Genel Merkez’in aksi yöndeki kararına rağmen direniş yolunu seçen Mersin Şişecam işçileriyle konuştuk:
Alınteri: 200 arkadaşınızın 6 Kasım'da işten çıkarılacağını duyduğunuzda ne hissettiniz?
Şişecam işçisi Yaşar: Arkadaşlarımızın işten çıkarılacağını biliyorduk, isveren ve sendika genel merkezinin anlaştığı bilgisini farklı kanallardan almıştık. Önemli olan bu süreçte sendikanın işten çıkarılacak işçilerin arkasında ne kadar duracağıydı. Bunu da yaşayarak öğrendik.
Alınteri: Sendikanız ile bu durumu konuştuğunuzda tavırları ne oldu?
- İşyeri bastemsilcisine ne gibi eylemler düşündüğünü sorduğumda, “Genel Merkez ne derse onu yaparım” dedi. O zaman sendika tarafından herhangi bir eylem yapılmayacağını anladık. Çünkü en son yapılan Başkanlar Kurulu kararında ‘her bölge kendi eylemini yapacak, bölgeler karışmayacak’ gibi saçma sapan bir karar çıkmıştı. Yani işten çıkarılacak işçiler kaderleriyle yalnız bırakılmışlardı.
Alınteri: Direnişe geçmeye nasıl karar verdiniz?
- İşyeri baştemsilcisini defalarca uyarmamıza rağmen genel merkez güdümünde kaldığından bir adım attıramadık.
Bu süreçte 2 Kasım sabahı acs deki gece vardiyasındaki arkadaşlar işyerini terk etmeme eylemine başladılar. Paşabahçe işyeri baştemsilcisi şahıs olarak oradaki eyleme bile destek olmamak için her yolu denedi. Ama bizler toplanabildiğimiz kadar işçi arkadaşlarla acs’deki eyleme destek vermek için acs fabrikası önüne gittik.
Ertesi gün işyeri baştemsilcisi, zorlamalarımızı dayanamayarak istemeyerek de olsa eyleme kerhen destek vermek zorunda kaldı. 5 Aralık Perşembe akşamı tüm genel merkez yöneticileri ve şube başkanları ACS önüne gelerek eylemi bitirmek adına ACS’li (Anadolu Cam Sanayi) arkadaşları sayıyı 65’e çektik diyerek kandırdılar. Ama Genel Başkan tarafından Paşabahçe işçisi için yapılacak bir şeyin olmadığı söylendi. Ve işçiden kaçarcasına orayı terkettiler.
Ben ve birkaç arkadaşım Paşabahçe önüne yönelerek direnişi orada başlatma kararı aldık. Direniş oturmayla başlamıştı. Bu esnada yanımızda bulunan Öğrenci Kolektifleri ve stk’lardan arkadaşlarla eylemi başlattık.
Alınteri: Direnişe ilk başladığınızda sendikanın tavrı nasıldı?
- Bu soruyu iki yönlü cevaplamak gerek. Birincisi, işyeri baştemsilcisinin istemediği bir direniş başlamış oldu. Kesinlikle sahiplenmedi ilk etapta. Aynı günün akşamı kendi yandaşları olan işçiler listeye girmeye başlayınca direnişe sahiplenmek zorunda kaldılar. Şube başkanı ve yönetim kurulu hep yanımızda oldu.
Alınteri: Sendikanın sizi direnişte yalnız bırakacağını tahmin etmiş miydiniz?
- Evet bizi yalnız bırakacaklarını bekliyorduk, bu düşüncede yanılmadık. Çünkü almış oldukları başkanlar kurulu kararını biliyorduk.
Alınteri: Sendikanın bu tavrının işçiler üzerinde nasıl bir etkisi oldu?
- İşte bizi sıkıntıya sokan da bu oldu. İçerdeki işçiler ‘direnişe destek verenler/vermeyenler diye ikiye bölündü. Vermeyenlerin sendikacılardan korktukları için destek vermediklerini biliyorduk.
