Beykoz'da direniyorlar

Cam işçileri: Evimiz olan yerden, sendikamızdan bizi attılar. Kristal-İş diye bir sendika kalmamıştır, fiilen iflas etmiştir

İŞÇİ SINIFI
Perşembe, 31 Aralık 2015 (10 yıl 9 ay önce)

Kristal-İş Genel Merkezi’nde açlık grevinin 8. gününde çevik kuvvet polisi çağrılarak zorla dışarı atılan cam işçileri ve destek vermeye gelen emekli cam işçileriyle konuştuk.



 



 



Yaşar Akkul




Direnişimizi ve sendikanın gerçeklerini anlatan, Beykoz halkını desteğe çağıran, direniş ruhunu ayağa kaldırmaya davet eden bildirilerimizi, afişlerimizi, pankartımızı hazırlamıştık. Bildirileri Beykoz halkına dağıtacak, afişlerimizi uygun yerlere yapıştıracaktık. Bu işlere başlamadan önce bu sabah afişlerimizden birini sendikanın camına astık, pankartımızı da önüne. Bunu gören sendika başkanları ve yandaşları indirmemizi istediler. Biz de indirmeyeceğimizi söyledik. Bunun üzerine kendileri astığımız yerden indirmeye kalkınca biz pankartı indirmelerine engel olmak için savunmada kaldık.





Bir süre ardebe yaşandı. Biz şiddet kullanmak taraftarı değildik. Kullanmadık. Ama pankartımızı indirmelerine de izin vermedik. Bu arada Eskişehir Şube Başkanı falçatayla pankartın ipini kesmeye kalkınca engel olduk. Bu sefer de falçatayla bize saldırdı. Bir arkadaşımızın parmağı kesildi, bir arkadaşımız fenalaştı. Ambulans bile çağırmadılar.





Bunlar yaşanırken çevik kuvvet polisini çağırmışlardı. Polis sendika önünde barikat kurdu. İçeri girmek isteyince de bizi zorla dışarı attılar. Bize, ‘gidin fabrika önünde, Paşabahçe önünde çadır kurun sonra biz de geliriz’ diyorlar. Direnişe sahip çıkmadılar, işten atılırken liste hazırladılar. Bizi buradan göndermek için çeşitli oyunlar baskılar yaptılar. Şimdi böyle diyorlar. Biz de gitmeyeceğimizi, bu sorunu buranın çözmesi gerektiğini bir kez daha söyledik. Bunu üzerine yapacak hiçbir şey yok dediler. Ve polisi getirip bizim evimiz olan yerden bizi attılar. Artık Kristal-İş diye bir sendika kalmamıştır. Fiilen iflas etmiştir.




 





 



Emekli cam işçisi Zeki Şener:




Ben emekli olalı 17 seneden fazla oluyor. Cam fabrikasında çalıştım. 250-500 derece ateşin karşısında çalıştım. Biz zamanında buraya (sendika binasının yapıldığı zamandan söz ediyor) sarı sendika vardı, içeri giremiyorduk. Dışarıya bir temsilci koyuyorlardı, önce derdimizi ona anlatıyorduk. Sonra içeri girebiliyorduk. Biz sendikacılığın ne olduğunu Şirin, Ceren ve Ahmet Özkan’ın zamanında öğrendik. Burada DİSK, Kristal-İş vardı. Çok mücadele ettik. İçerde de bir araya gelemiyorduk. Çünkü yasaktı. Eskiden böyle değildi bu bina, gecekonduydu. Bizler fedakarlık ettik. Aidatlarımızdan hariç birer yevmiyemizi verdik burası için. Sendikayı arkadaşlara bıraktık. Şimdi de işten atılan, bugün polis zoruyla sendikadan dışarı atılan arkadaşlarımızla sonuna kadar mücadele etmeye hazırız.




 



Yine Paşabahçe’de çalışıp emekli olan bir başka emekli cam işçisi de şunları söylüyor.




