Cam işçisi Yaşar Akkul ile direniş ve açlık grevinin diğer cam fabrikalarına etkisi üzerine konuştuk:
Yaşar Akkul ile Kristal-İş Genel Merkez’de devam ettirdikleri direniş ve açlık grevinin diğer cam fabrikalarına etkisi üzerine konuştuk:
Gebze Elyaf Cam Fabrikası’ndan 130 işçiyi işten çıkaracaklardı. Biz direniş ve açlık grevini sendikanın genel merkezine taşımakla bir basınç oluşturduk. Elyaf Cam Fabrikası’ndan işten çıkarılmak istenen işçi sayısı önce 90’dı. Daha sonra emekliliğine bir iki senesi kalan ve işten ayrılmak isteyenlerle sınırlı kalarak bu sayı 47 işçinin işten çıkarılmasıyla noktalandı. Eğer biz açlık grevini buraya taşımamış olsaydık Gebze Elyaf Cam’da 130 işçi işten çıkarılacaktı.
Biz 48. günde Genel Merkez’e geldik. Ancak 48 gün boyunca Mersin’de direnişe devam ettik. Genel Merkez’in kulağı bile duymadı, bir adım bile atmadı, sorumluluğu şubeye attı. Ama biz şubenin yapabileceği bir iş olmadığını biliyoruz.
Bu süreç içinde fabrikalarda çalışan arkadaşlarımız üzerinde işyeri temsilcilerinin baskıları çok fazla oldu. Çalışan arkadaşlarımızdan destek gelmesini korkularla, tehditlerle engellediler. Biz Mersin’de olan üç fabrikadan yeterli desteği almış olsaydık sorun çoktan çözülmüş olurdu, buraya gelmemize gerek kalmazdı. Buraya geldiğimiz süreçte Gebze’de işverenin istediği gibi 130 arkadaşımız işten çıkarılmış olsalardı, onlar da Genel Merkez’e bizim yanımıza geleceklerdi. O zaman burası Kristal-İş Genel Merkezi olmaktan çıkıp direniş merkezi haline gelecekti. Hem işveren hem sendika bunları göze alamadılar. Ve bir anlaşma yoluna gitmek zorunda kaldılar.
Alınteri: Sizin buraya gelişiniz ve kararlılığınız onları çok etkilemiştir.
Yaşar Akkul: Biz buraya Çarşamba günü geldik. Cuma günü görüşmelerde Gebze Elyaf Cam için son nokta konuldu. Ondan önce de bir görüşme yapılmıştı, o görüşme ile ilgili net bir bilgi edinememiştik. Ama şunu biliyorduk, işverenin derdi ucuz işçi çalıştırmak, ucuz maliyet, çok kar etmek mantığı. Esas olarak kapitalizmin mantığı da budur. Az işçi, çok emek, çok iş. Belki bir yerde bunun da önüne geçtik. Ali Koç’un G28 Zirvesi’nde dediği “Şu kapitalizmi dizginlememiz lazım” bir kapitalistin sözü. Hiç kusura bakmasınlar bir kapitalist kapitalizmi dizginleyemez, bunu söylemek de bir kapitalistin haddi değil, kapitalizmi canavarlaştıran sizsiniz. Kapitalizmi dizginleyecek olan işçi sınıfıdır. Bizler işçileriz.
Alinteri: Gebze’deki işten çıkarmalar konusunda bilgi verebilir misiniz?
Akkul: İşten çıkarılan arkadaşların 31 Aralık itibariyle iş akitleri feshedilecek. Gönüllülük esasıyla teşviklerden yararlanacaklar ama teşvikler 4 Ocak itibariyle geçerli olacak. Burada şu avantajları olacak arkadaşların: Kıdem tazminatı 3.820 küsur lira, 1 Ocak’tan itibaren 4 bin liranın üstüne çıkarılacak bundan yaralanacaklar.
İkinci avantaj ise: Şu anda hemen hemen hepimiz yüzde 27 dilimindeyiz. Yani yüzde 27 gelir vergisi ödüyoruz. Bu yılbaşından sonra yüzde 15’e düşecek.
Üçüncü avantaj ise: 1 Ocak 2016 itibariyle enflasyon artı yüzde 2 zam yapılacak. Bu zamdan da yararlanacaklar. Tazminatlar, teşvikten ve kıdemden hesaplanır.
Alinteri: Gönüllülük ya da isteğe bağlı işten çıkarma nedir? Yani çalışan bir işçi emekliliğine ne kadar az kalırsa kalsın neden işten çıkmak istesin?
Akkul: Aslında gönüllülük diye bir şey yok. Yapılan şey ölümle tehdit edip sıtmaya razı etmektir. İşçinin bir yılı kalmış, iki yılı kalmış emekliliğine, bir iki ay kalan biri için avantajdır teşvik. Artı para demektir. Ama bir yılı, iki yılı, üç yılı kalan için avantaj değil. Dışarda yapabilecek işi olmayan, sadece fabrika içinde işi olan biri için bir aldatmacadır.
Alinteri: Bu aslında bir dayatma değil mi?
Akkul: Elbette dayatma. Ya çıkacaksın ya çıkacaksın o kadar. Bu pazarlıklarla daha düşük sayıya indi. Bizim başarı dediğimiz şey bu aslında. Çünkü bizim sözleşmemizin 53. Maddesi’nde de var. Daralma ve hat kapanmalarında der ki; emekliliği gelenler, sonra gönüllülük esasına göre bu da yoksa yatay geçiş formülüyle diğer fabrikalarda çalıştırılabilir.
Eğer bu yollar tıkalıysa son işe giren ilk işten çıkarılacak kişidir. Biz işten çıkarılırken bunların hiçbiri uygulanmadı. Son bendi hiç uygulanmadı. Ondan önce C ve D bendi uygulanmadı.
C bendi der ki: Diğer fabrikalarda, işletmelerde mevcut, özlük haklarıyla yatay geçiş yapılması gerekiyordu. Ama bunlar yapılmadı.
D bendi derki: Diğer yollar tıkalıysa son işe giren ilk çıkar. Ama bizde tam tersi uygulandı. İlk işe giren ilk çıkarılan oldu.