Ölülerin kafasına basarak sermayelerini biriktirmeye devam ediyorlar. Geçen ay tam 147 ölü...
Remzi Amo
Temmuz istatistiklerini henüz bilmiyoruz ama Haziran ayında iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçi sayısı 147!
Bu rakamlar ancak basına yansıyanlar, üstelik yayınlanalı epey oldu. Hiç eksilmez her yıl ve her ay artar, her basamak bir üst seviyeye tırmanış içindedir. Ama ne acıdır ki 147 rakamı, bu kazalarda yaşamını yitiren aileler için bile bir anlam ifade etmez! Onlar için sadece "bir"dir, biriciktir. Herkesin biriciğinin sessiz sedasız toplamıdır 147...
Bir ay değil, bir yıl değil, bir de bu hesabı yıllara yayarak yapar mısınız? Nasıl korkunç tablo çıkıyor karşımıza? Hadi hazır hesabını yapıp nasıl korkunç bir tablo olduğuna baktınız bir de zahmet edip, bu tablonun nasıl oluştuğuna bir düşünün!
Yukardaki tabloyu aklınızda tutun, hiç unutmayın. Hani yılların ayların hesabını unutursanız bile ne azından 147 rakamını unutmayın...
Adına kader mi dersiniz, bahtı karalar mi dersiniz, iş cinayeti mi dersiniz, ne derseniz deyin.
Ama sayıyı unutmayın. Henüz toplumsal belekte çok taze olan Soma'yı hatırlayın demiyorum...
Her gün ama bir yenisi eklenen kadın cinayetlerini hiç hatırlamaya kalkmayın...
Sadece içinde bulunduğumuz Temmuz ayından bir önceki ay olan Haziran ayının rakamlarını hatırlayın...
Öyle çok geriye gitmeyin... Sadece bir ay öncesine.
Her şey çok çabuk değişiyor, bir ay öncesini bütün belleğimizden silecek bir hızla yaşıyoruz dünyada ve Türkiye'de. Çok hızlı akıyor her şey. Temmuz bu yanıyla Haziran’dan çok farklı, çok başka. Ölülerin kıymeti bile başka başka bu aylarda. 147'nin farkına bile varmadı kimse. Günde 4,9 kişi Haziran’da sessiz sedasız öldü gitti. Gazetelerin üçüncü sayfalarını okuyanların “vah vah, yazık...” nidaları eşliğinde kayboldular. 4,9'un da hepsi gazetelerin üçüncü sayfasında yer bulamadı kendine. Sevenleri dışında ahlayan da olmadı vahlayan da...
Dedik ya Haziran da ölenler daha değerli... Bunun en değerlisi ölen 11 “güvenlik kuvveti”... Herkes teyakkuz halinde, nasıl böyle bir şey olur?! Ülkenin iç savaş eşiğinde yıllardır debelendiği yetmiyormuş gibi en liberal demokratından ırkçı kafatasçısına dillerinde “terör” ve “şehit” kavramları haykırdıkça haykırıyorlar. Bağıran bağırana...
Ama kader... Kör kurşun... Ya bu işin fıtratına ne oldu?
Ölülerin kafasına basarak sermayelerini biriktirmeye devam ediyorlar. Geçen ay tam 147 ölü... Kimseler duymadan kimseler bilmeden. Peki sonuç? Tek tek ne kadar birikti bilmiyoruz ama muazzam biriken sermaye. İşte 147'nin sonucu! Kimsenin duymamasına görmemesine neden bu özettir.
Diğer tarafta ise kopan fırtına. Ölülerin başına basarak iktidarını sağlamlaştırıyorlar. "Terör" ve "şehit" diye ortalığı inletenlerin duydunuz mu hiç 147 yedi kişinin ölümüne neden olan sermaye terörüne karşı bağırdıklarını. Haberleri var mı bu rakamlardan? Onlar bağırdıkça galeyana gelen sizin haberiniz var mı?
Gerçek "terör" hangisidir? Peki kim terörist? 147 rakamında toplanan sessizlik kime, 11 rakamında koparılan fırtına kime hizmet ediyor? Aklınıza hiçbir şey gelmiyorsa rakamları karşılaştırın; 147'den 11 çıkarın ve sonucuna bakın. İyice bakın. Bakın da belki gerçek teröristlerin kimler olduğunu görürsünüz? Dün sessiz olanlar bugün neden haykırıyorlar anlarsınız.
Görmek gibi bir niyetiniz varsa, salya sümük bağıran bu çığırtkanların hangi gerçeği saklamaya çalıştıklarını görmekle kalansınız, aynı zamanda ikiyüzlülüklerini de görürsünüz?