Bizleri, kadınları ve anneleri korkularından arındıracak, çocuklarımıza iyi bir gelecek sağlayacak tek sistem sosyalizmdir
Dünyaya kız çocuğu olarak doğduğun andan itibaren hayatla savaşın başlar. Önce kız çocuğu olarak kendi evinde başlar kendini ispatlama derdin. Büyüdükçe dışarıya yönelir bu dertler de... Dışarda da önce insan olarak başlarsın, akabinde kadın olarak kendini ispatlamak için uğraşırsın. İşe girersin tacizler, aşağılamalar başlar. Bunların karşısında sistem seni ya ahlaksız olmaya zorlar ya da evde oturmam gerekiyorsun –“ne işin var çalışıyorsun, evde otur koca bekle”.
Zaman gelir evlenirsin, asıl mücadele bundan sonra başlar dayaklarla birlikte... Dertler bitmez bir türlü. Kocana, kocanın ailesine yaranmaya çalışırsın çünkü artık onların malısındır; etinle kemiğinle almışlardır, üstünde her türlü hakları mevcuttur!..
Sana öğretilenler gereği kocan her şeyi bilendir: Sus, yorum yapma sakın, sen ne anlarsın!.. “Ben bilmem eşim bilir” programı adını nereden alıyor dersiniz...
Asıl korkular, kaygılar anne olduktan sonra başlar. Bebeğimiz ilk andan itibaren hayattaki en büyük kaygımız olur. Son zamanlarda yaşananlar ekseninde sosyal medyada gördüklerimiz, okuduklarımız anaları düşüncelere iter: “Ya çocuğum Kürt olsaydı ya Suriye’de doğsaydı...” gibi düşünceler uzar gider. Pekiyi Türkiye’de doğunca şanslı mı olmuş oluyoruz? Hayır, hiçbir farkı yok; ırkçılık ve faşizmin ülkesi yok ki...
Mücadele isteğiyle yanıp tutuşan bir anne olarak evde sıkışıp kalmak, bir şeyler yapamamak, yaşadığımız korkuları değiştirebilmek uğruna sosyalizm mücadelesinde yer alamamak, kıyısında köşesinde durmak...

Sosyalizme olan tutkum ve umutlarım bilinçaltı olarak rüyalarıma yansıyor. Rüyalarımdan birinde Kobanê için eylemler yapılıyor. Yoldaşlar Alınteri flamalarıyla yüzlerini örtmüşler... Polisler geliyor, barikatlar kuruluyor, çatışma başlıyor. Ben çocuğumu evde uyutmuşum. Eyleme katılıp hemen dönüp çocuğumun mamasını verme derdindeyim. Polisler kitleyi kovalarken beni de yakalıyorlar kolumdan. O an aklımdaki tek şey gözaltına alınmamak! ‘Çocuğum aç kalır, uyanır da beni göremezse’ düşüncesiyle polisi kolumdan öyle bir silkeleyip kenara atıyorum ki yanımda olanlar “Helal olsun sana” diyorlar. Yoldaşlarıma, hemen eve dönmek zorunda olduğumu söyleyip koşa koşa eve dönüyorum. Koşarken tek sayıkladığım yavrumun aç kalacağı... Yol bir türlü bitmiyor, ben koştukça adeta uzuyor. Nefes nefese yetişiyorum eve. Derin bir oh çekiyorum, mama saatine yetiştim, aç kalmayacak yavrum...
Bu kasvetli ve yorucu bir rüyaydı. En güzel rüyam ise sosyalizmi kurmuşuz, tüm yoldaşlar bir arada masa başındayız. Darmadağın olmuş ülkenin yapım aşamasını konuşuyoruz. Uyandığımda sosyalizmin gelmiş olmasının verdiği huzur, rahatlık ve derin bir mutluluk vardı, o gün evimde sosyalizmi yaşadım.
Çok iyi bilmeliyiz ki, bizleri, kadınları, eşleri, anneleri korkularından arındıracak, çocuklarımıza iyi bir gelecek sağlayacak tek sistem sosyalizmdir. Kapitalizmde yaşadığımız sürece ne korkularımız bitecek, ne dertlerimiz azalacak, analar olarak öfkelenmeye devam edeceğiz.
Alınteri okuru