“Özgür” dünyadan insan manzaraları

İnsanlığın bittiği yerde en büyük acıları kadınlar ve çocuklar yaşar; gözyaşı döken hep onlardır...

DÜNYA
Pazar, 5 Nisan 2015 (11 yıl 4 ay önce)

Ahmet Vural



 



İnsanlığın bittiği yerde en büyük acıları, gözyaşını kadınlar ve çocuklar yaşar. Savaşlar, kuraklık, büyük sel felaketi ve depremlerde hep onlar vardır.



 



Fransa’nın Calais kasabasında yaşanan insanlık dramının tek karelik fotoğrafı “modern dünyanın” insana verdiği değerin gerçek yüzüdür. Sangatte Mülteci Toplama Bölgesi 15 yıldır hangarlarda toz toprak ve pislik içinde yaşayan sığınmacıların bitmeyen çilesi. Kitle örgütlerinin girişimiyle bir dönem kısmen iyileşme gösterse de tablo hep aynı. Yoksulluk, açlık ve barınaksızlık... 2003 Irak işgalinden sonra binlerce Iraklı Kürdün umut yolculuğu diye çıktığı Avrupa ülkeleri, yeni cehenneme açılan kapı olur.



 



Iraklı Kürtler ve Afganların yoğun olduğu kamp, bir nevi konaklama yeridir. Aslında kamp da denilemez. Fransa üzerinden İngiltere’ye geçmeye çalışıp da sınır polisi tarafından yakalananların terk edilmiş hangarlarda yaşama tutunmasının hikayesidir yaşananlar.



 



Sangatte kapanmamış yara iken, peşi sıra Calais kasabasında binleri aşan Orta Afrika, Eritre, Sudan ve Suriyeli mülteciler daha derin sorunlarla karşılaşır. Hiçbirinin resmi sığınma talebi bile kabul edilmezken, kendi kaderlerine terk edilir. Calais sınır kapısına yakın fundalıkta derme çatma çadırlar, naylonlarla yapılmış korunaklarda kış kıyamet koşullarında yaşayan insanlara sürekli polis baskınları aralıksız devam eder.



 





 



Salgın hastalıklar ve açlık...



Sığınmacıların çoğu ülkelerini ya açlık-kıtlık ya da savaşlar yüzünden terk etmişler. Bin bir çileyle çıktıkları ölüm yolculuğu bazılarını Manş Denizi kıyısında yakalar. Çocuk ölümlerinin hızla yaygınlaştığı, kadınlarda çocuk düşürmeler, gençler arasında şiddetin tırmandığı bu vahşet mekanları iktidar için çıban başıdır. Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve’nın emriyle sabahın altısında polis baskınına uğrayan sığınmacılar sürüklenerek derdest edilir. Bir kısım sığınmacı 80 sivil toplum örgütünün girişimiyle yurtlara yerleştirilmiş olsa da geride kalanlar için aynı ıstırap devam eder.



 



İngiltere ile Fransa arasında sürüp giden bürokratik engeller daha çok acının yaşanmaya devam edeceğinin habercisi. Manş Denizi’nden kopup gelen melteme karışan martıların uğultuları, çocukların çığlıkları Calais kasabasının sokaklarında yankılanır. Kasabanın görkemli belediye binası gotik tarzındaki mimari katedral, kasvetli alışveriş merkezleri sığınmacıların dünyasında yoklardır. Onların bir tek dünyası vardır: İnsanca yaşama özlemi. Oturum haklarının verilmesi, ölüme terk edilmek değil insan gibi yaşamak...