SeraPool direnişi 19. gününde, işçiler patronun tazminatsız işten atmak için uydurduğu yalanlara tepkililer
SeraPool direnişi 19. gününde devam ediyor. Direniş başladığından beri fabrika yönetiminin dizginsiz baskılarına, asılsız spekülasyonlarına ve kirli oyunlarına maruz kalan işçiler dün bu saldırılardan biriyle daha karşı karşıya kaldılar.
Yönetimin bu seferki kirli oyunu da işçilerin işten atılma gerekçelerini içeren noter tasdikli belgelerle ortaya çıktı. İşçi kıyımını İş Kanunu'nun 25'e 11-b maddesine dayandırarak tazminatsız işten atmanın zeminini hazırlamaya çalışan SeraPool yönetimi o belgelerde işçilerin kendilerine hakaret ettikleri, fabrikayı talan ettikleri, çalışan işçileri darp ettikleri gibi asılsız iddialar dahası yalanlar mevcut.

Fabrika yönetiminin bu tutumuna tepkili olan ve ne olursa olsun direnişi devam ettirmekte kararlı olduklarını belirten işçiler şunları belirttiler:
Ne olursa olsun biz kendimizden eminiz, kimseye hakaret etmedik, kimseyi aşağılamadık. Şu gün oldu patronlarımıza, yöneticilerimize saygıda kusur etmedik. Ama kendileri durmadan bizi aşağılayan, hakaret eden, pis, kirli oyunlarını ,baskılarını yapmaya devam ediyorlar. Biz direnişe başladık diye telefonlarımızı şarj ettiğimiz elektrikleri, tuvaletleri kapattılar. Fabrika kapılarına kilit vurdular. Sanki biz eşkıyayız, talan edeceğiz! Biz işimizi seviyoruz, iş barışı sağlayıp, sendikalı bir şekilde çalışmak istiyoruz. Ancak patronlarımız iş barışından yana değiller ki bunları yapıyorlar. Yıllarca bizim sırtımızdan kazandıklarıyla bu fabrika bu hale geldi. Biz bütün bunların bilincindeyiz. Yapılan suçlamaları asla kabul etmiyoruz. Biz de karşı dava açacağız
Direnişin 18.gününde yönetim tarafından tüm işçilerin evlerine posta yoluyla işten çıkarıldığını beyan eden noter tasdikli belgeler gönderildi.

SeraPool direnişçileri bugün topluca işe aide davası açmak için çalışmalara başladılar. İşçiler evlerine gönderilen belgelerin iş kanununun 25/11-b maddesine göre hazırlandığı belirtiliyor. Bu maddeye göre:
-4857 sayılı iş kanunu 25/II-b maddesindeki işveren ve aile üyelerinin şeref ve namusuna dokunacak sözler ve bu beyanda "işçiler kardeş patron kalleş" gibi sözler direniş süreci içinde sarf edildiği iddia edilerek savcılığa suç duyurusunda da bulunulduğu belirtilmekte.
SeraPool direnişçileri yapılan asılsız suçlamalara karşı bir açıklama yaptılar. SeraPool direnişçilerinin açıklaması:
Tüm videolarımız Facebook adresimizde, patronun kamerası ve polis kamerasında kayıtlıdır. Patron önce bu yazıyı yazan avukatına dava açsın ki bizim protestolarımız yalnızca alkış, ıslık ve korna ile olmuştur. Attığımız sloganlar da ortadadır. Bu hayal ürünü şikayeti yazan avukat ve onaylayan noter asıl suçlu durumdadır.
-4857 sayılı iş kanununun 25/II-d maddesindeki işyerinde çalışmayı devam ettiren 10-15 kişiye sataşma suçuyla suçlanmışız. Bunu da tamamen reddediyoruz. Direnişimizi iş giriş-çıkışlarında "Susma sustukça sıra sana gelecek!" gibi sloganlarla ve alkış, ıslık ve kornalar ile yapmaktayız. Ancak ilk günden beri direnişi kırmaya yeltenen bu arkadaşlar defalarca gece yarıları arkadaşlarımızı ve ailelerimizi arayarak sendikal direnişten vazgeçirmeye ve patronun maaşlarımızı keseceğini tazminatlarımızı vermeyeceğini söyleyerek bizleri korkutup tehdit etmeye çalışıyorlar. Ayrıca kanunsuz bir eylem yaptığımızı defalarca söyleyerek bazı tam anlamıyla bilinçlenmemiş arkadaşlarımızı da kandırmaya çalışmışlardır. Kanmadıklarında ise taciz, hakaret ve her türlü pisliği yapmışlardır.
-4857 sayılı iş kanununa göre işverenin güvenini kötüye kullanmışız. Art niyetli olduğu apaçık ortada olan işvereninimiz bize hiç güvenmemiştir ki biz onun güvenini kötüye kullanalım. Bunu kendi de çok net bir şekilde bilmektedir. Ancak işverenimiz yıllardır iyi niyetli, sabırlı işçi arkadaşlarımızı kendi kanunlarına göre adeta sömürmüş, kendisiyle konuşmak isteyen arkadaşlarımızı hor görüp, hakaretler ederek işten atmış, sırf iş yürüsün maksadı ile gayret gösteren, fazla fazla çalışıp hakkını hiç alamayan işçinin haklarını sürekli durmadan, bıkmadan ve usanmadan gasp etmiş, izin aldığı halde 1 gün gelmeyen işçisinden 2 gün kesmiş (Şubat ayında bu 3 ila 4 gün arasında değişiyor), babalık iznini kullandırmamış, kullanmak isteyene "gelmezsen 3 izninden kullandığın 3 gününe 6 gün kesilir" diye tehdit etmiş. Direniş sürecinde ibadet özgürlüğümüzü elimizden almış, Ramazan'ın 1. gününden itibaren mescit, soyunma odası ve WC' leri kullanmamızı engellemek için tüm kapıları kilitlemiş birinin iyi niyetinden ve güveninden NE KADAR BAHSEDEBİLİRİZ..?
Saygılarımızla..
SERAPOOL'ÜN EMEKTAR VE DİRENİŞÇİ İŞÇİLERİ