Kızgınız, öfkeliyiz, üzgünüz…

Kendi kimliği ve diliyle yaşamak isteyen Kürt halkına uygulanan sistematik terör, son iki aydır katliam düzeyine sıçratıldı

İŞÇİ SINIFI
Çarşamba, 16 Eylül 2015 (11 yıl 1 ay önce)

7 Haziran sonrası bir iç savaş yaşıyoruz. Çocuklar, kadınlar, gençler bu savaşa kurban veriliyor. Türkiye savaş alanına dönmüşken zenginler villalarında “huzur” içinde yaşamaya devam ediyor. Savaşın faturası emekçilere çıkarılıyor. Onların çocukları “gemicik” filolarını büyütürken, yoksulların çocukları bir “hiç” uğruna savaşa sürülüyor. Öldürmesi ve ölmesi isteniyor.



 



Kendi kimliği ve diliyle yaşamak isteyen Kürt halkına uygulanan sistematik terör, son iki aydır katliam düzeyine sıçratıldı. Özel Güvenlik Bölgeleri adı altın Cizre’de ve diğer Kürt illerinde minicik çocuklar, 35 günlük bebekler bile bu katliamın kurbanları oluyor.



 



Bunlar yetmiyor, linç güruhları sokaklarda her esmer olana “Kürt” diye azgınca saldırıyor. Çağlayan Tekstil işçisi bir arkadaşımız Kürtçe konuştuğu için bıçaklanıp öldürüldü. Saldırılar hız kesmeden her yerde artarak devam ediyor. İnşaat işçisi arkadaşlarımız, mevsimlik tarım işçileri bu saldırılara en fazla maruz kalan kesimler oluyor. Bizler biliyoruz ki bu saldırılar aynı el tarafından organize edilip planlanıyor.



 



İnşaat işçileri, mevsimlik tarım işçileri ve maden işçileri, Türkiye’de iş cinayetlerine en fazla kurban giden işçi arkadaşlarımızdır. Yaşamlarını sürdürmek için canları pahasına çalıştıkları yetmiyormuş gibi bu saldırıların doğrudan hedefi oluyorlar. İç savaşta kaybedilenden daha fazla sayıda kardeşimizi iş kazasında yitiren biz işçiler için kılını kıpırdatmayanlar, bu saldırıları körükleyecek bir biçimde “teröre” lanet mitingleri yapıyor.



 



On işçi arkadaşımız Torunlar Center inşaatında hayatını kaybettiğinde sessiz kalanlar, bugün patronlarla el ele sahnede yerini almaya yelteniyorlar. Metal işçilerinin karşısına demir sopalarla çıkan; Soma’da, Torunlar’da, Ermenek’te göz göre göre cinayet işlenirken sessiz kalan bu sendikaların işçi düşmanı tutumlarını tek tek sıralamaya gerek yok. Biz bunları tanıyoruz! İş sınıfı da bunların geçek yüzlerini acı deneyimleriyle kavrayacak, bunlar gereken hesabı elinde sonunda verecek!



 



Bu beyler Kürt arkadaşlarımıza dönük geçekleşecek bu saldırıların temel sorumlusu olacaklardır. Sadece bugün de değil, hangi işçi grevinde, hangi hak arama eyleminde biz bunları karşımızda görmedik ki?!. En demokrat geçinen sendikalar bile “teröre” lanet adı altında kamuoyuna açıklamalar yapıp linç guruplarının ekmeğine yağ sürüyorlar.



 



Kürt işçi arkadaşlarımıza dönük yürütülen saldırılar, bizlerin, Kürt ve Türk işçilerin bir arada birlikte yaşama irademize kasteden saldırılardır. Bizim çıkarlarımız ortaktır. Türkiye işçi sınıfı olarak Kürt kardeşlerimize daha güçlü sahip çıkmak ve onları korumak sorumluğuyla yüz yüze bulunmaktayız.



 



İşçi sınıfı açlık sınırında ücretlere talim ederken, en temel haklarından yoksunken, yaşamak için yerlerinden yurtlarından göç edip çalışmak zorunda kalan Kürt işçi arkadaşlarımıza dönük bu saldırılar öfkemizi ve kızgınlığımızı büyütmektedir. Biliyoruz ki temel hakları için henüz ciddi bir mücadeleye yürütemeyen işçi arkadaşlarımız değildir bu saldırıları gerçekleştirenler. Bunu egemenler örgütlemektedir.



 



Üzgünüz!..



 



Üzgünüz; çünkü Kürt sınıf kardeşlerimize bu saldırılar gerçekleştirilirken omuz başlarından olup Türkiye işçi sınıfın kardeşlik elini onlara daha güçlü uzatamadık.



 



Çıkarlarımızın ortak olduğunun farkında olan işçiler olarak bunun gereklerini yerine getiremedik, sizlerin linç güruhlarıyla karşı karıya kalmanıza engel olmadığımız için üzgünüz!



 



Zayıf da olsa, yetersiz de kalsa soluğumuzu soluğunuza katıp, yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği şiarını haykırmaktan asla vazgeçmeyeceğiz!



 



Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği!



 



İnşaat İşçileri Sendikası



16 Eylül 2015