadar anılarımız taze...



 




  • Park Teknik Elektrik San. ve Tic. A.Ş. Kahramanmaraş Afşin’deki Çöllolar Madeni’nde 6 ve 10 Şubat 2011’de heyelan sonucu meydana gelen iki ayrı göçükte 11 maden işçisinin hayatını kaybetmesine, Turgay Ciner’e ait şirketin kâr hırsının neden olduğu ortaya çıktı. Sismik aletler uyarı vermesine rağmen madenciler çalışmaya devam ettirildiler, heyelanı önleyecek susuzlaştırma çalışması yeteri kadar yapılmadı, kazma açısı daha yatay olması gerekirken dikleştirildi. 9 arkadaşımız hala göçüğün altında...



 




  • Cengiz Holding telefon konuşmalarında milletin anası ile ilgili söyledikleriyle popüler olan bu firmayı hafızamızı zorlarsak başka yerlerden de hatırlıyoruz. Samsun’da Eti Bakır A.Ş.’de 7 işçinin hayatını kaybettiği kazada adı geçmişti bu şirketin ve Adana Gökdere Barajı’nda 10 işçi sulara kapılıp katledildiği cinayette de bu firmanın ismi geçmiyor muydu? Ve hala 5 işçinin cenazesi bulunamadı. Ayrıca İstanbul BEDAŞ’’ta yaşanan iş cinayetleri ve son olarak işçi sağlığı talep eden 26 işçinin işten çıkarılması...



 




  • Barit Maden Türk A.Ş. Soma katliamından hemen sonra Konya’da 1 işçinin hayatını kaybettiği ocağın sahibi şirket?



 




  • 8 Mayıs 2008... Kanadalı Eldorado Gold Şirketi’nin Türkiye’deki uzantısı Tüprag Metal Madencilik Şirketi’nin işlettiği Eşme’deki altın madeninde kamyonun dorsesindeki kaya yuvarlanıp Rıza Yükselir isimli işçinin üzerine düştü. Yükselir olay yerinde hayatını kaybetti...



 




  • Çayeli Bakır A.Ş. 31 yılda üç ölümlü cinayeti ile öğünen bu firma; yani 3 ölüm başarı sayılıyor ve bunu şirketin genel müdürü başarı öyküsü olarak anlatıyor! Nasıl bir yüzsüzlük bu! Şans eseri ölümsüz atlattıkları yeni göçükten bahsetmek bu genel müdürün aklına gelmiyor nedense...



 




  • Demir Export Kömür işletmesi’nde meydana gelen göçükte iş makineleriyle çalışan operatörler Osman Karataş, Mehmet Demir, Hacı Ömer Çay ve Haydar Yıldız tonlarca toprak altında kalmışlardı. Göçük altındaki operatörlerden Mehmet Demir’in ve Osman Karataş’ın cenazesi çıkarılmıştı. Sivas Divriği’de demir madeninde de demir cevheri yüklü kamyonun devrilmesi sonucu kamyon şoförü yaşamını yitirmişti...



 




  • Eti Krom A.Ş. Elazığ’ın Alacakaya (Gûlaman) ilçesinde bulunan Eti Krom madenleri 2005 yılında özelleştirilerek Yıldırımlar Holding A.Ş’ye ihale ile devredildi. Madenlerin özelleştirilmesinden sonra ise bugüne kadar 40’ın üzerinde maden işçisi yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin çoğu ise meydana gelen göçüklerden ve iş makinelerinden kaynaklı... 



 



Bu listeyi uzatmak mümkün. Türkiye Madenciler Derneği’nin üyelerinin madencilik yapması yasaklansa Avrupa’da iş cinayetlerinde birincilik durumumuzu terk edeceğiz...




 



Adeta bir işçi kırımının yaşandığı madencilik sektöründe, hem de 4 Aralık Dünya Madenciler Günü gibi bir tarihte böyle bir sempozyum örgütleyen bu vampirlerin sponsorları da tüm bu cinayetlerin diğer ortakları:



 




Uluslararası bu sempozyumu destekleyen kuruluşlara bakalım birde:



 




  • Tüm iş cinayetlerinden sorumlu olduğu sürekli dile getirilen iki bakan baş destekçiler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, daha iyi bir seçim olamazdı herhalde, mutlaka anlatacaklardır ellerine bulaşan madencilerin kanının neden temizlenmediğini...



 




  • Türkiye Kömür İşletmeleri A.Ş. ve Türkiye Taşkömürü Kurumu. Devlet kuruluşlarında iş cinayetlerinde en önde olan iki kuruluş. İş cinayetlerini yazsak sayfalar yetmez. Özelleştirme ve taşeronlaşma da öncü iki kuruluş...



 




  • Eti Maden İşletmeleri 33 yaşındaki Mustafa Şen Değirmenözü Tesisleri’ndeki torbalama bölümünde yapımı devam eden inşaatın ikinci katından düşerek can vermişti...



 




  • Eti Maden Bandırma İşletme Müdürlüğü Bor ve Asit Fabrikaları’nda, çözelti oluklarına düşen 44 yaşındaki işçi Yalçın Şenyiğit hayatını kaybetmişti...



