Madenciye reva görülen...

700’e yakın işçi madenin derinliklerinde katledildi, resmi rakamlara 301 olarak geçti, geri kalanlar unutturulmaya çalışıldı

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 12 Aralık 2014 (11 yıl 10 ay önce)

Madencilere Reva görülen: Ölmediyseniz diri diri ölün!..



13 Mayıs 2014 tarihi kocaman kara puntolarla Madenci katliamı olarak geçti tarihe. Bu tarihten itibaren devlet-hükümet-sermaye-güvenlik güçleri işbirliği içinde katliamdan yükselen çığlığı boğmaya yöneldi.



 



Tamı tamına 700’e yakın madenci madenlerin derinliklerinde katledildi. Ancak resmi rakamlara 301 olarak geçti, geri kalanlarla ilgili resmi bir açıklama yapılmadı. Unutturulmaya çalışıldı.



 



Katliamın gerçekleştiği madende ve civar madende çalışanlar gönüllü olarak arama-kurtarmada görev aldılar arkadaşlarını sağ çıkarabilme umuduyla…



 



Katliamdan sonra hesap sorulmadı, sorulamadı. Maden işletmeleri katliamdan sonra işçilere 6 ay boyunca çift maaş vererek işçilerin çığlıklarını, öfkelerini yatıştırmaya çalıştılar.



 



Katliamda yakınlarını kaybedenlere birçok vaatte bulunarak seslerini kıstılar. Madencilerin birçoğu psikolojik destek almak zorunda kaldı. Uyku düzenleri bozuldu, sinir krizleri geçirenlerin haddi hesabı yok.



 



Sokağa çıkanlar ise polis, gaz, tazyikli su, biber gazı, cop ve devlet yetkililerinin tekme tokatlarıyla karşılaştı. Öbür taraftan madencilerin evlerine onlarca imam ordusu gönderildi.



 



Özel şirketlerde olan maden işletmelerinin TKİ’ye geçirilmesi ve çalışma koşullarının düzeltilmesi talepleri gözardı edilerek, görmezden gelinerek ve sorumluları hiçbir şekilde cezalandırılmayarak kapitalizmin fıtratı uygulandı.



 



Dünya tarihindeki en büyük işçi katliamının mimarı olarak tarihte yerini alan Türkiye egemenleri, madencilerin sesini duymak yerine katliamdan ölmeden kurtulanları açlıkla karşı karşıya bırakmayı tercih etti.



 



Katliamda hayatını kaybeden işçilerin çocukları, eşleri, aileleri perişan edildi. Birçok işçi çocuğunun psikolojisi bozuldu; reddeden, hayal dünyalarında  babalarıyla yaşayan hasta bireyler haline getirildi.



 



“Ölmediyseniz işsiz ve aç kalın” diyerek 2 bin 800 madenci diri diri mezara konuldu, sokağa atıldı. 2 bin 800 madenciye işten atıldıkları cep telefonundan gönderilen mesajlarla bildirildi, bir hafta sonra da işten çıkarılma belgeleri posta yoluyla gönderildi evlerine…



 



Başka madenlere iş başvurusunda bulunan işçiler ise “sizin psikolojiniz bozuk, çalışmaya elverişli değilsiniz” diyerek geri çevriliyor. Madenlerde çalışmaktan başka iş bilmeyen, başka alternatifleri olmayan madencilere ve ailelerine açlık ve sefaleti reva görenler ölmediyseniz böyle ölün diyorlar...



 



Havanın buza kestiği bu günlerde, katliamdan şu ve bu şekilde kurtulanlar sokağa konarak çaresizliğe mahkum edilmeye çalışılıyor. Bütün bunlara sessiz kalmayacaklarını madencilerin birleşerek bütün bu yapılanlara karşı mücadele etmeleri gerektiğini iliklerine kadar hisseden bir madenci Ercan Çetinyılmaz hesap soracaklarını dile getirerek şunları iletti bize:



 



 




Önce emeğimizi sonra ekmeğimizi çaldılar





Soma katliamında yüzlerce Madenci işçi katledildi.





Madenci işçiler üzerinde artarak devam eden baskıların, mobing ve işsizlik tehdidinin ardı arkası kesilmiyor. Geçen hafta bir günde 2 bin 800 madencinin işlerine son verildi.





Maden ocaklarında, hiçbir gerekçe gösterilmeden katliam gibi işçi kıyımı yapılması üzerine İzmir Kınık'ta yaşayan bir madencinin yaşananlara ilişkin değerlendirmesi:




 




Bize verilen çıkışlarda kanuna dayanan hiçbir şey yok çünkü 2 bin 800 kişiye çıkış veriyorsun gerekçe göstermiyorsun,





1- Oysa bana bir ay önceden tebligat göndermesi lazım.





2- Senin işletmen kapalı niçin halen 350-400 kişi çalışıyor





3- Senin bu işletmeden başka bir sürü işletmen var





4- Bu işletmenin asıl sahibi TKİ madem, devlet niçin sahip çıkmıyor.




 





 




Hani hükümet ve ülkeyi sözümona yönetenler söz vermişlerdi, bizi asla mağdur etmeyeceklerdi. Verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı. Yani sizin anlayacağınız, biz işçileri kullanmaya çalışıyorlar, buna müsaade etmeyeceğiz, yeter artık! Bu zamana kadar emeğimizi çaldılar şimdi de ekmeğimizi aldılar. Bu mu sosyal devlet, bu mu adalet! Düne kadar bizim ürettiğimiz kömürle seçim propagandası yapıyorlar.





Şimdi ekmeğimizi aldılar elimizden, bunca insan bu kış gününde ne yapacak? Bu ülkeyi yönetenlere soruyorum. Kendilerine saray yapacağına, kızına 50 bin liralık danışmalık ödeyeceğine bizlere de sahip çıksalar ya!.. Seçimler yaklaşıyor, umarım yine kömür torbalarıyla oy almaya çalışmazlar. Bence çalışmamalılar zaten burada herkes perişan vaziyette. Oysa bu insanların vergileriyle onlardan çaldığınız paralarla saraylar, gemiler vs. aldınız. Bunun için hiçbir işçi arkadaşım haklarını bunlara helal etmiyor.





Son olarak şunu söyleyeyim; bu işten çıkarmalar kanun dışıdır. Bunu avukatlar söylüyor, hiçbir yasal dayanağı yok. Ama işveren ve hükümet danışıklı dövüş yapıyor, Soma'da bu da yine işçilerin üzerinden gelişiyor.





Bir de Maden-İş Sendikası’na bir sözüm var: Bu zamana kadar benim hiçbir hakkımı savunmayan sendika şimdi ‘işverenin mal varlığından tedbir kaldırılırsın’ diyor!!! Bizim aidatlarla sefa süren sendikacılar şimdi bize sahip çıkmıyor.





Birlikten güç doğar, birlik olma zamanı artık. Bizim kaybedecek bir şeyimiz kalmadı. En sonunda elimizden ekmeğimizi de aldılar, biz ekmeğimize sahip çıkmak için ne gerekiyorsa sonuna kadar mücadelemizi vereceğiz, yeter ki birlik olalım…