Nefes Bar emekçilerinden açıklama

Günlerdir grevde olan Nefes Bar emekçileri bir açıklama yayınladılar

İŞÇİ SINIFI
Pazar, 11 Ocak 2015 (11 yıl 9 ay önce)

Nefes Bar emekçilerinden açıklama



Grevin 3. gününde Nefes Bar yetkililerinin "Basına zorunlu açıklama" başlığıyla yayınladıkları ancak şu an hiçbir yerde bulunmayan açıklama metnine cevaben kaleme alınan Nefes Bar emekçilerinin açıklamasınını olduğu gibi yayınlıyoruz:



 




Sermayenin ağzından çıkan ‘objektif’ veya ‘kolektivizm’ gibi kavramların hangi tarihsel koşullarda gerçekçilik kazanacağını tartışmaya bile gerek görmüyoruz. Kapitalist üretim ilişkilerinde, patronun ‘damarına basıldığı’ yerde ‘hakkaniyet’ söylemine sığınmasına şaşırmamak gerekir. Tarafların dinlenmemesi hususunda şikayet edilen nokta, bir ‘taraf’ın dinlenebilir bir üslupla yaklaşmadığı gerçeğini görmezden gelmekle ilgilidir.





Bir işletmenin ‘tekel’ veya ‘tröst’ olmasını beklemeksizin, irili ufaklı bütün ölçeklerde emeğin sömürüsü üzerinden para kazanılmasının ezen-ezilen dinamiğini içermesi kaçınılmazdır. Nefes’in 10 yıllık geçmişi içerisinde emekçilere ‘reva’ görülen her türlü muamelenin ne olduğunu, birkaç ay evvel işten atılmaları durumunda herhangi bir hak talep etmelerini engelleyecek belgeler imzalattırılmak istenen, mutfakta ve ocakbaşında çalışan abilerimize sorulmasının istenmesi bizim açımızdan son derece ironiktir. 





Ayrıca bizler Nefes’te herhangi bir karşılık beklemeden işletmeye binlerce liraya mal olabilecek tadilat, yenileme, temizlik vs. gibi ‘iş’ dışı işleri yapmaktan kaçınmadık fakat bir ‘teşekkür’ bile görmemenin ötesinde ‘siz bu dükkana ne katkı sunuyorsunuz ki’ minvalinde düşüncelerle karşılaştık. Nefes emekçilerinin aldıkları ücretin cironun yüzde 10’u olduğunu inkar edecek değiliz. Günde neredeyse 2 mesai yaparak gün doğumuna kadar 13-15 saatlere varan çalışma sürelerini gözönüne alırsak, aldığımız ücretin ‘saat’ bazında ‘piyasa’da çalışan diğer emekçi arkadaşlarımızdan farklı olmadığı gayet açıktır.





Ayrıca kapanış saatinde taksiden başka hiçbir taşıma aracı olmadığı halde ve onca saat çalışmanın ardından söylene söylene bize uzatılan 3-5 lira taksi parasının bir lütufmuşçasına sunulması bizce büyük haksızlıktır. Bir barın –kendisi- ‘siyasi’ olamaz. Eğer böyle bir imajı varsa bunu yaratan bara gelen müşteriler ve çalışanlardır. Son dönemde bizleri rahatsız eden şeylerden birisi de daha önce bizim de Nefes’in sahip olduğunu düşündüğümüz ‘muhalif’ ve ‘emek yanlısı’ tavrının değişmiş olduğu gerçeğidir. Bunun somut ifadesi patronlardan birinin grev yaptığımız alanda bulunan dövizlerimize saldırması, bize küfürler edip hakaretler yağdırmasıdır. Olay anının görüntü kayıtları elimizdedir. Nefes’in sahip olduğu söylenen ‘siyasi’ konum bugün artık bu düzeydedir.





Sermaye kendi varlığını ve yeniden üretimini artık değere borçludur. Bunu ikincil gören ‘hassasiyet’ nasıl olur da bir emekçiyi diğer emekçi kardeşiyle karşı karşıya getirir. Nefes’in tüm ortaklarının emek sürecine dahil olduğunu söylemek isabetsizdir. Çünkü emek sürecine dahil olmaktan anladığımız, serviste çalışan arkadaşların baskılanması, ‘kontrol’ edilmesi ve ilgili-ilgisiz yönlendirilmeye çalışılması değildir. Emekçilerin üzerinden aylık binlerce lira para kazanan bir patronun garsondan daha az yevmiye aldığını söylemek ne kadar ciddiye alınabilirdir, vicdanlara bırakıyoruz.





Bahsi geçen ‘bir olay’ arkadaşımızın final sınavları süresince izin aldığı için işten atılmış olmasıdır. En azından kendisine belirtilen gerekçe budur. Verilen hakların gaspı noktasında Nefes’in iç işleyişini ifşa ederek asıl çelişkinin üstünü kapatmak yanılgısına düşmeyeceğiz. Bizim bazı ortakları ‘istemememiz’ ortakların kişilikleriyle ilgili değil, bu ortakların Nefes’in çalışma biçiminden bihaber olmalarıyla ilgilidir. Yine aynı ortakların bizim ‘sandığımız’ işletmecilik algısından öte klasik ‘patron’ olma özleminde oldukları da bilinen bir gerçektir. Bu da bizim için yeterli bir sebeptir.





Kaldı ki sermayenin ve üretim ilişkilerinin emekçilerin inisiyatifinde olmasını istemek sınıfsallığın tam da özüdür. Niyetimiz kimseyi ekmeğinden etmek değil -ki mevzu bahis ekmek değil pastadır- emekçilerin iradesini olası bir maddi temele oturtmaktır. Baş[kent]’in göbeğinde aylık ticari hacmi on binlerce lira olan bir bar işletip ardından ‘taşra güzellemesi’ yapmayı açıklamak olanaksızdır. Bizler kimseyi köylü, kentli, taşralı olarak kategorize etmeyiz. Bizim için aslolan emek ve ona ‘reva’ görülen tavırdır. Bu ‘suçlama’ özü itibarıyla tamamen asılsızdır. Bu durum Nefes’in sosyolojik tanımlanışı bağlamında basit bir ‘mizah’ unsuru olmanın ötesinde bir anlam ifade etmemektedir.





Sesimizi yükseltmemiz böyle ithamlarla karşılık buluyorsa, bunu komik bir ‘savunma’ refleksi olarak tanımlarız. Zaten temeldeki çelişkiyi besleyen şey burjuva hukukunun sermayenin çıkarına işliyor olmasıdır. Bu aşamada hukuk dersine de ihtiyacımız yoktur!  Son olarak yaptığımız grev bir tırnak işaretiyle anlam kaybetmeyecek ve boşa düşmeyecektir. Mevcut koşullar gereği son derece somut ve haklıdır. Çalışanlarını mağdur etmeme kaygısı güden Nefes, emekçisine küfür ve tehditle yaklaşmaktansa sahip olduğunu söylediği ‘hassasiyeti’ belki şimdi kazanmalı bu doğrultuda emekçilerini muhatap alarak haklı taleplerine cevap olmalıdır. 




 



NEFES BAR EMEKÇİLERİ