Almanya’nın Dresden kentinde “İslam karşıtlığı” söylemiyle başlayan gösteriler diğer kentlere yayılıyor
Almanya’nın Dresden kentinde başlayan “İslam karşıtlığı” söylemiyle yapılan gösteriler her geçen gün büyüyerek ve diğer kentlere yayılıyor. "Pazartesi Yürüyüşleri” adı altında gerçekleştirilen bu gösterileri, Batının İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar (Pegida) adlı ırkçı faşist bir hareket organize etmekte. Liderliğini daha önce uyuşturucu ticareti suçundan cezaevi de yatmış olan Lutz Bachmann yapıyor.
Önceleri yüzlerle ifade edilen gösterileri giderek kalabalıklaşmakta. Son gösteriye 15 binden fazla kişi katıldı. Gösteriler Bonn, Düesseldorf, Kassel ve Würzburg gibi kentlere de yayıldı.
Irkçı faşist değil de nesiniz?!
Gösterilere katılanlar ırkçı faşist bir oluşumun toplumsal tabanını oluşturuyor. Fakat gösterilere katılanların hepsi ırkçı faşist değil. Geniş bir kesimi yabancılara karşı önyargılar besleyenler oluşturuyor. Pegida’yı diğer neo Nazi örgütlerden daha tehlikeli kılan da bu. Bu hareket “Neo Nazi değiliz, ırkçı değiliz” söylemleriyle daha geniş bir kesimi ırkçı faşist eksende toplamaya çalışıyor. Bu anlamda hafife alınmamalıdır. Onun sinsi yükselişine karşı var olan anti faşist tepki ve dinamiğin örgütlenmesine özel bir önem vermek zorundayız.
Irkçı faşist örgütlenme, “Ekonomimizi yabancılar batırıyor” söylemi ile kapitalizmin krizinin çılgınlaştırdığı yerli emekçilerin ülkedeki yabancılara karşı önyargılarını keskinleştiriyor. “Kimse konuşmaya cesaret edemiyor. “Hemen Nazi damgası vuruluyor. Radikal düşüncelerle işimiz yok” demagojisiyle Nazi olmadıklarını iddia ediyor. Fakat Pegida da kendisini önceleyen ırkçı-faşist örgütler gibi emperyalist kapitalizmin krizi ve çürümüşlüğünden beslenmektedir.
Bonn’da Bogi’da, Düsseldorf’ta Dugi’da gibi değişik adlarla ortaya çıkan hareketlerin çekirdek kadrolarını da neo-Naziler oluşturmaktadır.
“Irkçı değiliz” demagojisi
Liderleri Bachmann, tanımlamaları reddederek “Sıradan halkın düşündüğü şeyleri dile getirdikleri için suçlandıklarını” iddia ediyor. “Gösterilerde yer alan aşırı sağcı grup üyelerinin 100’ü geçmediğini” öne süren Bachmann, bu kişileri de dışladıklarını belirtiyor.
Bachmann, hazırladığı manifestoda, “savaştan kaçan mültecilerin Almanya’ya gelmesine karşı çıkmadıklarını, Almanya’nın sosyal hizmetler sistemini sömüren ‘ekonomik mültecilere’ karşı olduklarını” söylüyor. Bu durumdan Alman siyasilerini sorumlu tutan Bachmann, “emekliler buz gibi evlerde, sığınmacılar ise lüks konutlarda oturuyor” demagojisini tekrarlayarak ırkçı yüzünü kusuyor.
Gösterilerinde atılan “Suç işleyen sığınmacılara sıfır tolerans”, “Anavatanımızı koruyalım”, “İslamlaşmayı durdurun”, “Almanya’yı sevmeyen Almanya’yı terk etsin”, “Kızımın burka giymesini istemiyorum” sloganları Pegida’nın ırkçı faşist karakterinin başka bir göstergesi.
Pegida’nın argümanlarından biri de, “hangi taraftan olursa olsun radikal grupların Almanya’da faaliyet göstermemesi gerektiği“… “Kentlerimizde radikallerin çatışmalarını, din savaşlarını istemiyoruz” diyen Bachmann, Avrupa’da IŞİD, PKK, El Kaide’nin faaliyetlerini istemediklerini söylüyor.
Pegida’nın bir diğer özelliği ise, çok bilinçli biçimde hiçbir gösteride ırkçı-faşist semboller kullanmıyor oluşları. Irkçı-faşist örgüt, yabancı düşmanı, İslam karşıtı eylemlerine böylelikle daha fazla insan katmakta.
Pegida, Almanya’da, ırkçı-faşist hareketlerin yeni yüzü ve adıdır.
Avrupa’da İslam tehlikesi adı altında ırkçı-faşist propaganda ve örgütlenmenin işini kolaylaştıran bir başka etken de, IŞİD denilen İslamcı-faşist cinayet örgütünün Alman orta sınıfı ve küçük-burjuva çevrelerinde yarattığı politik iklimdir. Irkçı faşist hareket bu iklimi iyi değerlendirmektedir.
Pegida’nın ortaya çıkışı ve yarattığı ortam, neo-nazizmin bu yeni yüzünü güya kınama mesajları yayınlayan Alman burjuvazisinin de işine gelmekte. Alman burjuvazisinin bütün kesimleri, bu tür örgütlenmeler aracılığıyla işçi sınıfı ve emekçileri yerli-yabancı, Hristiyan-Müslüman, siyah-beyaz diyerek bölmenin ve birleşik sınıf mücadelesinin oluşmasını engellemenin peşindedir.
Ancak onlar ve uşakları, Almanya’da milyonlarla ifade edilecek anti faşist dev bir damarın bulunduğunu unutmaktadır