Kristal-İş Genel Merkez yöneticileri, Mersin direnişçileriyle görüşmek isteyenlere karşı kapıları kilitledi
Mersin’de 48 gündür direnişte olan, 6 gündür açlık grevi yapan cam işçilerinden sekizi dün Kristal-İş Genel Merkezi’ne gelerek talepleri karşılanana kadar açlık grevine burada devam edeceklerini söylemişlerdi. Bugün (24 Aralık) görüştüğümüz işçiler Mersin’den dört arkadaşlarının yola çıkarak akşama Kristal-İş Genel Merkezi’nde açlık grevinde olan arkadaşlarına katılacaklarını belirttiler.
Alınteri Gazetesi olarak Mersin Şişecam işçilerin direnişini başından beri takip ediyoruz. Direnişçiler Kristal-İş Sendikası’na geldikleri andan itibaren işçilerin yanında bulunduk. İşçilerin yanında bulunmamızdan rahatsızlık duyan sendika, sendikanın kapısını kilitlemişti. İşçiler kimlerle görüşecekse buna sendika karar verecekmiş. Özellikle bizim sendikaya alınmamamız için bir talimat verilmiş. Sendika bizim işçilerle olan ilişkimizden neden korkuyor?
Alınteri muhabiri, sendika yöneticileriyle yaptığı görüşmede, kapının kilitlenmesi ve işçilerle sendikanın izniyle görüşme yapılmasına dair işçilere ne düşündüklerini sordu. Sendikanın bunları yapmaya hakkının olmadığı söylediler.
Sendika yöneticileri bize, “Burası bir kurum, öyle kafasına esen istediği gibi gelip giremez. Kiminle görüşmek istiyorsan bize gelip söyleyeceksin, biz haber vereceğiz ve öyle gidip görüşeceksiniz. Görüşmeyi de dışarda yapacaksınız” buyruğu savurdu. Bunun üzerine biz de şunları söyledik:
İşçilerin olduğu her yere gideriz. İşçilerle yapacağımız görüşmeler için sizden icazet almayız. Evet burası bir kurum. Bu kurum işçilerin yeri ve evi sayılır. İşçileri istediğimiz zaman ziyaret eder, onlarla sohbet ederiz. Bunun için de sizden izin almayız. İşçiler buraya aidat ödüyor ve onların oylarıyla buradasınız. Onların üzerine kapıyı kilitleyerek onları abluka altına almaya hakkınız yok. Eğer işçiler bizimle görüşmek istemediklerini kendileri söylerse ancak o zaman buradan ayrılırız.
Ardından bize, özellikle emniyetten, Paşabahçe yönetiminden kendilerine sürekli olarak basınla ilgili sorular yöneltildiğini, rahatsız edildiklerini, bizim kim olduğumuza dair sorular sorulduğunu ve bu baskıları yaşamak istemediklerini dile getirdiler.

Oysa bizim kim olduğumuzu da hangi gazeteden geldiğimizi de gayet iyi biliyorlardı. İşçiler sendika genel merkezine ilk geldiklerinde bunu kendilerine söylemiştik. Bizi kim soruyorsa bilgi verebileceklerini, işçiler direnişi burada sürdürdükleri müddetçe de geleceğimizi tekrar tekrar ifade ettik.
Bütün bu görüşmeler sendika yetkilisinin konuşmak için çağırdığı odasında geçti. Ardından emredercesine dışarı çıkmamız istendi. Biz de çıkmayacağımızı net bir dille yeniden söyledik.
Daha sonra girişe indiğimizde ortamı yumuşatmaya çalışan sendika temsilcisi, bir işçinin facebook sayfasındaki paylaşımları bize göstererek, “Bu adamlar fabrika işçisi, direnişte, şu an burada bize söylediğine bakın” dedi. İşçinin paylaşımı şöyleydi: ‘Bilal oğlan ve saz ekibi’. Kendisini onaylayacağımızı düşünmüş olmalı ki, “İşçinin bunu yazması sizin işçilerin haklarını savunmadığınızı gösteriyor. Bize bunu neden gösteriyorsunuz,” deyince dışarı çıkmamızı buyurdu. Hızını alamamış olacak ki, “İşçilerle yaptığınız röportajları bize göstereceksiniz, biz bakacağız sonra yayınlayacaksınız” diye haykırdı.

“Kiminle ne konuşacağımızı sizden öğrenmeyeceğiz, işçilerle yaptığımız röportajları size göstermek gibi bir şey de yapmayacağız. Siz kimsiniz ki bu denetimi yapmaya kalkıyorsunuz” diye yanıtladık.
İşçilerin toplantısı bitene kadar dışarda bekledik. Toplantı bitip işçiler yanımıza gelince bu yapılanları nasıl kabul edebildiklerini, kapıların kilitlenmesinin, kendilerine görüşmek için gelenlerin sendika yöneticilerinin iznine bağlı olmasının, böyle bir kıskaç altına alınmalarına nasıl izin verdiklerini sorduk. Sendika yönetimi işçilere, “Çok kötü günlerden geçiyoruz. Canlı bombası var falan... güvenlik almak zorundayız,” demişler. Biz de gerçek nedenin bu olmadığını, kendilerinin kuşatılmak istendiklerini ve bütün bunları ziyaretleri engellemek için yaptıklarını anlattık.
İşçilerle sendikanın çay ocağı olarak kullandığı yerde sohbet ederken denetmen aşağı gelerek ne konuştuğumuzu denetlemeye çalıştı. Sohbetimiz bitince çıkmamızı istedi. Gitsek de yine geleceğimizi, ziyaretlerimizin kimsenin iznine bağlı olmadığını, üstelik işçilerle yaptığımız sohbete karışamaya haklarının olmadığını belirttik.
Dün gece geç saatlerde polisler sendikaya gelerek, gürültü yaptıklarına dair uyarıda bulundular. İkinci kez geldiklerinde sendikadan ayrılmalarını söylediler. İşçiler de ayrılmayacaklarını söyleyince, “Yarın çevik kuvvetle geleceğiz” diye tehdit ettiler.