 




  • Maden Tetkik Arama (MTA) Genel Müdürlüğü Ayaş Jeotermal Sondaj Sahası’nda 22 Eylül 2013’te 32 yaşındaki Vedat Gücer yaşamını yitirmişti... Yine arazi çalışmasına giderken jeoloji mühendisleri Mehmet Duru, Selma Ceylan Yıldız, Taylan Hakan ve araç sürücüsü Kenan Görebeli can vermişti...



 




  • Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş., Demir Export, Tüprag bu firmaların sorumlu olduğu iş cinayetlerinin bir kısmını yazının başında  belirtmiştik.



 




  • Yeni bir tanıdık firma, Eczacıbaşı, yoğun kültürel faaliyetlerde bulunan nadide grubumuzun madencilik kuruluşu Esan Çanakkale dağlarında köylüler tarafından kovalanıyor. Esan Eczacıbaşı şirketi tarafından işletilmek istenen altın madenciliğine karşı çıkan Şahinli köylüleri, ÇED toplantısı yapılmak istenen kahvehaneyi kapatarak, altıncı şirket görevlilerine sunum yaptırmadı. Köylüler, “Ne yerli, ne yabancı siyanürcü istemiyoruz” demişti... Yine grubun başka bir firması da meslek hastalıkları ile ünlü: Eczacıbaşı Vitra’da silikozis vakaları yaşandı...



 




  • Diğer bir firma Meta Nikel Kobalt A.Ş. ve grubu Zorlu Holding... Gördes’te büyük bir ekolojik yıkım ve halk sağlığı sorununa yol açacak. 25 yılda toplam 11 Mt sülfürikasit tüketilecek. Cevherin tonu başına 0,35 ton asit kullanılacak. Bir yılda tüketilecek 350 bin ton H2SO4 dışarıdan getirilecek ve üç adet 10 bin ton kapasiteli siloda depolanacak. Onca asit Bandırma ya da Aliağa’dan günde 25 adet 20 ton’luk tankerle taşınacak! 25 yıl boyunca her gün, gece gündüz, otomobillerin, kamyonların, yayaların arasından, yerleşim yerlerinden, okulların camilerin belediyelerin önlerinden asit dolu 25 tanker geçecek. Bunları, insanlar sürecek. O tankerlerin bakım ve hazırlığını insanlar yapacak. Elbette, kaza olacak. Tehlike o kadar büyük ki, asit taşıma yolunun bazı kesimlerindeki ağır taşıt trafiği yüzde 52’ye kadar artacak!.. Diğer yandan devasa inşaat alanıyla Beşiktaş ilçesini şantiyeye çeviren Zorlu Center inşaatında 22.kattan düşen işçi arkadaşımızın adını hala öğrenemedik ancak 2014 Haziranına kadar 3 işçinin yaşamını yitirdiğini ve 9 işçinin iş göremezlik geliri bağlanması talebinde bulunduğunu biliyoruz...



 



Bu firmaları araştırdıkça gizlemeye çalıştıkları bir bir ortaya çıkıyor...




 



İşin verimliliğini daha fazla nasıl arttırırız dışında bir düşüncesi olmayan bu vampirler sürüsünün düzenleyecekleri sempozyumda kendilerini bilim insanı olarak tanımlayan bazı isimler de var!



 



Maden ocağı için elverişli olmadığı defalarca raporlandığı halde bunların hepsini gözardı eden patronlar ve onların sırtını sıvazlayan burjuva devlet, Soma'da, Ermenek'te ve pekçok madende yaşanan iş cinayetlerinin hesabını vermeden böyle bir sempozyum düzenleyerek "aynı biçimde yola devam" demek istiyorlar! Madenci katliamının baş sorumlularının elbirliği yaparak düzenledikleri bu sempozyumdan çıksa çıksa küçük ocakların merkezileştirildiği bir tekelleşme fikri çıkar. Türkiye ekonomisinin dinamolarından biri olarak tabir edilen enerji ve maden sektöründe en ucuz yöntemlerle geceli gündüzlü çalışarak kesintisiz ve yüksek oranlı bir üretim yapmak dışında gözleri bir şey görmeyen bu vampirlerin, küçük balıkları suçlu ilan ederek işin içinden sıyrılmaya çalışacaklarını Ermenek'te görmedik mi?



 



Ermenek'te yerin 350 metre derinliğinde, göçük altında kalan 18 işçinin cenazesine bile ulaşılamamışken (bugün ikisine ulaşıldığı söylendi) bu katliamların baş sorumlularının devlet tarafından finanse edilen ve desteklenen bir sempozyum örgütlemeleri kavga davetinden başka bir şey değildir! O sempozyumda konuşma yapacak bakanların istifa ettiği, üretim kesintiye uğramasın ve maliyeler yükselmesin diye işçileri göz göre göre ölüme yollayan patronların cezaevlerine konularak, ocakların kapılarına kilit vurulduğu bir toplumsal mücadele çağrısı... Bu pervasızlığı, bu kanemiciliği; yolu, sosyalizme açılan toplumsal bir mücadele durdurabilir, başka yolu yok!..