Zorunlu din derslerini kaldırmak mı?!

19'uncu Milli Eğitim Şurası'nda zorunlu din dersleri ana okullarına kadar giriyor!

GENÇLİK
Çarşamba, 3 Aralık 2014 (11 yıl 10 ay önce)

Tayyip Erdoğan’ın kafasındaki nesli bir kez daha tasvir ettiği, böyle bir nesle ulaşmak için gerekli eğitim politikalarının altını çizdiği içerikteki konuşmasıyla açılışı yapılan 19'uncu Milli Eğitim Şurası, eğitim sistemindeki stratejik değişikliklere yeni halkalar ekleyecek önemli kararlarla devam ediyor.



 



Bir önceki şurada son anda 4+4+4 eğitim politikası gündeme getirilmiş ve alelacele geçirilmişti. Şimdi de ilköğretim okullarının tek model altında toparlanması (yani eğitimin İmam Hatip ve diğer model şeklinde “sadeleştirilmesi”!), dini eğitimin ana okullara ve ilkokul 1’inci, 2’inci, 3’üncü sınıflara da zorunlu ders olarak taşınması kararlaştırıldı!



 



Şura, adı üstünde konunun taraflarının bir araya gelip tartıştığı, kararlar aldığı bir danışma meclisi anlamına gelir. Fakat bu hep isimde kalmıştır. Aslolan yine burjuvazinin ihtiyaç ve yönelimlerine göre belirlenen politikalar ve bu politikaların taşıyıcısı olan kurumlar olmuştur. Cumhuriyet’in ilk yıllarında itibaren (1933) yasal bir kimlik kazanan Milli Eğitim Şurası, ismindeki demokratik çağrışımın tersine faşizme özgü korporasyon tipi örgütlenmelerin eğitimdeki ifadesi olmanın ötesine geçememiştir.



 



Sözümona eğitim alanında örgütlü tüm sendikaların, bilim insanlarının, aile ve öğrencilerin katıldığı bu toplantıların her zaman gizli bir gündemi ve dümeni elinde tutan kurumları olmuştur. AKP döneminde yapılan 3 şurada da onun şef değneği olan Eğitim Bir Sen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın stratejik planlarını ‘kitle örgütü’ sıfatıyla gündeme taşımış, burjuva hükümetin eğitimin ruhunu daha bir gericileştiren stratejik yönelimlerine “demokratik” bir kimlik kazandırmıştır. Bu Şura'da da olan bu olmuştur.



 



İronik olan, her seçim döneminde sahneye indirilen Alevi Açılımı bir kez daha gündemdeyken ve bizzat Başbakan tarafından ‘gerekirse zorunlu din derslerini kaldırırız’ denilirken; Şura’da bu derslerin kaldırılması bir yana, ana okullarına ve 1’inci, 2’inci, 3’üncü sınıflara taşınmasının, dinsel içerikli derslerin haftada 2 saatten 6 saate çıkartılmasının tartışılıyor olması! Başbakan AİHM’in cemevlerine ilişkin kararından sonra seçim atmosferine de uygun olarak Alevilerin nabzına göre şerbet vermek için  büyük enerji harcarken(!) esas yönelimin Şura’da bu denli açıkça ortaya konulmuş olması! Hatta Şura’nın gizli yol haritasında ‘karma eğitimin kaldırılmasına’ ilişkin önerilerin bulunması ve bunların da tıpkı 4+4+4 eğitim politikasında olduğu gibi son anda ve alelacele kararlaştırılmasının hiç de uzak bir ihtimal olmaması!



 



Sözün kısası Davutoğlu’nun ak dediği şeyin esasında karayı ifade ettiği gerçeğiyle bir kez daha karşılaşıyoruz. Tıpkı, IŞİD saldırılarından kaçıp Suruç’ta kurulan çadırlara yerleşen Kobanêli emekçileri ziyaret ederken “Kobanê düşmeyecek!” gibi bir temennide bulunur bulunmaz, IŞİD’in, hem de Türkiye topraklarından, Kobanê’ye saldırmasında olduğu gibi. Şimdi de Davutoğlu Alevilere jestler yaparken arka planda da devletin Sünni İslam kimliği ana okullarına kadar taşıyacak politikalarla derinleştiriliyor.



 



Sözün kısası burjuva hükümetin neoliberal yönetişim ritüelleri şimdilerde Davutoğlu’nun “yumuşak” yüzüyle perdelenen dalavereler biçiminde tekrarlanıyor. 19’uncu Eğitim Şurası ile Alevi açılımı arasındaki ironi  bunun çarpıcı ifadesi olduğu kadar, bundan sonrasının açık ilanıdır!