Alınteri: Türk-İş 2. Olağan Genel Kurulu’na gitmeye nasıl karar verdiniz. Ne gibi beklentileriniz vardı, neyle karşılaştınız?
- Türk-İş 2. Olağanüstü Genel Kurulu’ndan önce bir heyetle TBMM ziyareti yaptık. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ile görüştük. O istişareler hala devam ediyor. Buradan bu vesileyle her iki siyasi parti başkanına sizin aracılığınızla bir kez daha teşekkür ediyoruz.
Tabii bu arada Türk-İş Genel Kurulu’nun olacağını biliyorduk. Kongrenin ilk günü gitmek istedik ama araç konusunda sıkıntı yaşadık. Aslında bir yerde iyi oldu. İlk gün Tayyip Erdoğan konuşma yaptığında civarda kuş uçurmadılar. İkinci gün gitmemiz bu anlamda iyi oldu.
Beklentimiz sesimizi duyurabilmekti. Bir nebze gercekleştirebildik. Türk-İş Genel Başkanı ile görüştük. Çalışma Bakanlığı müsteşarından randevu aldı, faydalı bir görüşme gerçekleştikdik. Kristal-İş Genel Başkanı’yla görüştük. Genel anlamıyla bu ziyaret amacına ulaştı.
Alınteri: Sesinizi duyurmakta ne gibi sıkıntılar yaşadınız?
- En büyük sıkıntımaz ülke gündemine gelememek. Bunda yandaş medyanın ve bu süreçte ülke ve dünya gündeminin çok hızlı değişmesiydi. Hemen hemen her gün yeni bir gündemle ülke çalkalandı.
Alınteri: Mersin Paşabahçe işçileri olarak son 10 yıl içinde alışılmadık bir tavır sergilediniz. Sendikanın kararına rağmen işçi iradesiyle direnişi seçtiniz. Bunun karşılığı olarak çevrenizde neler yaşadınız, nasıl tepkiler aldınız?
- Son 10 yıl icerisinde işçilik ve sendikal anlamda alışılmadık herhangi bir hareket ve tavrımız olmadi. Sadece bu süreci 2015 Ramazan Bayramı’nda Genel Merkez’in çalışmama kararına karşı bir kısım muhalif arkadaş bu karara uymadı. Bayramda çalıştı, ben de dahil… Gerekçesi ise fabrikanın ve işçilerin geleceği içindi… Direniş sürecinde cevremizden hep destek tam destek aldık. Hala almaya devam ediyoruz.
Alınteri: Direnişe devam bütünlüğünü nasıl sağlıyorsunuz?
- Haftalık birtakım etkinlikler yapıyor, stk’ların ve çeşitli siyasilerin ziyaretleriyle direnişi ayakta tutuyoruz.
Bizim yaptığımız direniş olması gereken bir hareket. İşçilik adına, emek adına, geleceğimiz adına… Sadece cam işçisinin değil şu anda işinin başında olan tüm emekçilerin destek vermesi gereken bir direniş! Bana dokunmayan yılan bin yaşasın safsatasından kurtulmamız gerek. O yılanın bir gün gelip mutlaka kendisini sokacağı bilincinde olmalı.
Bu daha başlangıç, bugün benim ekmeğimde gözü olanın yarın senin ekmeğine de göz dikecek, bilelim. Kısaca sen yoksan bir eksiğiz…
Biz direnen onurlu cam emekçileri umutla beklemekteyiz. Bugün olmazsa yarın mutlaka!... Direnişimize başlarken bazı emekçi arkadaşlarım sürecin bu kadar uzun olacağını düşünmemişlerdi. Ama ben tersini söyledim ve söylemeye de devam ediyorum. Bu direniş daha yeni başladı ve önümüzde onurumuzla direneceğimiz günler, hafta var.
Alınteri aracılığıyla tüm işçi sınıfına sesleniyorum: Gelin bir olalım, birlik olalım, emeğe uzanan elleri birlikte kıralım, vahşi kapitalizme, emperyalizme dur diyelim.