Bartın’da madencilerin grevini Hattat Holding kır(a)madı, sendika kırdı!..
Bartın’da madencilerin grevi kırıldı.
Bartın’da Hattat Holding’e bağlı alt taşeron Hema ve Defna maden şirketinde çalışan 500 madenci, çift asgari ücretler için Ramazan Bayramı’ndan önce altı gün süren bir grev yapmış, görüşmeler sonunda anlaşma sağlanması üzerine direniş bitirilmişti.
2 Eylül’e kadar geçen sürede ödemeler, izinler ve mesailer konusunda yaşadıkları sıkıntıların düzeltilmemesi üzere işçiler yeniden greve çıktılar. 15 gün süren grev sürecinde grevi kırmak için Hattat yönetimi türlü oyunlar oynadı. Grev öncesinde 'greve katılmayacağım' diye imza attıklarını sonradan öğrenen 150 işçi bu oyuna geldi. Hattat yönetimi, madenci işçilerle sendikanın arasını bozmak için açıklamalar yaptı fakat grevi kırmayı başaramadı. Oyunlar bu kadarla da kalmadı, cep telefonlarına mesajlar, haber göndermeler, açıklamaların ardı arkası kesilmedi. Madenciler patronun bütün oyunlarına karşı tek yumruk oldular ve greve devam ettiler.
Grevin bir de görünmeyen tarafı vardı ki altını çizmeden olmaz: İşçi sınıfının kanayan yarası durumundaki sendikaların çürümüş uzlaşmacı, kastlaşmış yapılarını bir kez daha göstermiş olması...
Bartın’da madencilerin grevini Hattat Holding kır(a)madı, sendika kırdı! GMİS, madencilerin haklarını kazanmak için ne zamana kadar grev alanında olacağını, onların hakları için nasıl bir mücadele yürüteceğini, grevi madencilerin iradelerine rağmen bitirerek göstermiştir.
Başından beri işçinin yanında olduğunu söyleyen GMİS, 2 Eylülde grev pankartını asarken bile işçilerle tartışma yaşamış; işçilerin, “Burası grev alanı, görsel olarak grev alanı olduğunu yansıtacak başka pankartlar, dövizler yapalım asalım, grev çadırı kuralım” şeklindeki isteklerine sürekli karşı çıkmış, grevi başından geriletmeye, işçilerin direncini kırmaya çabalamıştır.
GMİS, işçilerin yanında olduğunu, “Gerekirse Ankara’ya yürürüz, alanlara çıkarız” gibi beylik sözlerle dile getirmekle yetinmiştir. Amasra içindeki yürüyüşler ve miting bile ancak işçilerin zorlamasıyla yapılmıştır. Bu eylemlerde işçileri işçi kimliğinden arındırmış, onları ırkçı, milliyetçi, Kürt düşmanlığıyla şekillendirmiştir. İşçilerin ne için yürüyüş ve miting yaptığı bile belirsizleşmiş, aynı günlerde Bartın’da HDP binalarına saldırılar gerçekleşmiştir.

Daha sonra Hattat Holding ile sendika arasında görüşmeler yapıldı; grevin beşinci gününde sözlü olarak taraflar mutabık kaldı ancak işçiler mutabakat imzalı hale getirilerek güvence altına alınmadığı sürece grevi bitirmeyeceklerini ifade ettiler. Bunun üzerine Hattat Holding genel merkezinden yetkililerin gelip durum değerlendirmesi yapacakları söylenmişti. Ancak Hattat genel merkezinden yetkili falan gelmedi. Gelmediği gibi, aynı günlerde yapılacak olan yürüyüş ve mitingte greve ilişkin pankart ve döviz olmayacak denilerek ırkçı yürüyüş organize edildi.
Gelinen noktadan bakınca anlaşılıyor ki, grevi bitirme faaliyeti, sendika tarafından içten içe ve gizli kapaklı yürütülmüş. Sendika grevi satışını işçilere “Bakanlık devreye girdi, bakanlık çözümü bulacak” diyerek açıkladı:
Bakanlıkta yapılan toplantıda uyuşmazlıkların çözülmesi konusu Yüksek Hakem Kurulu’na devredildi. Yasal olarak da grevimiz sona ermiş oldu. İşçilerimiz şimdi işbaşı yapacak. Yüksek Hakem Kurulu 1 ay içinde karar verecek. Biz sendika olarak hakem heyetinden lehimize karar çıkması için elimizden geleni yapacağız.
Bu açıklamadan iki gün önce işçilerle konuşan temsilciler, grevi bitireceklerini söyleyince işçilerle çok sert tartışmalar yaşanıyor. Grevi sonlandırmadan birkaç gün önce grev alanında işçilere seslenen temsilciler, işi, grevin bitirilmesine karşı çıkan işçileri grev alanından kovmaya kadar vardırıyorlar. Greve devam etmek isteyen işçileri, “Defolun gidin, siz olmadan da biz grevimizi yaparız” diyerek grev alanından kovuyorlar. Bu gergin ortamda işçiler ikiye bölünüyor; bir kısmı sendikaya laf söyletmeyenler, bir kısmı da greve devam etme kararlılığında olanlar. Tabii arada etliye sütlüye karışmayan, gündelik çıkarları için “Bizim için farketmez, grev yaptıkça maddi olarak kaybımız oluyor, günlük 590 liradan da oluyoruz” mantığıyla hareket eden işçiler de var...

Grevi satan sendika, iki gün önce madencilere işbaşı yaptırdı. Grevin hiçbir kazanım sağlanmadan bitirilmesi, işçilerin kaderini Yüksek Hakem Kurulu’nun insafına terkedilmesi, sendika temsilcilerinin direnişçi işçileri grev alanından kovması üzerine bazı işçiler “Bu sendikayla bir yere gidilmez” diyerek sendikadan istifa etmeye başladılar.
Madenlerde yer üstünde çalışanlarla yeraltında çalışanların ücretlerinde de farklılıklar olduğu, yer üstünde çalışanların 50 lira için grevi bitirmeye razı edildikleri, “greve devam” diyenlerin asıl olarak yeraltında çalışanlar olduğu da biliniyor.
İşçiler işçi sınıfının bir parçası olduklarını, işçi sınıfının burjuvaziyle uzlaşmaz iki karşıt sınıf olduğunu, haklarını alabilmek için sendikalara işçi iradesini dayatmak ve bütünün çıkarları için mücadele etmek gerekliğini bu eğitici/öğretici deneyimlerle kavrayacak.