İnşaat-İş'in dayanışma etkinliği coşkulu bir katılımla yapıldı
İnşaat-İş, 10 Ekim’de Ankara’da katliamında yitirdiği yönetici ve üyelerinin aileleriyle dayanışma etkinliğini gerçekleştirdi. Serdar Ben’in (Maviş) ağabeyi Hıdır Ben, İsmail Kızılçay’ın yeğeni Aslan Kızılçay, Tekin Aslan’ın eşi, Erol Ekici'nin sevgilisi Münevver Berk, Tayfun Benol’un oğlu etkinliğin onur konuklarıydı.
Etkinliğe ayrıca birçok kurum mesajlarıyla destek verdiler. Beykoz Kristal-İş önünde 18 gündür açlık grevinde olan cam işçileri, Tuzla Gemi Tersanesi direnişçisi Veysel Sargut da katılarak destek verdi. Bir hafta gibi kısa bir süre çalışması yapılarak gerçekleştirilen etkinliğe birçok İnşaat işçisi katıldı.
Halil Tan, Tural Aslan, Grup İsyan Ateşi, Pınar Aydınlar, Grup Munzur, Gölgedekiler, Cordel Meth, Bajar melodileriyle çoşku kattılar.
Etkinliğin gerçekleştirildiği salona girmeden önce merdivenlerin iki yanına inşaat işçilerinin çalışırken kullandığı baretler dizilmiş, etkinlik afişleri asılmıştı. Alınteri, Devrimci Anarşist Faaliyet, Partizan standlarını kurmuş, gelen katılımcılar için çay, kahve ve yiyecek servisi hazırlanmıştı.
Salona girildiğinde İnşaat işçilerinin, ve destek veren kurumların ozalitleri asılmıştı. Sahnenin olduğu yerde ise Ankara Katliamında hayatını kaybeden üye ve kurucuların pankartı dikkat çekiyordu.
Dayanışma etkinliğine saat 19:00’da “Yapıcılar Türkü Söylüyor“ şiiriyle başlandı. Ardından,
Merhaba, Kalıpcılar, Demirciler, Betoncular, Sıvacılar, Boyacılar, Mermerciler, Alçıcılar, Tesisatçılar, Montalamacılar, Elektrikçiler,
Merhaba dünyayı inşa eden inşaat işçileri,
İnşaat-İşçileri Sendikası’nın dayanışma etkinliğine hoş geldiniz…” denilerek konuklar selamlandı.

Saygı duruşunun ardından salondan “Katillerden hesabı emekçiler soracak!”, “Katil devlet hesap verecek!” sloganları yükseldi. Etkinliğe, Liseli Anarşist Faaliyet, HTKP, Kaldıraç, Partizan, Devrimci Demokratik Sendikal Birlik, Anarşist Komünist İnisiyatif, Gülsuyu-Gülensu Güzelleştirme derneğinden dayanışma mesajları gelmişti. İlk olarak Alınteri'nin mesajı okundu:
Dostlar, yoldaşlar
Dünyayı yaratan, ona şekil veren ellerin sahiplerine selam olsun! Sömürünün yoğun ve azgınca yaşandığı, örgütsüzlüğün dayatıldığı bir işkolunda, bu örgütsüzlüğe son vererek, insanca bir yaşam için mücadele eden işçi kardeşlerimize selam olsun!
Zorlu süreçler yaşıyoruz. Güvenceli çalışma koşullarının ortadan kalktığı, insanların açlık sınırında yaşamaya mahkum edildiği, en ağır koşullarının dayatıldığı ve kültürel, siyasi yozlaşmanın sağanak gibi üstümüze yağdığı günlerden geçiyoruz.
Devlet açlıkla, sömürüyle, tehditlerle yok edemediklerini, bombalarla katliamlarla yok etmeye kalkıyor. Bundan 3 ay önce Ankara katliamında onlarca insanımızı yitirdik. İnşaat-İş, devlet eliyle yönetilmiş bu katliamda çok değerli altı neferini kaybetti. Onlar önde gidenler, onlar işçi sınıfına yolu gösterenlerdi! Ve onların yitirilmesi işçi sınıfı adına büyük bir kayıp olarak yazıldı tarihe. Bu ağır bedeli ödeyerek yoluna devam eden, işçi sınıfının kurtuluş bayrağını omuzlayan işçi kardeşlerimize selam olsun!
Ülkemiz yangın yeri. Devlet Kürdistan’da tüm gücüyle bir halkı yok etmek, susturmak, sindirmek için iş başında. Her gün gencecik çocuklarımızın, analarımızın, sevdiklerimizin ölüm haberlerini alıyoruz. Tüm bu devlet terörüne rağmen diz çökmeyen bir halkın onurlu direnişine şahit oluyoruz. Bu zorlu süreçler, işçi sınıfının kararlı mücadelesi, halkların kardeşliği adıyla attığı güvenli adımlarla yarılabilir. Siz işçi kardeşlerimiz, çalıştığınız şantiyelerde sömürüye karşı direnirken, bir taraftan da özgürlüğü için savaşan bir halka el uzatarak geride kalanlara, tüm işçi sınıfına ve emekçilere yolu gösterdiniz. Size selam olsun!
Biliyoruz ki tüm insanlığın kurtuluşu işçi sınıfının kurtuluşu ile mümkün olacaktır. Kendi kurtuluşu için mücadele eden bir sınıf, aynı zamanda ezilen tüm uluslar için de umudun, özgürlüğün, insanca yaşamın muştusudur. Çünkü biliyoruz ki yaşamı yaratan elleriniz, gerektiğinde o yaşamı durdurabilme gücüne de sahiptir! Bu bilinçle siz inşaat işçilerini bir kez daha selamlıyor, çıktığınız çetin ama aynı zamanda onurlu yolda sizlere başarılar diliyoruz. Ankara katliamında yitirdiğimiz tüm dostlarımızı saygıyla anıyoruz!
Serdar Ben Ölümsüzdür!
İsmail Kızılçay Ölümsüzdür!
Tekin Arslan Ölümsüzdür!
Erol Ekici Ölümsüzdür!
Tayfun Benol Ölümsüzdür!
Gazi Güray Ölümsüzdür!
Etkinliğin ilk konuşmasını İnşaat İşçileri Sendikası Başkanı Mustafa Adnan Akyol yaptı:

