"Bir milyon maske" eylemi

"Devrim" isteyen binlerce maskeli protestocu Londra sokaklarında eylem yaptı

DÜNYA
Cumartesi, 7 Kasım 2015 (10 yıl 9 ay önce)

YAŞANACAK DÜNYA



 



Londra sokaklarında Guy Fawkes maskeli “devrim” isteyen eylemciler…



 



İngiliz Birleşik Krallığı Parlamento binasının 5 Kasım 1605 tarihinde havaya uçurulması girişiminin 410. yıldönümünde Londra’da on binlerce kişi, eylemin öncülerinden Guy Fawkes’un maskesiyle sokaklara aktı.



 



Uluslararası hacker grubu Anonymous’un çağrısıyla düzenlenen “Bir milyon maske” eyleminde kapitalizmin neoliberal politikalarına tepki gösterildi, “Tek çözüm devrim!” sloganları atıldı.



 



Buckhingam Sarayı ve Başbakanlık binalarına yürümek isteyen kitlenin önü polis barikatıyla kesildi. Eylemciler barikatları zorladı, polis saldırdı.



 



Günün sonunda 50’nin üzerinde eylemci gözaltına alındı, bir polis aracı ters çevrilerek ateşe verildi.



 



Barut komplosu, bir grup Kraliyet karşıtı İngiliz Katolik tarafından, İngiltere Kralı 1. James ve diğer aristokratları ortadan kaldırmak için 5 Kasım 1605′te yapılan Parlamento Binası’nı havaya uçurma girişimidir. Robert Catesby ve Guy Fawkes öncülüğünde planlanmıştır.



 



Eylem, her sene Ekim ya da Kasım ayında tekrarlanan aristokrasi zirvesine denk getirilmiştir. Ve sadece tüm Kraliyet ailesini, Protestan devlet adamlarının büyük bölümünü etkisiz hale getirmeyi değil, halkı ayaklandırmayı da hedef alan bir eylemdir.



 



Guy Fawkes ve arkadaşları eyleme giderlerken yakalanmış, eylem başarısızlıkla sonuçlanmış, Fawkes ve diğer eylemciler idam edilmiştir.



 



2005 yılında, Guy Fawkes’in hikayesine, post-modern dönemin de ötesinde (gelecekte) tek süper güç olarak tüm dünyaya hakim hale gelmiş İngiliz emperyalist devletinin kirli politikalarla toplumu yönettiği bir dönemi anlatan “V for Vendetta” isimli sinema filminde “tarihte kaldığımız yerden devam ama bu sefer başarmak…” kurgusuyla yer verildi.



 



V for Vendetta filmi günümüzün antifaşist, anarşist, otonomcu, devrimci gençleri içerisinde oldukça ilgiyle karşılandı. Parlamentonun havaya uçurulması öncü eylemiyle kitlelerin kitlesel sokak eylemini birleştirmesi filmin “devrimci kurgusu”nu cazip kılan yönünü oluşturuyor.



 



Ama tam da bu noktada, nasıl oluyor da birkaç öncü vuruşla (filmin kahramanı tarafından tv kanalının ele geçirilmesi, devrimin propagandasının yapılması, arkasından Parlamento binasının bombalanması) birleşen barışçıl kitlesel eylemin birleşmesiyle (hangi sınıfların devrimi sorusu bir yana) “devrim” geliyor sorusu havada kalıyor.



 



Ya da İngiliz devletinin sembolü olan binanın havaya uçurulduğu final gecesinde Guy Fawkes maskeleriyle caddelere akan insanların karşısında barikat oluşturan polis ve askerin önce kitleye silah doğrultup ardından tek bir kurşun dahi atmadan kitleye boyun eğmesi nasıl gerçekleşiyor? Tabii bütün bunlar filmin sahnelerinde oluyor. Sanatsal kurgunun gerçekle birebir kabaca örtüşmesi illa ki gerekmez. Fakat filmdeki devrim anlayışı günümüzün devrimci sınıf eyleminin niteliğini, sınıf mücadelelerin seyrini kavramaktan ve yansıtmaktan çok uzak olduğu kadar 1600’lü yıllardaki burjuvazinin kendi içindeki ve gerici sınıflar karşısındaki kavgaların niteliğiyle günümüz arasında birebir bağıntı kurması yönüyle de sığ.



 



Esin kaynağı ne olursa olsun, bu hangi biçimlerde ifade edilirse edilsin, özellikle gençlerin “tek çözüm devri”“ demeleri iyidir. Tarihe bu tarz göndermeler yapmak, sömürücü ve baskıcı sınıflar olduğu sürece onlara karşı her zaman başkaldırı olacaktır gerçekliğini hatırlatması bakımından da olumludur. “Ölü diriyi yakalar.”