Hayat Metal'de Bermuda şeytan üçgeninin kırılması zorunluluğunu bir kez daha gösterdi
Metal grevinde sınıf mücadelesinin temel bir yasası işledi: İşçi sınıfı ancak devrimci bir örgütlülüğe sahipse güçlü olur ve gücünün karşılığını alır!..
Ne kadar saldırgan ve açgözlü hareket ederse etsin burjuvaziyi geriletmek mümkündür. Bunun için öncelikle belli bedelleri göze alan bir kararlılık gerekir.
Birleşik Metal tabanında bu kararlılık fazlasıyla vardı. “Açlıktan ölmeyiz, biz bu yoldan dönmeyiz” sloganıyla yola çıkan isçiler, greve çıkılan dakikalardan başlayarak Gebze Meydanı’nda ve fabrika önlerinde bunu çok net biçimlerde gösterdiler. Onun da öncesinde MESS’in tehdit ve şantaj aracı olarak gündeme getirdiği grev oylamalarında sandıklardan çıkan ezici “evet” oyları bu kararlılığı haykırıyordu adeta.
Öyle ki, Türk tekelci burjuvazisinin en kemik örgütlerinin başında gelen MESS’i bile çözmeye başlamıştı bu kararlılık. MESS’in tarihinde olmayan bir şey yaşandı ve ilk kez bir TİS surecinde kimi patronlar MESS üyeliğinden ayrılarak işçi sendikasıyla bağımsız sözleşme imzalama yönelimine girdiler.
Düşmanını yenme kararlılığı yoksa sınıf savaşımında da kazanamayacağın bir gerçektir. Ancak tek başına kararlılık yetmez burjuvaziyi geriletip yenmek için. Sonuna kadar gitme kararlılığı yanında akıllıca hazırlanmış savaş planlarına sahip olmak gerekir, zamanlamayı doğru yapmak gerekir, senin kavgana omuz verip gücüne güç katacak desteklere sahip olmak gerekir, sen gücünü koruyup idareli kullanırken hasımlarını yorup paniğe sürükleyecek ustaca manevralar yapmak gerekir…
Bu bağlamda daha bir dizi ihtiyaç ve koşul sayılabilir. Bunların bazıları şarttır, bazıları “olsa iyi olur” türündendir, bazıları olsa da olmasa da sonucu fazla etkilemeyecek türdendir.
Fakat buraya kadar andıklarımız dışında kalan bir koşul daha vardır ki, işte o olmadı mı, ne kararlılık bir işe yarar ne sayısal güç bir anlam ifade eder ne sana omuz vermeye dünden hazır dostlarının ve desteklerinin çokluğu bir yaptırım gücüne dönüşür. Aynı şey, strateji ve taktikler konusunda da geçerlidir. Sözünü ettiğimiz o tayin edici koşul yoksa eğer iyi kötü bir strateji ve taktik sahibi olma imkânı da yok demektir. İşlerin ve savaşımın gidişi düşmanının insafına ve niyetlerine, senin dışındaki etkenlere hatta şansa kalmış demektir.
Lafı fazla yaymadan söylemek gerekirse, sınıf mücadelesinde de her şeyin başı olan bu tayin edici koşul, seni zafere ulaştıracak, sana layık bir öncüye sahip olup olmamaktır.
Böyle bir öncünün varlığı her durum ve koşulda zaferi garanti etmez, daha doğrusu istese de edemez belki ama böyle bir öncüden yoksun olarak girilen her kavga -kuşun taşa çarpacağı istisnai durumlar dışında- yenilmeye mahkumdur.
Metal grevinde MESS’i bile çözmeye başlayan bir irade, kararlılık, coşku, destek, kazanma arzusu… vardı ama işte bu tayin edici koşul yoktu!..
Bu aslında bilinen bir durumdu. Çünkü metalde 20 yıldır aynı tiyatro sahneleniyordu. Sürecin başında, MESS patronlarının sektördeki koçbaşı faşist Türk Metal ve dinci ikizi Çelik-İş önlerine ne konursa ona imzayı basıyorlardı. Sözde ilerici sınıf sendikası Birleşik Metal bu satışa önce esip gürlüyor, grev-direniş tehditleri savuruyor, hatta arada bir harekete geçiyor, bir süreliğine greve çıkar gibi yapıyor ama çok geçmeden de üç aşağı beş yukarı aynı sözleşmeye imzayı basıyordu. Kısacası BMİS aslında yıllardan beri aynı oyunu oynadı. “Tavsana kaç, tazıya tut” taktiği izleyerek vaziyeti idare etti.
Ama bugün isler öyle bir noktaya geldi ki, süreç artık bu tür ayak oyunlarıyla geçiştirilip idare edilemezdi. Hayat BMİS’in önüne ya adam gibi işçi örgütü (sendika) olma ya da Türk Metal, Çelik-İş şeytan çemberinin üçüncü ayağı olarak sıradanlaşıp kendi ipini de çekme ikilemini getirip koydu.
Türkiye işçi sınıfının genelini ve geleceğini ilgilendirecek sonuçlar doğurmaya gebe bu tarihi kavşakta metal isçisinin netliği ve kararlılığı MESS’i dahi çözmeye başlamışken, BMİS’e egemen olan sınıfa ve sınıf mücadelesine yabancılaşmış, düzenle ve patronlarla uzlaşmaya dünden hazır bürokratik sendikal anlayışı çözemedi.
Burjuva hükümetin grevi yasaklama kararını tanımayacağını gösteren bir kararlılığı en kritik anda gösteremeyen ve grevi sürdürmekte ısrarlı fabrikaları bile “disiplin” ve “işten atılma” tehditleriyle geri çekilmeye zorlayan bu teslimiyetçilik, sırf hamamın namusunu kurtarmaya ve göz boyamaya yönelik bir iki atraksiyon dışında bu saatten sonra nasıl bir politika izleyebilir ki?..
Gelinen noktada hayatın önümüze (bir kez) daha koyduğu çıplak gerçek şudur: Metal’de Bermuda şeytan üçgeni kırılmalıdır!.. Aynı filmi tekrar tekrar seyretmekten bıktıysak, bugün patronların yanı sıra büyük bir kararlılıkla çıktıkları yolun daha başında kendilerini bir kez daha yüzüstü barakan çürümüş sendikal bürokrasiye de öfke duyan metal isçileri içindeki enerji ve kararlılık en azından bu arayışa yönelmeli, devrimci taban örgütlülüklerinin kurulup yaygınlaştırılması temelinde sınıf hareketine yeni bir ruh ve soluk kazandıracak adımlar ve açılımlar zorlanmalıdır!..
(Alınteri'nin 2 Şubat 2015 tarihli DSB köşe yazısıdır)