SeraPool'de 12. gün...

18:10 SeraPool'de işçilerin direnişini kıramayan patron şimdi de polis zorunu devreye sokuyor

İŞÇİ SINIFI
Pazartesi, 22 Haziran 2015 (11 yıl 4 ay önce)

18:10



SeraPool'de işçilerin direnişini kıramayan patron şimdi de polis zorunu devreye sokuyor. Daha önce TIR'ların fabrika bahçesine girmesine izin vermeyen SeraPoll patronu, şimdi TIR'ları polis eşliğinde bahçeye sokmaya çalışıyor. İşçiler ve sendikayla "muhatap" olan da polis oluyor.



 



Cam Keramik İş Sendikası resmi Twitter hesabı üzerinden duyurduğu haberde, "işçilerin direnicini polis zoruyla da kıramayacaksınız" dedi.



 



Serapool direnişi 12. gününde devam ediyor.  Direniş kararlılıkla devam ederken yakınlarında bulunan Kimberly Clark işçileri de direnişçileri yalnız bırakmıyor. Gece mesaisinden çıkan işçiler direnişçi işçileri hemen her gün desteklemeye geliyorlar.



 



İşçiler oruç nedeniyle gündüzleri daha çok dinleniyorlar. İftardan sonra gelen konuklarıyla birlikte çeşitli sosyal aktiviteler yapıyor, direniş ve dayanışma ruhunu, birlikte hareket edip paylaşma kültürünü güçlendiriyorlar.



 



Başından beri yanlarında olmaya çalıştığımız SeraPool direnişçileri kendilerine destek veren herkesi sınıfın doğal-içten refleksleriyle kucaklıyorlar.



 



Temsilcilerini yeniliyorlar



SeraPool işçileri bugün yeni temsilcilik seçimleri yapıyorlar. Daha önce seçilen temsilcilerin direnişin ilk anlarının acelesi içinde belirlendiklerini, şimdi daha demokratik ve tüm işçilerin katıldığı bir komite belirlemek istediklerini söylüyorlar.



 





 



Asılsız mesajlar!



SeraPool patronu ve fabrika yönetiminin direnişçiler üzerinde psikolojik baskı uygulamaları, direnişi kırma çabaları da hız kesmeden devam ediyor. İşçilerin cep telefonlarına sık sık gelen asılsız mesajlar devam ediyor. En son SGK'dan iş akitlerinin feshedildiğine dair mesaj gelmiş, yapılan araştırmada SGK'nın böyle bir mesaj göndermediği açığa çıkmıştı.



 



İşçiler bu asılsız mesajlar konusunda birbirlerini uyarıyorlar, gelen mesajların menşeini araştırıp sahtekarlığı ortaya çıkarıyorlar.



 



Serapool işçisi kölece koşullarda çalışıyor!



İşçilerle yaptığımız sohbetlerde anlatılanlar bu direnişin vahşi sömürü koşullarına karşı sergilenen bir direniş olmanın yanısıra işçi sınıfının aşağılanmaya, horlanmaya, üretim süreci içindeki sayısız baskı yöntemine karşı sergilediği bir onur mücadelesi olduğunu anlamak güç olmuyor. Her türlü angaryanın, ağır işin, keyfi kuralsız dayatmaların hüküm sürdüğü fabrikada bu düzen baskıcı, aşağılayıcı hiyerarik bir sistem üzerinden sürdürülmeye çalışılıyor. İşçilerin sendikalaşma çabası da bir arkadaşlarının işten atılması sonrasında tereddütsüzce şaltere uzanmaları da böylesine bir arka planın, sınıfsal öfkenin üzerinden yükseliyor.



 





 



Özellikle kadın işçilerin çalışma koşulları gerçek bir angarya sistemini andırıyor. İşçilerle yaptığımız her sohbette bunun boyutlarının daha açık şekilde görüyoruz.  Onlar hem çok ağır koşullarda çalışıyor hem de süreklileşmiş şekilde mobinge maruz kalıyorlar.



 



SeraPool işçileri kölelik sisteminin 21. yüzyıla taşındığı kuralsız-dizginsiz sömürü koşulları altında çalışıyorlar. Kilolarca ağırlıktaki mozaik mermerlerin taşınması işinin çoğunluğu kadın işçiler tarafından yapılıyor. Bir işçi bunu, "Kendim 40 kiloyum ama 40 kiloluk ağırlıklar kaldırıyoruz" sözleriyle özetliyor.



 



Fabrika içinde palet yok,  varsa bile ikinci sınıf paletler. Bir iki kullanımdan sonra ya bozuluyor ya da kırılıyorlar.



 



Sekiz işçinin yapabileceği işi dört ya da beş işçi yapmak zorunda bırakılıyor. Üstelik aynı kalitede ve daha fazla sayıda üretim yapmak zorunda kalıyorlar. Şikayetlerini dile getirdiklerinde ise, sık sık kapı gösteriliyor. Aralarında 27 yıldır burada çalışan işçiler var. İşçiler daha önce birçok arkadaşlarının çalışma koşullarının kuralsızlığı ve dizginsiz mobbing nedeniyle işten ayrıldığını fakat tazminatlarını bile alamadıklarını anlatıyorlar.



 





 



Serapool fabrikası metal işkolunda olduğu için patron işçilerin Cam Keramik İş Sendikası'nı tercih etmelerine de saldırıyor. Türk Metal'i işaret ederek, "zaten üye olmanız gereken bir sendika var başka bir sendikayı kabul etmiyoruz“ diyor.



 



'Çalışırken bunlardan fazlasını yaşadık!'



Direniş başladığından beri birçok baskıyla karşılaşan işçiler bunlara karşı şunları söylüyorlar:



 




Biz bu baskıların daha fazlasını çalışırken yaşadık. Biz patronlarımızı tanıyoruz, ancak onlar da artık bizi tanıyacaklar ve irademizi kıramayacaklarını anlayacaklar. Biz direnişin başında birkaç kez adım attık. Görüşme talebinde bulunduk. Her görüşmede bizimle oyun oynar gibi 'şunu kabul ederim ama bunu etmem' hikayesini okudular. Biz kararlıyız sendika olmadan, işten atılan arkadaşımızın işbaşı yapacağını yazılı imzalı olarak taahhüt etmeden içeri girmeyeceğiz. Biz çok şey istemiyoruz, insanca yaşayacak, çalışacak koşullar istiyoruz.







 



Sendikalı olarak ve işten atılan arkadaşımızın da işbaşı yapması koşullarımız var. Bunların kabul edilmesini istiyoruz. Biz insanız, burada oruç tutan, namaz kılan, abdest alan arkadaşlarımız var. Bizim Müslüman patronlarımız suyumuzu, elektriğimizi ve insani ihtiyacımız olan lavabolarımızı yasakladı. Adeta bizi çöl ortasında bıraktı. Fabrikanın her tarafına kameralar taktırdı. Kadın arkadaşlarımız bundan rahatsız ama biz hepimiz sonuna kadar devam edeceğiz. Bize destek olan herkese teşekkürler.