Arçelik LG dosyası

Arçelik LG direnişini izleyen Alınteri muhabirlerinin hazırladıkları izlenim ve değerlendirme dosyasını sunuyoruz

İŞÇİ SINIFI
Çarşamba, 8 Temmuz 2015 (11 yıl 3 ay önce)

Arçelik LG direnişini izleyen Alınteri muhabirlerinin hazırladıkları izlenim ve değerlendirme dosyasını okurlarımızın bilgisine sunuyoruz:



 



Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Arçelik LG fabrikası asıl olarak klima üreten bir fabrika. Fabrikada 500’e yakın kadrolu işçi çalışıyor. Ancak siparişlerden arttığı dönemlerde iş yoğunluğu nedeniyle sözleşmeli-geçici işçileri de çalıştırıyor. Örneğin 2008’de alınan fazla siparişlerden dolayı kadrolu-sözleşmeli işçi sayısı bin 750′yi bulmuş.



 



Gerek Bursa’da gerekse de Gebze’de metal işçilerinin eylemlerine sahne olan “büyük ve köklü” firmalara dair şöyle bir yanlış algı var: İş arayan milyonlarca işsiz ya da iş değiştirmeyi düşünen binlerce işçi, “vizyon ve etiket sahibi” olarak gördükleri bu işyerlerinde çalışmayı önlerine “kariyer zirvesi” olarak koyabiliyorlar. Bu yanılsamanın temelinde, “köklü ve güçlü” bir tekelin varlığı, buralarda işin uzun ömürlü olabileceği, ücret ve sosyal hakların başka fabrika ve işyerlerine kıyasla biraz daha iyi olması, bu sayede sınıf atlama hayallerinin daha  kolay gerçekleşebileceği gibi hayaller yatıyor.



 



Ancak yaşanan direnişler sırasında bütün çıplaklığıyla açığa çıkan gerçekler de gösterdi ki, işin içyüzü hiç de göründüğü gibi değil. Birçok işçinin ve işsizin hayalini süsleyen bu fabrikalar, kapitalizmin karakterine uygun olarak “modern ücretli köleliğin” kaleleri. Şu an direnişin sürmekte olduğu Arçelik LG gerçeği bunun yeni bir kanıtı.



 



Arçelik LG işçileri de bundan yakınıyorlar zaten: “Dışardan bakanlar bize, ‘Arçelik LG’de çalışıyorsunuz, maaşlarınız da iyidir, sosyal haklarınız da’ diyorlar. Onlara diyecek tek sözümüz şudur: ‘İçi bizi dışı sizi yakıyor’...



 



Arçelik LG’de üretilen klimanın dönemsel bir kullanım aracı olmasından dolayı siparişlerin düştüğü, hatta sıfırlandığı dönemler de olabiliyor. Öyle ki fabrika yılın son üç ayı olan Ekim-Kasım-Aralık aylarında üretim yapmayarak çalışmayı geçici bir dönem durduruyor. Bu üç aylık dönemlerde kadrolu işçiler Koç’un başka fabrikalarında çalıştırılıyorlar.



 



İşçilerin büyük kısmı, Çayırova’da bulunan ve 5 bine yakın işçinin çalıştığı Arçelik Çamaşır Makinesi Fabrikası’na kaydırılıyor. Bu şartları kabul etmeyenler tazminatları ödenerek işten çıkarılıyor.



 



İşçiler gittikleri diğer fabrikalarda “LG” diye çağrılıyorlar. “LG buraya gel”, “LG şuraya git”, “LG şu işi yapacaksın” gibi tanımlamalarla hor görülüyorlar.



 



Bir aksilik çıkmadığı sürece her Ağustos ayı yıllık izin dönemi olarak belirlenmiş. Bunun dışında farklı bir dönemde yıllık izin talep etme hakkınız yok.



 



Direnişçi işçileri rahatsız eden ana unsurlardan biri de üretim koşullarından kaynaklanan meslek hastalığı sorunu. Yaygın olarak görülen meslek hastalığı “bel ve boyun fıtığı”… Fabrikada çalışanların yarıdan fazlasında bu rahatsızlık var. Fıtık olmayanlarda ise -bunlar daha çok bant sistemine dahil olmayan işçiler- eklem hastalıkları ve romatizma yaygın.



 



Fabrika, insanı robotlaştıran bir bant sistemiyle çalışıyor. Sabah kartını okutan işçilerin 10 dakika içinde bandın başında hazır olmaları gerekiyor. Bant sisteminin aşırı hızla çalışmasından kaynaklı sarfedilen eforun yanında, ürünün montajlanması sırasında yapılması gereken hareketler   işçilerde bel ve boyun fıtığına neden oluyor.



 



Her bandın hızı, basit bir klima için 12 saniyede bir klima çıkarmak üzerine ayarlanmış. 12 saniyede bir 1,7 saniye dinlenme süresi de işçilere “mükafat” olarak verilmiş. Günde ortalama 3 bin 500 iç ve dış panel üretiliyor. Bant sisteminin aksamaması ve ürün sayısında bir düşüş yaşanmaması için çalışma saatleri içinde su ve tuvalet ihtiyaçları kesinlikle yasak. Mola saatleri sonrasında bandın başına 1 dakika geç gelenlerden bile savunma isteniyor.



