Ejot Tezmak böyle bitmemeliydi!

İşçi sınıfı bir direniş istediği gibi seyretmezse "ya hep ya hiç" mantığıyla havlu atan bir tutumun sahibi olamaz

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 6 Şubat 2015 (11 yıl 8 ay önce)

Metal grevinin Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklanmasına, önce fabrika işgaliyle tavır koyan, daha sonra sendikanın disiplin dayatmasıyla bunu şalter kaldırmama eylemine dönüştürerek sürdüren Ejot Tezmak işçileri 3 günlük ücretli izinden sonra bugün tazminatsız işten atılmakla (25. maddeden) tehdit edildiler.



 



İşçiler taleplerinde ısrarcı olup şalter açmama eylemindeki kararlılıklarını sürdürünce patron da fabrikayı kapatma resti çekti. Emekliliği gelen ya da 15 yıllık süreyi doldurarak tazminat hakkı kazanmış kırk işçi, patron üzerinde basınç oluşturmak için daha önce işten ayrılma kararı alıp dilekçelerini vermişlerdi.



 



Patronun bugün tazminatsız işten atma ve fabrikayı kapatma tehdidi karşısında da şalter kaldırmama kararlılıklarını sürdüren işçiler, bu sefer de otuz dokuz işçiyle 2 yıllık sözleşme önerisiyle karşılaştılar. İşçiler bu öneriyi de "diğer arkadaşlarımızın dışlandığı böyle bir anlaşma yapmayız" tutumuyla reddedince, patron, fabrika kapatma tutumunu net olarak bildirdi. Bunun üzerine işçiler tüm çalışanların tazminatının ödenmesi koşuluyla fabrikayı boşalttılar.



 



Ejat Tezmak işçileri, Paksan, Demisaş'taki sınıf kardeşleriyle birlikte burjuva hükümetin grevi erteleme kararı karşısında titrek ve geri çekilmeci bir tutum sergileyen Birleşik Metal yönetiminin bu uzlaşmacı eğilimini tanımayarak üretimden gelen güçlerini kullanmaya devam etmişlerdi.



 



Sendikanın cam grevinden de tanıdığımız bir yolu seçmesinin aslında MESS dayatmalarını kabule götürecek bir süreç işleteceği anlamına geldiğini öngören işçiler, şalter kaldırmama tutumlarıyla Paksan ve Demisaş'ta geri adım attırıp 2 yıllık sözleşme yapılmasını kabul ettirdiler.



 



Bu 3 fabrikanın tutumu tüm fabrikalarda azımsanmayacak bir etki yaratarak öfke ve hayal kırıklığı yaşayan işçiler açısından esinleyici örneklere dönüştü. MESS patronlarının şimdi Ejot Tezmak'ta yapmak istedikleri, metal işçilerinin bu arayışını somut bir tutuma dönüşmeden kırmak içindir.



 



Yasak karşısında yürünmesi gereken yolu pratik bir duruşla ortaya koyan Ejot Tezmak işçilerinin direnişi bu şekilde bitirmiş olmaları objektif olarak bir geri adımdır. Metal grevinin ertelenmesi kararı üzerine takındıkları öncü tutumla bugün baskılar karşısında benimsedikleri tutum birbirine uymamaktadır. Ejot Tezmak örneği bu sonuçla sendika ağalarına da kendi titrek tutumlarını meşrulaştırma olanağı vermiştir.



 



Kritik anda öncü bir tutum alan işçiler, önce sendikanın "disiplin" dayatmasıyla bir kırılma yaşayıp işgali sonlandırdılar. Bugünse tazminatsız işten atma ve fabrikanın kapatılması tehdidi karşısında "geri adım atmamak adına" tazminatlarını alarak fabrikayı boşalttılar.



 



Ejot Tezmak işçileri bu tutumlarının "esnemektense kırılırız" gibi bir yaklaşımın ifadesi olduğunu söyleseler de objektif olarak geri adım attıkları açık. İşçi sınıfı girdiği kavganın tıkandığı, istenen sonuca doğru götürülmediği, hatta yenilgiye uğrama olasılığının belirdiği her durumda işten atılmayı ya da ayrılmayı seçerse bu patronlar tarafından gerçekleştirilen kıyım politikalarını kolaylaştırmak anlamına gelir. Sınıf hareketi böyle "ya hep ya hiç" mantığıyla yürütülemez. Her bedeli göze alan kararlılık başka şeydir, işler istendiği gibi seyretmeyince "havlu atıp" geri çekilmek başka bir şeydir. İşçilerin bu noktadan sonra yapmaları gereken, sürdürdükleri tutumda ısrar etmekti. Buna karşı yaşanacak bir saldırı ya da kıyımın metal işçilerinin bütününde yaratacağı etki bu sonuçla kıyaslanmayacak bir etki olacaktı.  



 



Sendikanın işçileri yalnız bırakması, disiplin dayatmaları ve aslında sürecin başında hızla havlu atmasının metal işçisinde yarattığı moral bozukluğu ve çıkışsızlık duygusu çemberinin yarılmasını zorlayan Ejot Tezmak işçileri, çıktıkları yolu bu şekilde noktalayarak özünde çemberi kıramadıklarını gösterdiler. Bu açıdan da bu sonucu farklı biçimlerde açıklamaya çalışmak doğru bir tutum olmadığı gibi, sınıfa da bir yararı yoktur.



 



Ejot Tezmak işçilerinin bu şekilde geri adım atmış olmalarının sınıf açısından sorgulanması gerektiği açıktır. Fakat bu ne kadar gerekliyse, sendikanın patronlar karşısında titrek, işçi karşısındaysa son derece fütursuz yaklaşımı, disiplin dayatmalarının yarattığı basıncın bu sonuç üzerindeki etkisinin görülmesi de o kadar zorunludur. Sözün özü, Ejot Tezmak'ın bu şekilde sonuçlanması metaldeki 3'lü sendikal çemberin parçalanması zorunluluğunun altını bir kez daha çizdi.



 



Ejot Tezmak'taki sonuç esas olarak bu bütünlük içinde kavranmalıdır.