Beykoz Paşabahçe’de 16, Mersinde 11 yıl, toplamda 27 yıl çalıştım. Ben arkadaşlarımı destekliyorum, işlerine geri dönmelerini istiyoruz. O nedenle buradayız. Sendikacıların arkadaşlarımızı polis zoruyla çıkarmalarına karşıyız. Burası cam işçilerinin evidir. Arkadaşlarımızı hiç kimse bu şekilde dışarı atamaz. Sonuna kadar arkadaşlarımızın yanında olacağız. Gerekirse gece gündüz arkadaşlarımızın yanında bekleyeceğiz.




 



Kristal İş Sendikasından polis zoruyla dışarı atılan ve çıkan ardebe sırasında rahatsızlanan Cam işçisi şunları bizimle paylaştı:




Özellikle yeni yıla girerken Kristal-İş Sendikası için büyük bir ayıp. Biz yıllarca sendikamıza güvendik. Üyesi olduğumuz için gururlanıyorduk. Çünkü son on yıla gelene kadar Kristal-İş Sendikası böyle değildi. İşçinin hakkını sonuna kadar savunuyordu. Ama 2015’den 2016’ya girerken Kristal-İş Sendikası, üyesi olan bizlere ve çalışan işçi arkadaşlarımıza büyük bir ayıp yaptı. Herkes eğlenirken çoluğu, çocuğuyla gezerken biz İstanbul’da karda kışta dışarı atıldık. Karın altında kaldık, ezildik. Kristal-İş Sendikası daha çok ezildi. Bizler cam işçileri olarak Kristal-İş Sendikası olarak temizlemelerini istiyoruz. Beykoz Paşabahçe halkına bu yılbaşında hiç beklemediğimiz özveriyle bizi sahiplendikleri için teşekkür ediyoruz. Geldiğimizden beri yanımızda oldular. Dertlerimize ortak olup, bizi desteklediler. Beykoz halkına çok teşekkür ederiz.





Fabrikalarda çalışan cam işçileri ise hepsi korkmuş, hepsi biat etmiş, hiçbir şey ifade edemiyorlar. Bir telefon açıp geçmiş olsun demeyen arkadaşlarımız var. Onların da çocukları, eşleri var, onların da evleri var. Onları da göreceğiz ileride. Gece olunca başlarını yastığa nasıl rahat koyabiliyorlar merak ediyoruz. Yarın bir gün onların da başına gelecek olan bu. Bu nedenle bir an önce bu tutumlarından vazgeçsinler. Gerçeği görsünler ve destek olsunlar.




 





 



Direnişçi cam işçilerinden İsmail Yılmaz ise şunları söyledi.




Biz Kristal İş yönetiminden gördüğümüz kötü muameleyi Şişecam patronundan görmedik. Şişecam patronundan daha acımasız, daha gaddarca davrandılar. Ben bütün cam işçilerine Kristal-İş Genel Merkez yönetimini şikayet ediyorum. Bugüne kadar Türkiye’de örneği var mı? Bilmiyorum ama, hiçbir işçi, sendikası işgal edilmiş bile olsa polis zoruyla dışarı atmamıştır. Polis tehdidini sunmamıştır. Korumalar tutup işçisinin üzerine salmamıştır. Kesici aletle, falçatayla işçisinin üzerine saldırmamıştır. Bu Kristal-İş Sendikası’nın tarihine kara bir leke olarak yazılacaktır. Bilal Çetintaş, Fevzi Güler, Mehmet Doğan, İbrahim Öz, Bilal Bildik sorumluluk bu sendikacıların üzerindedir. Bu lekeyi çıkarabileceklerine inanmıyorum. Bu kişilerin sendika yönetiminden bir an önce defolup gitmeleri gerekiyor.





