Cumhurbaşkanı'na hakaret ettiği gerekçesiyle Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan atılan kadın işçilerden Sultan Sümentaş ile konuştuk:
Cumhurbaşkanı'na hakaret ettiği gerekçesiyle Semiha Şakir Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan bir ay önce atılan kadın işçilerden Sultan Sümentaş ile konuştuk:
Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz?
İşçi: Ben Sultan Sümentaş. Samiha Sakir Çocuk Yuvası’nda 14 senedir çalışıyordum. Bu süre içinde ne bir uyarı aldım ne başka bir şey. Dosyamda hiçbir şey yok. Bir gün izinliydim, telefon geldi, işten çıkarıldım. AKP kadrolaşmak için kendi insanlarını alıyor. Biz aydın görüşlüleri temizliyorlar, temizleyecekler de... Daha da var atacakları insanlar.
Alınteri: Sendikalı mıydınız orada?
S. Sümentaş: Sendikalıyız. Hak-İş’e bağlıyız. Ama sendika bize sahip çıkmadı. Sendikayı aradığımızda “Burada kaydınız gözükmüyor” dedi. Nasıl yok, onu da açıkçası bilmiyoruz. Çünkü onlar işyerine gelip kayıtları kendileri yaptı. Aradığımızda da “Bizde gözükmüyorsunuz...” deyip kenara attılar. Biz de Dev-Sağlık İş’e gittik. Onlar bize sahip çıktılar.
Alınteri: İşten atıldıktan sonra ne yaptınız?
S. Sümentaş: Grev yaptık. 20 gün kadar müdürlüğün önünde bekledik. Görüşme yapmak istedik, polisler zor kullanarak bizim içeri girmemizi engellemek istedi ama sonunda sendikanın da desteğiyle içeri girdik. Müdür konuşurken yüzümüze bakamadı. Yaptıklarının yanlış olduğunun kendileri de farkında ama nasıl döneceklerini bilmiyorlar.
Alınteri: İşten çıkarılma nedeni olarak ne söylendi size? Tutanak tutuldu mu?
S. Sümentaş: Tutanak yok, direkt çıkarıldık. 25 Madde diye bir şey var. Bunu zaten işverenlerin hepsi biliyor. İşsizlik maaşı, kıdem tazminatı vermemek için bunu özellikle koymuşlar. İçinde 160 tane suç varmış bu maddenin. Hırsızlıktan tutun da en ağır suçlara kadar... Bu maddenin aslında bizimle bir ilgisi yok ama bu hakları almayalım diye 25. Madde’yi de gerekçe olarak koydular. Ama bizim asıl işten çıkarılma sebebimiz devlet büyüklerine hakaret. Bu maddeyi kaldıracaklarını söylediler, söz verdiler. Doğru olmadığının onlar da farkında.
Alınteri: Neden böyle bir geri adım atıldığını düşünüyorsunuz?
S. Sümentaş: Bunlar “Biz bunları çıkarırız, sessiz sedasız çeker giderler” diye düşündüler. Biz dokuz kişi çıkarıldık. Üç arkadaş eylem yaptık. Diğerleri katılmadı. Baktılar ki baş edemiyorlar, aylar da geçse orda duracağımızın farkındalar...
Alınteri: İşten atılan diğer arkadaşlarınız neden katılmadı size? Onlarla görüşüyor musunuz?
S. Sümentaş: Sürekli görüşüyoruz. Aslında onlardan da katılmak isteyenler var ama aileleri “katılmayın” diyor. Bir de mahkemeyi kazanacağımıza inanıyorlar, o nedenle uğraşmak istemiyorlar. ‘Kısa yol varken niye gidip uğraşalım’ diye düşünüyorlar...
Alınteri: Aslında sizin eylemleriniz onlara geri adımı attıracak etkenlerin başında geliyor. “Nasılsa kazanırız deyip bir şeyler yapmasaydınız, onlara geri adım attıramazdınız.
S. Sümentaş: Evet bundan dolayı... Zaten ikinci bir işten çıkarma olacağını söylediler. Bizim orada eylem yapmamız o işten çıkarmayı durdurdu. Ki işten çıkarılacakların isimleri belli olduğu halde bunu durdurmak zorunda kaldılar. Bu, yaptığımız eylemler sayesinde oldu.
Alınteri: Devlet büyüklerine hakaret ettiğiniz gerekçesiyle işten çıkarıldığınızı söylediniz. Bunu neye dayanarak iddia ediyorlar? Tanık ya da bir belge?
