Tersane işçi Kurulu’nun kurulması çevremizde yer alan 25-30 işçiyle yaptığımız toplantılar sonucu karara bağlandı
İşçi Kurultayı'ndan etkilenerek bizimle çalışma yürütmek isteyen dostumuzun çalıştığı işyerine gittiğimde arkadaşı neredeyse yarım saat aramak zorunda kalmıştım toz duman içerisinde... Arkadaş tersanelere bağlı yaklaşık 20-25 kişinin çalıştığı bir atölyede taşçı olarak çalışıyordu. İş çıkış saatine yakın gittiğim için biraz beklememin ardından tersane işçilerinin çıkış saatinde uğrak yerleri olan çay ocaklarında buluştuk. Çayımızı yudumlarken bir taraftan da tersanelerdeki çalışma koşullarını ve siyasi çevrelerin çalışma tarzlarını konuşuyorduk.
O dönem “iş kazaları” sıklıkla yaşanmasına rağmen iş cinayetleri neredeyse yok gibiydi. Daha çok hangi halkadan başlatmak gerektiği üzerine bilgi alışverişi yapıyorduk. İlk olarak tersane işçilerinin uğrak yeri olan sıra sıra çay ocaklarında yoğunlaşmak ve hem işçilerin sohbetlerine kulak misafiri olmak hem de yüz tanışıklığı sağlamak için neredeyse her gün akşam çıkışı çay ocaklarında bitiyorduk. Bu arada çevremizde bulunan dostlarımızı tersanede çalışma yürüteceğimizi ve tersanelerde çalışmaları için ikna etmeye başlamıştık. Bu ikna sohbetleri sonucu bir kaynakçı arkadaşımız kısa bir süre sonra tersanede kaynakçı olarak işe başladı. Böylece içerde, yani tersanelerde çalışan iki arkadaşımız olmuş oldu.
İşe son giren arkadaşımızın örgütçü yanının güçlü olması sayesinde çalıştığı tersaneden bir işçi daha örgütledi ve artık düzenli toplantılara geçiş yapmaya karar verdik. Düzenli toplantılarımız işlerin daha örgütlü ve düşünülmüş tarzda yürümesini sağladı. Tersane çalışmasını dışardan başka bir yoldaşla birlikte yürütüyorduk. İlk toplantılarımız oldukça tartışmalı ve sert geçiyordu. Bunun temel nedeni hangi canalıcı halkadan başlanması gerektiğinin tespitini yapamamamızdan kaynaklanıyordu. Çalışma yürüttüğümüz alan oldukça geniş ve karmaşıktı, hem bu sektörü anlamaya çalışıyor hem de diğer siyasi çevrelerden farklı bir tarz ve yöntem uygulamak gerekiyordu. Bu sıkışma sonucu toplantılarımızın birbirimizi kırma, hatta sinirlenip terketme noktalarına dahi geldiği oluyordu.
Bu sıkışmalar yoldaşla benim bu çalışmaya tamamen kilitlenmemiz, tersaneyle yatıp tersaneyle kalkmamızın bir sonucuydu. Öyle ki, yoldaş ile tersanelerin etrafında saatlerce yürüyüp nasıl bir çalışma yürütmeliyiz üzerine kafa patlatıp duruyorduk. ‘Tersanede yatıp tersanede kalkıyorduk’ desek abartı olmaz.
Bu sırada dışardan da yoldaşlarımız tersane çıkışlarında gazete satışlarına başlamışlardı. Fakat dışardan gazete satışları ve dışardan çeşitli müdahaleler istediğimiz sonucu vermiyordu. Yanımdaki yoldaşın da geçici olarak tersanede işe girmesi kararını alıyoruz ve yoldaş hızla bir tersanede taşçı olarak işe başlıyor. Artık tersanelerde çalışan üç yoldaşız; fakat çalıştığımız alanın genişliğini düşündüğümüzde bu, okyanusta bir damla bile değildi.
Yoldaşın işe başlaması işçileri ve sektörü daha içerden kavramamız açısından önemli bir adım olmuştu bizim için. Bu sırada işler iyiye doğru gitmeye başlamıştı. Tersanede çalışan arkadaşlar iyi bir halka yakaladılar, bir grup Kürt işçiyle tanıştık ve gerisi çorap söküğü gibi geldi. Tabii ‘çorap söküğü gibi geloi’ derken iş öyle kolay da olmadı. Artık çevremizde 9-10 kişilik bir işçi grubu olmuştu ve yoğun mesailer sonucu bu işçi arkadaşlarla hızla samimi bir bağ yarattık. Öyle ki evlerine gidip geliyor, onlarda kalıyor, çocuklarıyla ilgileniyorduk; ailevi sorunlarını bizlere açıp yardım istiyorlardı. Fakat bu düzeyi yakalamak için gecemizi gündüzümüze kattık desek yerinde olur.
