Kandan “kına yakmak”

Kapitalizmin leş gibi yayılan çürük kokusu göçmenlerin kitlesel ölümleri ve trajedilerini ranta çevirmesiyle de dışavuruyor

DÜNYA
Perşembe, 5 Kasım 2015 (10 yıl 9 ay önce)

Kapitalizmin leş gibi yayılan çürük kokusu göçmenlerin kitlesel ölümleri ve trajedilerini ranta çevirmesiyle de dışavuruyor. Şairin dediği gibi “Kandan kına yaktılar…” Yakmaya da devam ediyorlar, edecekler.



 



Göçmenler, emperyalistler ve işbirlikçisi devletlerin kendi tekellerinin cebini şişirmek için çıkardıkları savaşların en fazla acısını yükünü taşımaları yetmezmiş gibi göçtükleri ülkelerde de rant kapılarının öznesi oluyorlar. Oysa “Şu kadarı şu ülkeye geçebildi, şu kadarı bu ülkeye, şu kadarı da öldü“ denilecek istatistik malzemesi değil onlar. Kadını yaşlısı ille de çocuğu ile doğup büyüdükleri toprakları terk etmek zorunda bırakılan umuda yolculuk düşüyle savaşın yıkımından kaçanlar. İnsan onlar!.. Bilinemeyene belirsizliğe kulaç atanlar ya da cesedi sahile vurarak atamayanlar. Savaşta ölmemişse eğer yeşili, mavisi, okyanusu, Akdenizi enva-i çeşit sularda ölenler. İnsanlığın hafızasından silinmeyecek trajediler yaşayanlar.



 



Ya emperyalistler ve işbirlikçisi devletler kendilerinin yarattıkları yıkımdan kaçan göçmenler üzerinden neler yapıyorlar?! Emperyalist kapitalizm için ucunda kar varsa alınıp satılmayacak hiç bir şey yoktur. Birkaç yıl önce Almanya’nın başkenti Berlin’de labirent olarak kurgulanan bir Nazi kampı anıtı belleklerde tazedir. Oldukça başarılı kurgulanan anıt, anti-faşist kesimlerde adeta infial yaratmıştı. Çünkü anıtı diken firma, zamanında gaz odaları için Nazilere gaz satan aynı firmaydı. Bugün aynı ikiyüzlülük göçmen akınında yaşanmaktadır. Dev finans şirketlerinden, havayolları tekellerine, kamp işletmeciliğinden en insani ihtiyaçlara kadar birçok tekel göçmenler üzerinden korkunç karlar vurmuş durumda.



 



İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük göç dalgası karşısında önce şöyle bir sersemleyen AB ülkeleri, kendilerini çabuk toparlayarak göçmenler üzerinden büyük kazançlar elde etmeye hızlı geçiş yaptılar. Klasik söylemle her zaman olduğu gibi “göçmen krizini” fırsata, acıyı ölümü ranta çevirmekte gecikmediler.



 



Alman emperyalizmi bir kısım göçmeni taze ve ucuz işgücü ihtiyacı yüzünden kabul edeceğini kendi açıkladı. Çünkü göçmenler kapitalist tekeller için her zaman sudan ucuz işgücü olmuşlardır.



 





 



İnsanlık trajedisinden para kazanmak



 



Wall Street Journal’in haberine göre, İngiltere’den bir özel sermaye fonu şirketi, göçmen kampı işletmeciliğinin organik ve kar marjı yüksek bir büyüme vaad ettiğini belirtiyor.



 



Devletlerin sağlamadığı koşulları fırsat bilerek göçmen akınından büyük kazanç sağlayan İsviçreli ORS şirketi, göçmenlere barınak, yemek, kampları yönetmeye kadar çeşitli alanlarda devletin kurduğu kamplarla rekabete girişiyor.



 



Hafızalarda yer eden bir başka firma Air Berlin. Almanya’nın kabul etmediği göçmenleri sınırdışı etmesi için devlet tarafından tutulan Air Berlin, taşıdığı göçmenler aracılığıyla karlarına kar kattı. (350 bin dolar kazandı)



 



“Göçmenlere olumlu yaklaşan ülke” diye reklam edilen İsveç sicili en kabarık olanlardan. İsveç’te bir dil analiz firmasına, sadece mültecilerin nereli olduklarını doğrulamaları için 900 bin dolar ödeniyor.



 





 



İsveç’in en büyük kapitalisti Wallanberg ailesinin denetimindeki Aleris şirketi, aylık kirası 5 bin kron olan daireleri sığınmacıların barınmaları için ayda 60 bin krona kiraya veriyor…



 



Avrupa ülkelerinde ekonomik krizin derinleşmesi “yerli” işçilerin çalışma ve yaşam koşullarını ağırlaştırırken göçmen dalgasıyla koşullar daha da ağırlaşacak, emekçiler arası rekabet de, ırkçılık da bunun üzerinden katlanacaktır. Dolayısıyla Ortadoğu’da, Afrika’da yaşanan savaş cehenneminin sonuçları göçlerle Avrupa’ya yansımayı sürdürecektir.



 



Avrupa’da tekeller kar peşindeyken, Avrupalı emekçilerin en muhafazakar bölgelerde dahi göçmenlerin insani temelde karşılanması olumlu bir adımdır. AB ülkelerinin göçmenleri istemeyen politikaları karşısında on binlerce kişinin katıldığı gösteriler bir başka göstergedir. Öncelikle Avrupalı işçi ve emekçilerin, mültecilere yönelik insanlıkdışı uygulamaların derhal son bulması için harekete geçmeleri ve bu vahşete dur diyen mütevazi adımları değerlidir.





Bugün sermayeye ardına dek açık olan sınırların, mülteciler ve göçmen işçiler için de kaldırılması ve insanca yaşayacakları koşullar sağlanması Avrupa’daki mücadelenin önemli taleplerinden biri olmayı sürdürmektedir.



 



[Alınteri’nin Kasım 2015 tarihli sayısından alınmıştır]