'İç Güvenlik' hayatın içinde!

MÜSİAD'in üniversitedeki panelini engellemek istedikleri için gözaltına alınan öğrencilerin yaşadıkları çarpıcı

GENÇLİK
Çarşamba, 18 Mart 2015 (11 yıl 2 ay önce)

MÜSİAD tarafından önceki gün (16 Mart Pazartesi) Mersin Üniversitesi (MEÜ)'nde düzenlenen "iş dünyası üniversitelerle buluşuyor" başlıklı konferans, öğrenciler tarafından engellenmek istenmiş, bunun üzerine polis kampüs içerisine girerek dokuz öğrenciyi döverek gözaltına almıştı.



 



MÜSİAD dün öğrencilerle ilgili şikayetini geri aldı ve iki öğrenci savcılık tarafından diğer öğrenciler adli kontrol istemi ile sevk edildikleri mahkemeden herhangi bir tedbir konmadan serbest bırakıldılar.



 



Bianet'ten İsa Uğur Erdoğan'ın haberine göre gözaltına alınan öğrenciler 17 Mart Salı günü sabah saatlerinde sağlık kontrolünden geçirildi ve öğle saatlerinde ifadeleri alınmak üzere adliyeye getirildi.



 





 



Öğrencilerin avukatları, haklarında sekiz kişinin darp ve hakaret gerekçesiyle şikayetçi olduğu ve savcının gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet suçlaması yönelttiğini söyledi.



 



Polis fezlekesinde  yöneltilen suçlamalar arasında eğitim öğretimi engelleme suçlaması dikkat çekti.



 



Fakat bunların da ötesinde polisin gerek gözaltı sırasında yapıp ettikleri ve söyledikleri gerekse savcılığın dosyayla ilgili tutumu "İç Güvenlik" konseptinin en küçük bir toplumsal tepki karşısında bile karşımıza nasıl çıkacağının somut bir ifadesi adeta.



 



Bunlardan biri, ilgili dosyanın savcı tarafından avukatlara bir süreliğine gösterilmemesidir. Bu nedenle de öğrenciler haklarında hangi suçlamaların yapıldığını bilmedikleri için ifade vermediler. Dosya avukatlara açıldıktan sonra ifade verdiler. Mevcut yasalara göre savcının böyle bir tutum sergilemesi için heyet kararının olması gerekiyor!



 



İkincisi, polis gerek gözaltı aracında gerek adli tıpta ve gerekse üst araması ve nezaret süreci boyunca öğrencileri darp etti, işkence yaptı ve bir öğrencinin kelepçesini bıçakla açarken bileğini kesti.



 



Öğrencilerin bu uygulamalara itiraz ederek avukat istemesi karşısındaysa, “Artık  avukat yok, biz varız. Bizim dediğimiz olacak” tehditleri savurarak "İç Güvenlik" konseptinden aldığı gücü pervasızca kullanacağını bir kez daha hatırlattı.



 



Öğrenciler tüm bu gelişmeleri Adliye önünde yaptıkları basın açıklamasıyla teşhir ettiler: 



 





 



Öğrenciler adına yapılan basın açıklamasını okuyan Duygu Canıtez “AKP eliyle devrimci, demokrat, yurtseverler üzerindeki baskı devamlı artarken, İç Güvenlik Yasası daha tam hayata geçemeden uygulamalar şimdiden başladı” diyerek polis ve savcılığın tutumuna dikkat çekti.



 



Soma ve Torunlar İnşaat'ta yaşanan iş cinayetlerinin sorumlusu olan MÜSİAD’a karşı demokratik tepkilerini gösterdiklerini, ancak polisin saldırısı ile karşılaştıklarını” söyleyen Canıtez davanın takipçisi olacaklarını söyledi.



 



Polis, gözaltındaki arkadaşlarını bekleyen öğrenci ve ailelerine slogan atılması halinde müdahale edeceklerini söyleyerek gün boyunca hazır bekledi.



 



Avukat görüşmeleri kayıt altına alınmak istendi



Öğrencilerin avukatlarla yapması gereken görüşme ise polis tarafından kamera kaydına alınmak istendi ve avukat görüşme odasının kapısı açık tutulmaya çalışıldı.



 



Avukatların itirazı üzerine uygulamadan vazgeçildi. Avukat Kamil Veli Ak ise “MÜSİAD'ın üniversitenin bir parçası haline getirilmeye çalışıldığı, yapılan anket ve öğrencilere sorulan sorularla MÜSİAD' a konferans aracılığıyla üye kazandırılmaya çalışıldığını, bunun konferansla bir bağlantısının olmadığını ve üniversite öğrencilerine bunun karşılığı olarak staj sözü verildiğini, ortada bir zorlama olduğunu” belirtti.