20:40 Duruşma iddianamenin okunmasıyla bitti, yarın devam edecek
20:40
Ailelerin sisteme de onun mahkemelerine de güvenmediklerini kendi dilleri ve tepkileriyle ifade ettikleri, oldukça gerilimli ve bir o kadar da acı anların yaşandığı duruşma iddianamenin okunmasının tamamlanmasıyla yarına ertelendi.
Ermenek katliam davasının akıllara kazınan yönlerinden biri de sendika ve meslek örgütlerinin, ilerici/demokrat/emekten yana kesimlerin duruşmaya sahip çıkmaması oldu. Aileler kendi olanaklarıyla Adliye'ye gelirken, avukatlar ve MMO dışında herhangi bir katılımcı da olmadı. Salon aileler dışında boş kaldı!
166 sayfalık iddianamenin okunmasının uzaması ailelere isyan ettirirken, sanıkların kendi aralarında gülmeleri ya da kimi sanıkların yalan ve inkar üzerinden kurdukları ifadeleriyle salonda son derece gergin anlar yaşandı.
İşçi çavuşunun ifadeleri karşısında aileler, “Kurtarma çalışmasına katılmadı,işçileri ölüme gönderdi yalan söylüyor” diye bağırdılar. Sanık avukatlarından biri de salondaki gazetecilerin varlığından rahatsız olarak kamuya açık dava için garip bir soruyla duruşmayı tamamladı: “Gazetecilerin burada işi ne?” ymiş!
17:15
Davada ölen madencilerin ailelerini temsil eden avukatlardan Caner Durak verilen ara sırasında basına yaptığı açıklamalarda "Dosyanın özeti: 20 bin dolara 18 işçinin hayatı tercih edilmiştir" diyerek şöyle devam etti:
" Ruhsat sahibi şirket bu parayı vermemek için… Sondaj yapabilecek makineyi almayı, 18 işçinin canına tercih etmişler. Dosyada gördüğümüz apaçık gerçek budur. Bu makineyi almak yerine işçiler kaderine terk edilmiş. Biz ve aileler bunu sindiremeyiz. İddianame taksir ve ihmal yönünde hazırlanmış. Bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Burada belirli kişiler üzerinden ihmal ve olası kastın söz konusu olduğunu düşünüyoruz. Bu yönde dosyaya müdahale edeceğiz. Mağdur ailelerin yanındayız. Sanıkların en yüksek cezayı alabilmeleri bu ailelerin acısını bir nebze olsun dindirecektir."
MİGEM'i sorumlu kılarken patronu aklamak!
Tutuklu yargılanan Saffet Uyar'ın avukatı Şeref Han ise asıl sorumlunun işletmeyle ilgili denetim yapıp, madene ilişkin gerekli bilgileri vermesi gereken MİGEM olduğunu ama yargılananılar arasında yer almadığını söyledi. "... Maden işletmeleri her yıl nerede ne kadar üretim yapacaklar, bunları MİGEM'e bildirirler. Bunun mutlaka uyarılması gerekiyordu. 'Yapmayın, burada eski bir madenin üretim alanı var. Bunların haritası ve kotları var. Bu eski imalatı dikkate alarak üretim yapın' şeklinde bildirim yapma yükümlülüğü var." diyerek doğru bir noktaya parmak basan avukat, diğer taraftan üç kuruşluk harcamayı göze alıp sondaj makinesi almayan maden patronunu aklamaya çalıştı.
'Davadan vazgeçin diyorlar!'
Katledilen madencilerden Ali ve Kerim Haznedar'ın babası Şükrü Haznedar, çocuklarının "Bile bile katliam yaptılar. Burada üç vardiya 30-40 kişi çalışırken, yanlarında bir çavuş, bir mühendis bulunmuyor" dedi.
Haznedar, Ermenek Adliyesi'ndeki duruşmaya ara verilmesinin ardından, gazetecilere yaptığı açıklamada, sanıkların ifadelerinin yalandan ibaret olduğunu söyleyerek, ihmallerini gizlemeye çalıştıklarını belirtti. Faciada ihmali bulunan birçok kişiye iddianamede yer verilmediğini söyleyen baba, "15 bin liralık malzeme alınmıyorsa o maden neden çalıştırılıyor? Kapatsın, gitsin. Alamıyorsa bize söyleselerdi, biz alsaydık" diyerek tepki gösterdi.
Katledilen işçilerden İsmail Gürses'in annesi Ayşe Gürses de "Para verelim davadan vazgeçin' diyorlar. Bizimkiler nasıl suyun içinde can verdi, bunları da su kuyusuna atsınlar. Parada pulda gözüm yok, evladım yanımda olsa yeterdi. Benim en değerli varlığımdı" sözleriyle isyanını dile getirdi.
Duruşma iddianamenin okunmasıyla devam ediyor. ÇHD'nin Twitter hesabından yapılan bilgilendirmeye göre aileler iddianamenin okunmasının bu kadar uzun sürmesine tepki gösteriyorlar. Salonda yer yer tansiyon yükseliyor.