 



TM çetesinin tetikçileri ve yardakçıları için bu kurallar esnetilebiliyor tabii ki. Sayıları 40’ı bulan beslemeler her türlü ayrıcalığa sahipler. Ayrıca vücudun en az yıpranacağı işlerde görevlendiriliyorlar.



 



Fabrikada çalışan işçilerin çoğu uzun süredir Arçelik LG’de çalışıyorlar. emeklerini uzun yıllardır oraya kölece satan işçilerden oluşuyor. Buna rağmen ücretleri çok düşük. Yeni girenlerle eskiler arasında çok büyük ücret farklılıkları yok. Yeni girenler bin 400 tl, 14 yıldır orada çalışan işçi ise bin 650 tl maaş alıyor. Üstelik bunlar net ücretler de değil. Her türlü sosyal hakkın giydirildiği ele geçen toplam para.



 





 



Bursa’da patlayan metal fırtınası buraya da sıçrıyor. Bir grup öncü işçi, kölece çalışma koşullarının yanı sıra kanlarını kene gibi emen TM çetesine karşı bir araya geliyorlar. 495 işçi, 27 Mayıs günü Türk Metal Sendikası’ndan topluca istifa ederek Gebze Organize Sanayi’de küçük çaplı bir yürüyüş yapıyorlar.



 



Yürüyüş sonrası kendi aralarında temsilciler seçiyor ve seçtikleri temsilciler üzerinden fabrika yönetimiyle görüşmelere başlıyorlar. Fabrikanın en yetkili  müdürü temsilcilerle masaya oturup bir anlaşmaya varmaya çalışıyor. Diğer fabrikalarda olduğu gibi burada da işçilerin başlıca üç temel talepleri öne çıkıyor:



 



- TM’den istifaların kabul edilmesi,



- Ücretlerin belirli oranlarda iyileştirilmesi,



- Her türlü baskı ve mobbingin sona erdirilmesi ve hiçbir işçinin eylemlerden dolayı işten atılmaması.



 



O günkü güç dengelerini gözeten fabrika müdürü, işçilerin bu temel taleplerini istinasız kabul ediyor. Ama yalancının mumu yatsıyı bile bulmadan sönüyor ve direnişi TM eliyle içten içe çözmeye başlıyorlar.



 



27 Mayıs eyleminden sadece bir ay sonra, TM’den istifa eden 495 işçinin 300′e yakını ağır baskı ve tehditlerle korkutularak tekrar TM’ye döndürülüyor. Bu tehdit yöntemlerinin arasında şeytanın bile aklına gelmeyecek yöntemler var. Örneğin, ailesinden ya da yakınlarından biri TM’nin temsilciliği bulunan farklı bir fabrikada ya da Koç Holding’e iş yapan herhangi bir yan sanayide çalışıyorsa onların da işten atılacağı tehdidi savruluyor. Direnişin bir kısmı bu tehditlerle kırılmaya çalışılıyor.



 



Fabrika içinde bulunan 40 yalaka –ki bunlar aynı zamanda TM’nin delegeleri-, “Koç’un güçlü olduğunu, gerekirse burayı kimsenin gözünün yaşına bakmadan kapatabileceğini, üretimi rahatlıkla farklı bir fabrikaya kaydırıp herkesi işsiz bırakabileceği” propagandasını yapıyorlar. Bu korkutma da işçi üzerinde etkili oluyor.



 



Yine metal direnişinin sert rüzgarlar estirdiği bir dönemde bant sisteminde yeni bir rotasyona gidilerek bu 40 yalaka farklı noktalara yerleştiriliyor. Bu uygulama Arçelik’in başka fabrikalarında da yapılıyor. Bu yolla, üretim sırasında metal direnişi ve onun o günkü seyri üzerine konuşanlar tespit edilip isimleri yönetime veriliyor.



 



Arçelik LG’deki direnişin en zayıf noktası, iç bütünlüğü diri tutacak, irade ve eylem birliğini sonuna kadar koruyacak bir ön çalışma ve örgütlenmenin yapılmamış olması. Öyle ki, 27 Mayıs yürüyüşü sonrası yönetim herkese 1 haftalık ücretli izin veriyor. İşçilerin rehavete kapılarak gevşemesi için yapılan bu manevranın amacı görülemiyor. Bazı işçiler her ne kadar bu 1 haftalık izni bütünlüğü daha da pekiştirmek için toplantılarla geçirmemiz gerekir deseler de bu somut bir plana bağlanamıyor.



 



Fabrikadaki sözleşmeli işçilerin varlığı üretimi devam ettirme konusunda yönetime bir avantaj sağlıyor. Kadrolu işçiler kendi aralarında örgütlenirken bu işçileri hesaba katmıyorlar. Ama TM çetesi, bu sözleşmeli işçileri “en kısa zamanda kadrolu olacaksınız” diye kandırarak üretimin sürdürülmesini olanaklı kılıyor. Bu durum, daha önce TM’den istifa eden 300′e yakın işçinin moralini ve direnme gücünü zayıflatıp gerisin geri TM’ye dönüşlere yol açıyor.