BMİS'te neler oluyor?

"...tabanda gelişen öfkenin ateşi hem sendikal bürokrasinin hem de MESS’in ısınan suyunu soğutamayacak kadar harlı olduğudur"

İŞÇİ SINIFI
Çarşamba, 18 Kasım 2015 (10 yıl 11 ay önce)

 



DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası'nda Genel Sekreter Yardımcılığı da dahil olmak üzere sendikanın birçok biriminde görev alan Mehmet Beşeli, “işçilerin masada satılmasına ve yolsuzluklara karşı çıktığı için işten atıldığını” ifade eden bir açıklamayı kaleme alarak sosyal medya üzerinden “ilgili” kişilere paylaştı.



 



Mehmet Beşeli imzasıyla kaleme alınan ifadelerin ardından Birleşik Metal-İş Sendikası da yazılı bir metin paylaşarak yaşananlara dair açıklama getirdi. BMİS Genel Yönetim Kurulu imzası taşıyan açıklamada, “karşılığı olmayan suçlamalar”, “bir kişinin yaşadığı hezeyanlar” ifadelerine yer verilerek, Beşeli ile “aşırı içki müptelalığı”, “sendika çalışanlarına ve merkez yöneticilerine gerek iç mail gurubundan gerekse de sosyal medya üzerinden ağza yakışmayan kelime ve cümleler kullandığı, hakaretler ve tehditler yağdırdığı” iddiasıyla yollarının ayrıldığını duyurdu.



 



Her iki tarafın açıklamalarına da bakıldığında, ısınan bu suyun kolay kolay soğumayacağı görülmektedir. Sınıfın beklenti ve arayışlarına yanıt oluşturamayan sendikal bürokratik çizgi, ucuz koltuk hesaplarının da işin içine girdiği bu süreçlerde, yaşanan iç çatışmaları daha da belirgin bir hale getirerek yaşanması kaçınılmaz olan gerilimli süreçlerin izlerini taşımasıyla bilinir.



 



Bunun canlı ve son örneğine Birleşik Metal-İş’te tanık oluyoruz. 13 yıldır sendikanın yönetici makamlarında bulunan Mehmet Beşeli, bugün, başında Adnan Serdaroğlu’nun bulunduğu yönetim tarafından ucuz ve bayağı iddialarla suçlanarak tasfiye edilmeye çalışılıyor. Bugüne kadar sendikada yönetici ve etkin bir konumda olan Beşeli, BMİS bürokrasisinin sınıfın çıkarlarına aykırı, zaman zaman ihanet ölçüsündeki tutumlarına en azından ses çıkarmayarak ortak olduğu halde şimdi tasfiye hançeri kendisine saplanınca yönetimdeki bürokratik çürümeden, işçilerin alın terinden oluşan servetin bu asalak ve çürümüş bürokratlar tarafından yenilmesinden söz etmeye başladı. Hatta ve hatta kendisine yöneltilen suçlamalara yanıt verirken birçok rezalete bugüne kadar tanık olduğu halde sustuğunu söylemekle bu fiili suç ortaklığını da itiraf etmiş oluyordu.



 



Karşılıklı yapılan açıklamaların üstünü kazımaya dahi gerek kalmaksızın bakıldığında, BMİS’in bünyesini bir sarmaşık gibi tepeden tırnağa saran bürokratik anlayışın izlerini yaşanan bu canlı gelişmelerde çok daha net bir şekilde görebiliyorsunuz.



 



“…Grev ertelemesiyle ilgili sendikamız anayasa mahkemesine müracaat etmiştir ve tazminat davası açmıştır. Onun dediği gibi bir sınıf düşmanı tavır olsa idi dişe diş verilen o mücadele günleri içinde hükümet ve MESS ondan önce davranır ve grev ertelenmesi için söylenen ahlaksız teklifi deşifre ederdi…” (BMİS açıklaması)



 



Ocak 2015'te, 15 bin metal işçisi kararlı ve militan bir duruş sergileyerek grev isteği talebinde bulunmuş, BMİS bürokrasisi ise bu isteğin karşısında boğazı kuru bir şekilde yutkunarak bu devrimci talebi kabul etmek zorunda kalmıştı. Gebze Cumhuriyet Meydanı’nda “afilli delikanlı” pozlarıyla yeri göğü inleten BMİS yöneticileri, daha grevin ikinci gününde Bakanlar Kurulu’nun grevi yasaklamasıyla havluyu birinci raunt da yere atarak direnişi sönümlendirmişti. Bursa’da fitili ateşlenen “metal isyanı”nda sergilediği pejmürde tutumda bir o kadar hafızalarda.



 



Belleklerde öylesine taze, öylesine canlı duran bu teslimiyet anlayışından “tazeden de taze” duran başka bir şey var ki, o da; bu süreç içinde yaşananlardan bugün “hasım” olan iki tarafında o gün için aynı çizgide buluşmasıdır.



 



Öyle ya, karşılıklı yaşanan bu kavganın metal işçilerinin o kadar hazır ve istekli olduğu bir dönemde, Bakanlar Kurulu’nun yasadışı grev yasağını tanımayarak yasal sürece teslimiyet sırasında değil de bugün koltuk savaşı biçiminde yaşanması yukarıda karşılıklı yapılan açıklamaların özü hakkında net bir fikir vermektedir.



 



Söylenecek daha çok söz var; yukarıda dediğimiz gibi sular daha da çok ısınacak. Ama şunu da belirtmek gerekir ki; tabanda birikerek gelişen öfkenin ateşi hem sendikal bürokrasinin hem de MESS’in ısınan suyunu soğutamayacak kadar harlı olduğudur.



 



Bu da böyle biline…