S. Sümentaş: 5-6 ay önce bakımevinde çalışan dört AKP’li anneyi işe aldılar. Bunları Maltepe AKP’nin kadın kollarından göndermişler. Onların ifadesine dayanarak bunları söylüyorlar. Onlar bizi, görüşlerimizi biliyorlar tabii. Çıkarılanların hepsi aydın görüşlü insanlar. Müdür yardımcımızı gönderdiler. Güya o bizim başımızmış, biz devlet büyüklerine hakaret ederken o da bizimle birlikteymiş. Oysa ben gündüz çalışıyorum, diğer arkadaşlar gece çalışıyorlar. Çalışma günlerimiz de farklı Birbirimizle görüşme durumumuz olmuyor. Buna rağmen onların sözleriyle bizi kapının önüne koydular. O dediğim kadınlar işe başlayalı 6 ay oldu, buna rağmen herbirinin ikişer üçer tutanağı var. Hatta birinin 4 tutanağı var ve bu dört tutanak da çocuğa şiddetten dolayı tutulmuş. Ki bu çocuklar kimsesi olmayan çocuklar... Müdür bununla çalışmak istemediğini il müdürlüğüne belirtmek istemesine rağmen, yukarıdan “O benim asli elemanım. Onu çalıştırmak zorundasın” diye cevap verdiler. Bizim tutanağımız bile yok kapı dışındayız ama onlar dayamışlar sırtlarını AKP’ye, çalışıyorlar.
Aramıza ajan göndermişler. Bunlar hem gündüzde çalışıyorlardı hem de gecede... Biz normalde bir gece çalışıp bir gece çalışmıyoruz. Ama onları iki geceye de koymuşlardı. “Bunları Geceli gündüzlü çalıştıracaksınız” diye il müdürlüğünden söylemişler. Oysa normalde biz bir yılımız dolmadan gece çalışamıyoruz. Ben 14 yıldır oradayım, biliyorum kuralları. Onlar 1 ay olmadan gecede çalışmaya başladılar. Geliyorlar giriyorlar içimize. Arkadaşındır konuşuyorsun sonuçta. Siyaseti kendileri açıyorlar zaten. Görüşüne bakıp öğreniyorlardı. Onlara hiç cevap vermeyenler de oluyordu ama konuşanlar zaten kendine özgüveni olan, kendini saklamayan insanlardı. Ben solcuyum, açıkça da söylüyordum bunu. Aslında hakaret falan yok ortada. Sadece kendi görüşlerimizi belirttiğimiz için işten çıkarıldık.
Benim işten çıkarılmamın asıl nedeni ise Mehmet Ayvalıtaş’ın halası olmam... Müdürümüzü değiştirdiler. Yeni müdür geldiğinde benim işten çıkarılacağımla ilgili sözler dolanmaya başladı. Zaten ateş olmayan yerden duman çıkmaz, diye bir söz var. Bana arkadaşlar söylüyordu “Senin işine son verilecek” diye... Ben şaka yapıyorlar sanıyordum. Mehmet Ayvalıtaş’ın halası olmam, müdürlerin AKP’li olması benim işten çıkarılmamın büyük sebeplerinden birisi..
Alınteri: Sizin yerinize işçi alındı mı?
S. Sümentaş: Bizim çıkarıldığımız akşam bildirildi. Onlar ertesi gün sabah çalışmaya başladılar. Her şey önceden planlanıp hazırlanmıştı yani.
Alınteri: Şu anda nasıl bir süreç içerisindesiniz, neler yapmayı düşünüyorsunuz?
S. Sümentaş: 1 hafta bekleyeceğiz. 25. Madde’yi kaldırmak için söz verdiler. Bizim direndiğimizi gördüklerinde müfettiş yolladılar işyerine. Onlar inceleme yaptı, çalışanlarla görüştü. “Onların raporuna göre size cevap vereceğiz” dediler. O raporun olumlu geldiğini öğrendik, şimdi o rapora göre söz verdikleri imzayı atmalarını bekliyoruz. Kaldıracaklarına dair söz verdiler bize..
Alınteri: Peki onların sözüne güveniyor musunuz? Birçok defa söz verip yapmadıklarını, işçileri oyaladıklarını biliyoruz…
S. Sümentaş: Güvenemiyorum. Örneğin daha önce bize bir cevap vereceklerdi. ‘Haftaya Perşembe’ dediler. O gün geldi. Ben de sendikayı aradım “bunlar bizi aldatıyor olmasın” dedim, çünkü güvenemiyorum. Eğer aldatıyorlarsa ne yapacağımızı biliyorlar. Kapının önünde bekleriz. Eğer oyalıyorlarsa haftaya basın açıklamasıyla yine orada olacağız.
Alınteri: Peki böylesi bir durumda yapacağınız eyleme atılan diğer arkadaşlarınızı da çağırmayı düşünüyor musunuz?
S. Sümentaş: Aslında onlar da aslında gelmek istiyorlar. Haber vermemizi istediklerini söylemişlerdi. Oraya da gelmeleri için de çağıracağız.
Alınteri: Söylemek istediğini bir şey var mı?
S. Sümentaş: İşyerindeki arkadaşlarıma bir şey söylemek istiyorum. Onlar 4-5 kişi topluca hareket edip bizi şikayet ettiler. Şimdi geride kalanların da ne olacağı belli değil. Toplanıp onlar da bir şey yapmamalılar.