14:10
Duruşma, salondaki ailelerin feryatları ve öfkeleri nedeniyle uzun süre başlayamadı. Sanıkların salona getirilmesiyle ailelerin bazıları sinir krizi geçirdi, bazıları katliamın esas nedenini ifade eden son derece çarpıcı cümlelerle öfkelerini ifade ettiler. Ailelerin basına da yansıyan bazı sözleriyse katliamların sınıfsal özünün halk diliyle, sezgisi ve deneyimiyle dile gelmiş hali oldu. Bir madenci babasının "Kanun vereceği cezadan ne olur, 3 -5 gün yatar çıkarlar." sözleriyse burjuva hukuk sistemine güvensizliğin çıplak ifadesi...
Bazı madenci yakınları sanıklara su şişesi fırlatırken, bazıları çantalarını attı. Mahkeme salonundaki gerilim yükseline sanıklar salondan çıkarıldı. Ailelerin ökesi yatışıncaya kadar da içeri alınmadılar.
Daha sonra iddianamenin okunmasına başlandı. Bu sırada da sık sık gerilim yaşandı. Özellikle sanıklardan biri iddianameye itiraz edince gerilim yeniden yükseldi ve bu sırada katledilen madencilerden birinin babası elindeki bastonla sanıklardan birini darp etti. Bunun üzerine heyet duruşmaya 15 dakika ara verdi. Ara sonrasındaysa bazı aileler hakkında tutanak tutularak, salona girmelerinin engellenmesi istedi.
İddianameye göre sanıklardan maden ocağının sahibi Saffet Uyar, maden sahasının ruhsat sahibi Abdullah Özbey, maden mühendisi Yavuz Özsoy, Mehmet Zeybek, maden mühendisi Cemile Karaca, maden mühendisi Nuray Yetiş, iş güvenliği uzmanı Engin Yetim, bir süre ocakta çalışmış olan Hayrettin Kirazcı, firma yöneticisi Hüseyin Hüsnü Özbey, bir firmada yönetici Şerafettin Zeybek, teknik nezaretçi Öjen Ünlü, teknik nezaretçi Ahmet Dağdeviren, iş güvenliği uzmanı Cemal Demircioğlu, “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmakla” suçlanıyor.
Teknik nezaretçi Ali Kurt, “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” ve “özel belgede sahtecilik”, ocakta çalışan Naci Özsoy, “özel belgede sahtecilik”, puantörlük yapan Mustafa Ayan, “bildirim yükümlülüğünün ihlalinden” hakim karşısına çıkıyor. Uyar, Özbey ve Kurt tutuklu yargılanıyor.
Bilirkişi raporunda, çalışma yapılan kısımla eski imalat arasında güvenli mesafe bırakılmadığı için eski üretim alanından gelen tazyikli suyun ölümlere neden olduğu ifade edildi. Raporda, kazaya sebep olan su baskınının “kesinlikle doğal afet olmadığı” görüşüne yer verildi.
Saat 13:15'te duruşmaya saat 14:00'e kadar ara verildi.
***
Ermenek'te 28 Kasım'da yaşanan ve 18 işçinin hayatını kaybettiği maden katliamıyla ilgili davanın ilk duruşması bugün görülüyor. Katliam, eski bir madendeki birikmiş suyun, sondajlanmaması nedeniyle katliamın yaşandığı Has Şekerler ocağını basmasıyla yaşanmıştı.
Maliyet hesaplarıyla bile bile alınmayan sayısız önlemle katliama davetiye çıkarıldığı yapılan incelemelerle de açığa çıkarılmıştı. Katliam Soma'da olduğu gibi göz göre göre gelmişti. Su baskını sonrasında mahsur kalan 18 madenciden hiçbiri kurtarılamazken, cenazeleri de değişik aralıklarla 38 günde çıkarılabilmişti.
Katliamla ilgili olarak Ermenek Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 168 sayfalık iddianamesinde de yaşanan doğal afet olmadığı belirtiliyor. Bilirkişi raporu da aynı şekilde afet olarak tanımlanamayacağını belirtiyor.
Davada üçü tutuklu 16 sanık yargılanıyor. Tutuklu sanıklar Has Şekerler Madencilik'in sahibi Saffet Uyar, Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesi Müdürü Abdullah Özbey ve aynı şirketin teknik nezaretçisi Ali Kurt.
Tutuksuz sanıklardan 11'i ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma' suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapis talebiyle yargılanacak. Diğer tutuksuz 2 sanıktan N.Ö. ‘yetkisi olmadığı halde belgelere imza atmak', M.A. da faciayı ‘bildirme yükümlülüğünü ihlal' suçlamasıyla hakim önüne çıkacak.
Ermenek maden katliamı davasında da birinci derecede sorumluluğu bulunan devlet yetkililerinin yargılanmasına izin verilmedi.
Ölen madencilerin aileleri ile çocuklarının da bulunduğu 62 kişinin şikayetçi olarak yer aldığı davada, aralarında aynı madende çalışan işçilerin de olduğu 45 kişi tanık olarak bulunuyor.
Katliamla ilgili davanın bugün görülen duruşması ailelerin feryadıyla başladı. Sanıkların salona girmesiyle başlayan feryatlar ve öfke karşısında salona getirilen sanıklar geri çıkarıldıkları öğrenildi. Ailelerden biri baygınlık geçirirken, diğer aileler de dipdiri isyanlarıyla acılarını haykırdı. “O değerli kömürünüz için evlatlarımızı katlettiniz!” sözüyse her şeyin özeti oldu.