İran ile 5+1 ülkelerinin uzlaşısı

Bu uzlaşma, emperyalist rekabet ve güç ilişkileri açısından dengelenme yaratmaya dönük bir adım olarak okunabilir

DÜNYA
Salı, 14 Temmuz 2015 (11 yıl 1 ay önce)

İran ile 5+1 (BM Güvenlik Konseyi`nin daimi üyeleri ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere ile Almanya) ülkeleri arasında süren nükleer görüşmelerde uzlaşmaya varıldığı açıklandı.



 



Anlaşmanın öne çıkan maddeleri olarak şunlar yansıtıldı:




- Anlaşma BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) onayından itibaren 90 gün sonra yürürlüğe girecek.



- Anlaşma yürürlüğe girdikten sonra İran'a yaptırımlara dayanak oluşturan 7 BMGK kararı iptal edilecek.



-Silah ambargosu 5, füze ambargosu 8 yıl daha yürürlükte kalacak.



- Uranyum zenginleştirme oranı 15 yıl boyunca yüzde 3.67'yi geçmeyecek.



- İran, Fordo nükleer tesisini bir teknolojik merkeze dönüştürecek. Bu tesisteki santrifüjler izotop üretiminde kullanılacak.



- 5+1 ülkeleri ve İran yılda en az 2 kere olmak üzere bakanlar düzeyinde toplantılar gerçekleştirip nükleer anlaşmanın gereklerinin yerine getirilip getirilmediğini değerlendirecek.



İran anlaşma maddelerini ihlal ederse, ihlal tarihinden itibaren 65 gün içinde yaptırımlar geri getirilecek.




Güç ilişkileri nezdinde hukuki bir bağlayıcılığı olmayan bu anlaşma, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Yukiya Amano arasında imzalandı. Basına servis edilen fotoğraftan görüldüğü üzere Başmüzakereci ve İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Abbas Arakçi de imza töreninde hazır bulundu.



 



Uzlaşma taraflar açısından bir başarı öyküsü olarak sunulurken, oyun dışı kaldığını düşünen İsrail Başbakan Benyamin Netanyahu, "Anlaşma, tarihe geçecek bir hatadır" tepkisini verdi. Anlaşmanın “özgür dünya ve insanlık” için kötü olduğunu söyleyen İsrail Kültür Bakanı Miri Regev, "Anlaşma ile İran'a öldürme ehliyeti verilmiştir" dedi.



 



Emperyalist güç ilişkilerinin çıkarı



Bu uzlaşma, emperyalist rekabet ve güç ilişkileri açısından dengelenme yaratmaya dönük bir adım olarak okunabilir. Emperyalist kışkırtma, müdahale ve savaşlar üzerinden tam bir gerici iç savaş üssüne dönüştürülen Ortadoğu'da, karşılıklı mevzi kayıpları yaşayan emperyalist bloklar, İran'ın etki alanından faydalanma arayışına girdi.



 



Son onbeş yılda yaşanan Irak ve Libya savaşları emperyalist güçler açısından istenen sonuçları vermedi. Kendi kontrollerinde yürütmeye çalıştıkları mezhep kavgaları çığrından çıktı. Kontrolden çıkan bu çatışmalar Suriye ve Yemen'de olduğu gibi bir bumeranga dönüp kendilerini vurmaya başladı.



 



Suriye deneyiminde olduğu gibi emperyalist güç ilişkilerinde çıban başı rolü oynayan İran'a müdahale göze alınamadı. Dolayısıyla İran mevzunda bir yumuşama yaratma yoluna gittiler. Yalnız bunun geçici bir uzlaşı olduğu, emperyalist güç ve rekabet ilişkilerinin seyrine göre sıçramalı değişimler gösterebileceği açıktır.