Mısır'da yetmiş iki taraftarın öldürülmesinden 3 yıl sonra aileler hâlâ adalet arayışında
O akşamın arkadaşlar ve akrabalarla birlikte dışarıda biraz hava alıp tuttukları takımı seyredecekleri bir akşam olması gerekiyordu ama gece sona ermeden 72 taraftar öldürüldü ve Port Said Stadyumu, devrim sonrası Mısır’ın en karanlık sayfalarından biri olarak kanla lekelendi.
1 Şubat 2012 gecesi, bazı tanıkların ifadelerine göre, yüzlerce Yeşil Kartallar (el-Masri) taraftarı Ehlevi (el-Ehli) taraftarlarına sopalar, bıçaklar, demir levhalar ve kılıçlarla saldırdığında, Port Said takımı el-Masri ile Kahire takımı el-Ehli arasındaki maç ev sahibi takımın 3-1’lik beklenmedik üstünlüğüyle sona ermek üzereydi. Polis, katliam gerçekleşirken kenarda durup hiçbir şey yapmadan bekledi, hatta bazı tanıkların ifadelerine göre bazı silahsız taraftarların üzerine ateş dahi açtı.
Bir Ehlevi taraftarı olan ve güvenlik gerekçesiyle gerçek ismini vermek istemeyen Eymen “O geceyi asla unutmayacağım” diyor. “[Sahanın] işgalinden kısa bir süre sonra stadyumun ışıkları söndürüldü. Çıkışlar maçın başından beri kilitli olduğundan, kapana kısılmış gibiydik.” Eymen sonunda bir meşale yakıp kavgaya katıldı ama onu yere yatırıp öldüğünü zannederek bırakıncaya kadar dövmeye başlayan bir güruh tarafından hızla etkisiz hale getirildi.
Onlar gittikten sonra, panik içinde ve umutsuzca canlarını kurtarmaya çalışan bazı Ehlevi taraftarlarının çıkış kapılarından birini kırdığını görene kadar yerde hareketsiz kaldı. Kapıya ulaşabilmek için arkadaşlarının cansız bedenleri üzerinden koşarak güvenli bir yere kaçabilmeyi başardı.
Olay, Mübarek’in 2011’de devrilmesinden sonraki ilk parlamento seçimlerinden kısa bir süre sonra meydana geldi ve ülke çapında bir öfke patlamasına sebep oldu.
Katliamdan kısa bir süre sonra İçişleri Bakanlığı suçu taraftarların üzerine atan ve onları gerilimi kasten tırmandırıp kaos yaratmakla suçlayan bir bildiri yayınlasa da, Ehlevi’ye inananlar resmi açıklamaya itibar etmedi.
Bunu takip eden dört günde Kahire’de İçişleri Bakanlığı’na çıkan yollar, güvenlik güçleriyle sert bir şekilde karşı karşıya gelen ve Bakanlık içindeki Mübarek yanlısı olduklarını söyledikleri kişilerin kovulmasını talep eden öfkeli Ehlevi taraftarları tarafından kapatıldı. Ama bu çağrılara kayda değer bir yanıt gelmedi.
EHLEVİ
Süveyş kanalı yakınındaki kıyı şehrinde yaşanan olayın bu kadar ayrıştırıcı olmasının nedeni pek çok Kahireli Ehlevi taraftarının kendilerinin özel olarak seçildiğini düşünmeleri. Üç yıl geçtikten sonra bile birçokları 2011 devriminde güvenlik güçleriyle girilen çatışmalardaki rolleri nedeniyle hedef seçildiklerinde ısrar ediyor.
Ehlevi hiçbir siyasi partiye bağlı olmadıklarının, sadece futbolla ilgilendiklerinin altını çizse de gerçekte Müslüman Kardeşler’den sonra ikinci büyük “sivil” toplum örgütü olma iddiasında.
“Futbolu seviyoruz ve polis güçlerinden nefret ediyoruz. Bizim tutkumuz ve özgürlüğümüzle ilgili olmadıkça siyasi davalar uğruna mücadele etmekle ilgilenmiyoruz” diyor Eymen.
Futbolun Ultraları –aşırı taraftarlar- olarak adlandırılan taraftar grubu, 2007’de, Mübarek döneminin polis şiddeti taraftarları radikalleştirmeye ve futbol sahalarını muhaliflerin devlete meydan okuyabileceklerini hissettikleri ideolojik savaş alanlarına dönüştürmeye başladığı sırada doğdu.
“Mısırlı yetkililer olayı bir futbol kavgası olarak görse de, kilitli kapılar, stadyum ışıklarının söndürülmesi gibi birçok unsur bana bunun bir tesadüf olmadığını düşündürüyor” diyor Singapur Nanyang Teknoloji Üniversitesi Uluslararası İlişkiler profesörü ve The Turbulent World of Middle East Soccer (Ortadoğu Futbolunun Çalkantılı Dünyası ve Futbol) kitabının yazarı James Dorsey.
Kahire merkezli sivil toplum kuruluşu Mısır Birey Hakları İnisiyatifi’nin derlediği tanıklıklarsa gene son derece gevşek güvenlik önlemleri alındığını söylüyor. Bu ifadelere göre, stadyuma girişten önce taraftarların üzeri aranmamış ve ana giriş kapısı herhangi bir güvenlik önlemi alınmadan açık bırakılmış.