İşçinin hakkını koruyacakları yerde, işe dönmeleri için mücadele edecekleri yerde... Burada işçiler 10 gündür açlık grevindeler, işçilerin sağlığını düşünüp buraya sağlıkçı getirecekleri yerde, buraya TOMA getirdiler. Buraya çevik kuvvet polisi getirdiler. Buraya üzerimize salacakları çakalları getirdiler. Bunlar bir işçi sendikasına yakışmaz, hele hele Kristal-İş gibi bir sendikaya hiç yakışmaz. Bu kış gününde bu kadar insanı dışarı attılar. Kendileri yılbaşı tatiline gittiler. Kendileri, rahat keyiflerine bakarken, biz soğukta, karda, kışta dışarı atıldık.





Beykoz halkı sağolsun geldiğimiz günden beri bize sahip çıktılar. Şimdi de sahip çıkıyorlar. Bize barınabileceğimiz, kalabileceğimiz, geceyi rahat, sıcakta geçirebileceğimiz otobüs ayarladılar. Şu anda o otobüsün içindeyiz. Onlara ne kadar teşekkür etsek azdır, haklarını ödeyemeyiz. Hala bize bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını soruyorlar. Biz gerçekten çok duygulandık. Biz 5 bin 800 cam işçisinden görmediğimiz desteği burada sekiz kişiden görüyoruz. 5 bin 800 cam işçisinin sağlamadığı imkanları bize Beykoz halkı sundu. Bırakın yardımı desteği arayıp geçmiş olsun diyen cam işçisinin sayısı bile çok az. Beykoz halkına tekrar teşekkür ediyorum. Direnişleri biliyorlar, tecrübeleri var. sınıf bilinci var, insanlığın ne demek olduğunu biliyorlar, işin, aşın ne demek olduğunu biliyorlar. Dayanışma örneğini gösteriyorlar. Ve hiçbir çıkar, menfaat beklemeden. Bize menfaat için destek verenleri de biliyoruz. Menfaat için yanımıza gelip gidenleri de biliyoruz. Fabrika içinde bizimle diyalog kuranları da biliyoruz. Fakat bizi hiç tanımayan İnsanlar, bir müddet sonra gideceğiz ve belki bir daha hiç karşılaşmayacağız, buna rağmen dayanışma gösterip destek oluyorlar. Yaptıkları gerçek sınıf dayanışmasıdır. Bizlerin asıl ihtiyacı olduğu şey sınıf dayanışmasıdır. Biz burada bu dayanışma ile ayaktayız ve her türlü zorluğun üstesinden geleceğiz.




 



Fabrikada çalışırken iş kazası geçirip sağ kolunda hasar kalan Fatih Aktaş konuştuğumuz sırada çok rahatsızdı. O nedenle sadece şunları söyleyebildi:




Zor kullanarak bizi dışarıda bırakan  sendikamız sararmıştır. Şu an çok rahatsızım. Şimdi biraz ısınabildim ama sağ kolumda müthiş bir ağrı var. Beş saattir dışarıda yağan karın altında kaldık. Kendileri sıcak yuvalarında keyif yaparken, bizi karda kışta dışarıda bıraktılar. Allah bunun hesabını sorar inşallah. Ne diyeyim şu an başka bir şey diyemeyeceğim.




 





 



Akşam saatlerinde soğuk ve yağan kar altında beklemek zorunda kalan cam işçilerinden Fatih Ataş rahatsızlandı. Fatih Ataş çalışırken is kazası geçirmiş ve sağ kolunda yüzde 30 is görememezlik oluşmuştu. Fatih Ataş’ın yüzde otuz sakatlanan kolunu sürekli sıcak tutması gerekiyordu. Bugün Kristal-İş yönetiminin çevik kuvvet ile dışarı attığı cam işçileri arasında olan Ataş akşam saatlerinde kolunda uyuşma olmaya başladı. Ayakta zor duran Fatih Ataş gönüllü olarak kendileriyle ilgilenen hekim arkadaşlar ve kendi arkadaşlarıyla Beykoz Devlet Hastanesine götürülerek muayene ettirildi. Fatih Ataş kendine geldikten sonra direnişteki arkadaşlarının yanına döndü.