Tanıştığımız işçilerle hem kendi bağlarımızı hem de birbirleriyle olan bağlarını sağlamlaştırıp güçlendirmek için ailelerle birlikte akşamları ev ziyaretleri örgütledik. Bir akşam bir işçinin evinde kolları sıvayıp toplu olarak yiyeceğimiz akşam yemeğini biz hazırlarken diğer akşam işçilerin çocuklarına resim dersi vermeye başladık. Bu sayede artık işçilerin tüm yaşamlarında olumlu değişimlere neden olmaya başlamıştık. Bu gruptan bir işçi arkadaşımızın “ya siz benim yaşamımı değiştirmeye, anlamlandırmaya başladınız size bu yüzden güveniyorum” demesi bu çalışmada yoldaş ile aldığımız en büyük ödüllerden birisiydi. Mesele tam da buydu, değiştirmek ve onların yaşamlarının tam göbeğinde yer alarak karşılıklı güveni pekiştirmek.
Çalışmamız gittikçe gelişiyor ve çevremizdeki işçi sayısı neredeyse her geçen gün artıyordu. Artık çevremizde bizimle iş yapmak isteyen MHP’li işçiler dahi vardı. Beş vakit namazını kılan 4 çocuk babası Hacı dayımız bile neler yapabiliriz’i tartışıyordu. Hacı dayımızın evine gittiğimizde “tersanede neler yaparız”ı konuşup tartışırken “durun çocuklar yatsı namazını kaçırmayayım, kılıp geleyim” diyor namazını kıldıktan sonra tartışmaya devam ediyorduk. Hacı dayımız “evet çocuklar siz komünistsiniz ama iyi çocuklarsınız” diyordu sık sık. MHP’li işçi arkadaşımız ise tersanede çalıştığı tulumunda üç hilal logosuyla çalışan bir işçi dostumuzdu. Fakat hepsi bizimle tersanede bir şeyleri değiştirmek için çaba harcıyorlardı. Bu bizim için muazzam deneyimler yaşadığımız bir süreçti. Hem öğretiyor ama ondan da çok yaparken öğreniyorduk. Alışkın olmadığımız, her siyasi görüşten geniş bir işçi çevresiyle çalışma yürütmeye başlamıştık.
Artık çevremiz genişlemiş ve olanaklarımız oldukça artmıştı; bölgede kurumsallaşmanın adımlarını atmak gerekiyordu. Bu aslında bölgede kurumsallaşmamızın ve daha geniş işçi kitlelerine içerden seslenmemizin zeminini de yeterince olgunlaştırmıştı. Bu bağlamda İşçi Kurultayı politikamızın ayaklarından birisi olan Tersane İşçi Kurulu’nu kurma kararı aldık. İlk olarak çekirdek bir üst birim oluşturduk. Bu birim yarı legal-yarı illegal bir yapıydı. 5 kişiden oluşuyordu, bölgedeki çalışmayı yönetecek olan üst komite minvalinde bir görevi vardı. Bunun altında ise Tersane İşçi Kurulu yer alıyordu.
Tersane işçi Kurulu’nun kurulması çevremizde yer alan 25-30 işçiyle yaptığımız toplantılar sonucu karara bağlandı. Her hafta düzenli toplantılar yapıyorduk. Kurul kasasına harcamalar için verilecek aidatın belirlenmesi, bu kasanın sorumluları ve paranın nasıl ve hangi koşullarda kullanılacağı, kurulun tüzüğü, kurul üyelerinin eğitimi için eğitim listesi ve materyallerinin hazırlanması, bundan sorumlu işçilerin seçilmesi vb. vb. hepsi bu toplantılarda çeşitli tartışmalar sonucu karara bağlandı. Tersane İşçi Kurulu, tersaneler bölgesinde yer alan bir çay ocağında işte böyle kuruldu.
Tersane İşçi Kurulu’nu artık resmen dosta düşmana açıklama aşamasındayız. Bunun öyle klasik yollarla yapılmaması için kafa patlattık. İşçiler merak etmeliydi bunlar kim diye... İlk olarak sadece Tersane İşçi Kurulu logosunun olduğu afişler yapma kararı aldık. Ardından da bir bildiriyle kim olduğumuzu tüm tersane işçilerine duyuracaktık. Biz bu çalışmaların hazırlığını yaparken, tam da o yoğun günlerin arifesinde olduğumuzdan haberdar değildik. Bu süreçle birlikte tersaneler bölgesinde iş cinayetlerinin yoğun olacağı bir sürece giriyorduk.
[Sürecek]