Olaydan bir yıl sonra bir Kahire mahkemesi 21 Yeşil Kartal taraftarını ölüm cezasına çarptırırken 52 kişi çeşitli hapis cezaları aldı veya hâlâ hüküm giymeyi bekliyor. İçlerinden 5 kişi müebbet hapse mahkûm edilirken 6 kişi de 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Dokuz Port Said polisinin de sanıklar arasında olmasına rağmen sadece ikisi -Port Said cinayet masası müdürü ve stadyum güvenlik müdürü- ceza aldı ve halen 15 yıl hapis cezalarını çekmekteler.
Karar ilk başta Ehlevi taraftarları ve kurbanların aileleri tarafından sevinçle karşılanmıştı. Ancak mahkemenin daha fazla polisi mahkûm etmemesi üzerine öfke büyüdü. Taraftarların karara tepki göstermeleri sonucu bütün ülkede en az 7 kişi hayatını kaybetti.
“Biz hâlâ cezalandırılması gereken daha fazla güvenlik görevlisi olduğuna inanıyoruz. Stadyumun içindelerdi ama bizi korumak için hiçbir şey yapmadılar” diyor, genç bir el-Ehli taraftarı olan Mahmud. “Kenara çekildiler ve diğerlerinin bizim tarafımıza geçmesine izin verdiler” diye ekliyor.
Karar, yetkilileri yanlış insanları cezalandırmakla ve günah keçisi aramakla suçlayan Port Said sakinlerini de tatmin etmedi. 26 Ocak 2013’te binlerce insan kararı protesto etmek amacıyla sokaklara döküldü. Güvenlik güçleriyle çıkan çatışmalarda ikisi güvenlik görevlisi 42 kişi hayatını kaybetti, 874 kişi de yaralandı.
2013’ün Şubat ayı boyunca, dükkânların kapalı olduğu ve grevlerin yerel işletmeleri ve fabrikaları felç ettiği Port Said bir hayalet şehre dönüştü.
Bağımsız bir avukat ve eski bir Port Said sakini olan Muhammed Hadir, “el-Masri ile el-Ehli arasındaki rekabet yeni değil ama futbol tarihimiz boyunca hiç bu kadar yüksek bir kayıp sayısıyla karşılaşmamıştık” diyor.
Hadir, bunun yanında, Mısır medyasının maçtan önceki haftalar boyunca ufukta kötü şeylerin göründüğünü söyleyerek korku yaydığını da anlattı. Hadir’e göre medyanın bu tavrı normal değildi. Hadir, eski seçkinlerin kalıntılarının medyayı Ehlevi’nin savaşçı ruhuna karşı kullandığını iddia ediyordu.
Hadir aynı zamanda resmi soruşturmanın birçok soruyu cevapsız bıraktığını da söyledi.
Yetkililere göre, 72 Ehlevi üyesi kaçmaya çalışırken nefessiz kalarak ölmüştü. Ancak hiçbir otopsi işlemi yapılmadı. “Katliamın hemen sonrasına ait, stadyumda o akşam neler olduğunu anlayabilmemize yardımcı olabilecek ne bir resim ne de bir video var elimizde” diyor Hadir.
Dorsey ise “Bana göre Port Said’de yaşananlar kendiliğinden olmadı ve bu trajediden el-Masri taraftarlarını kontrol altına almadıkları için Mısır polisi sorumlu” diyor. “Belki de neden harekete geçmediklerini tam olarak bilemeyeceğiz ama o akşam büyük çapta şiddeti hoş görmeye hazır oldukları konusunda şüphe yok.”
Oysa 2 polis hapis cezası almış olsa bile, Dorsey’e göre, soruşturma ülke çapındaki güvenlik güçlerini de kapsamayı başaramamış ve yerel boyutta kalmıştır. Şubat 2014’te Mısır’ın en yüksek mahkemesi 73sanığın 73’ünün de yeniden yargılanmasını kabul etti. Ne olacağı belli değil ve davalar devam ediyor.
Mısırlıların 2011 devrimi boyunca ve sonrasında en önemli taleplerden biri, devletin elinde ölçüsüz bir otoriter bir araç olarak algılanan polis sisteminde köklü bir reformdu.
Fakat Mısır Birey Hakları İnisiyatifi’ne ve Hişam Mübarek Hukuk Merkezi’ne göre bu talebi karşılamak için hiçbir somut adım atılmadı.
“Mübarek ve şürekâsının (Kasım 2014’te) aklanmasından sonra arkadaşlarım için hiçbir adalet beklentim kalmadı” diyor Cemal. Gene bir Ehlevi taraftarı olan Cemal bir misillemeye hedef olacağı korkusuyla tam adını vermek istemiyor.
“Eninde sonunda hüküm giyenler kefaletle serbest kalacak veya aklanacaklar.”
Kanlı olaydan üç yıl sonra dahi sürmekte olan öfke, yaşanan trajediden Port Said sakinlerini sorumlu tutan Kahireliler ile masum olduklarını söyleyerek olaydan ötürü hep asker, polis ve Müslüman Kardeşler’i suçlamış olan Port Saidliler arasındaki gerginlik ve bölünmenin sona ermeyeceğine işaret ediyor.
Kaynak: Middle East Eye
Çeviren: Yavuz Yavuz tarafından İntifada Yayınları için çevrilmiştir.