Yıllarca yaptığımız çalışmaların karşılığını şimdi burada bulunan Samsunlu arkadaşlarımız, Kürdistanlı arkadaşlarımız birlikte oldukları için çalışmalarımız başarılı olmaktadır. Bu nedenle konuşmamı çok fazla uzatma gereği duymuyorum.
Bizler inşaat işçileriyiz. Yürüdüğünüz sokakları, geçtiğiniz köprüleri inşa edenleriz. Okuduğunuz okulları, çalıştığınız fabrikaları, yaşadığınız evleri inşa ediyoruz. Onlarca metrelik rezidansları inşa ediyoruz. Bizler dünyayı inşa edenleriz. Ve her seferinde inşa ettiğimiz dünyanın altında biz kalıyoruz, ölüyoruz. Bizler bir gün bu dünyayı yerle bir edip, o yıkıntılar dan başka bir dünyayı kurcağız. Buna inanıyoruz...
Mustafa Adnan Akyol’un konuşmasının ardından İnşaat-İş Sendikası’nın hazırlamış olduğu sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyon gösterimi sırasında sık sık sloganlar, alkışlar yükseldi.

Etkinliğe gelen mesajlar okunmaya devam edildi. Avrupa Alınteri okurlarının gönderdiği dayanışma mesajında şunlar söyleniyordu:
Asla unutmayacak, asla affetmeyeceğiz!
Sevgili kavga dostları, yoldaşlar,
Daha öncesinde Suruç’ta, Diyarbakır'da tanık olduğumuz kalleş bombalar 10 Ekim’de Ankara’da patlatıldı. Saldırının ardından ambulanslardan da önce panzer ve TOMA’ların boy gösterip yaralılara yardım için çırpınan kitleye gaz ve su sıkarak saldırmaları bile bu katliamdaki devlet elini bütün çıplaklığıyla sergiledi.
Açıkça yürütülen bu gerici iç savaşın temel aktörü faşist devlet ve onun özel savaş çeteleridir. Mafya bozuntularıyla, gerici çetelerle işbirliği halindeki çürümüş burjuva devlet, ezilen halklara ve emekçilere kan kusturmaya doymuyor.
Onlar sokakları, meydanları, daha da önemlisi ruhlarımızı ve bilinçlerimizi teslim almak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama tarihin de yazdığı gibi boşa kürek çekiyorlar! Bunu başaramayacaklar!..
Kendine insanım diyen herkesin etinden et koparan bu alçaklık orada olan doksan altı insanımızla birlikte sendikanızın altı kurucu, yönetici ve üyesini de aramızdan aldı.
Onlar, sizlerle birlikte, kölelik koşullarında her gün ölümle burun buruna çalışan, iş cinayetlerine kurban giden, parçalı yapısından dolayı örgütlenmenin oldukça zor olduğu bir alanda faaliyet yürütüyorlardı. İnşaat işçilerinin hak alma mücadelesinde örgütledikleri fiili direnişlerle birçok kazanıma imza attılar.
İnşaat-İş Sendikası yöneticileri ve aktivistleri olarak sizler, onlarla birlikte taşıdığınız bayrağı bugün daha yukarılara kaldırıyorsunuz.
Ne mutlu size ki, proletaryanın yiğit evlatları Serdar Ben, İsmail Kızılçay, Tekin Arslan, Erol Ekici, Tayfun Benol ve Gazi Güray’a yoldaşlık ettiniz.
Ne mutlu size ki, kızıl sendikacılık perspektifinden taviz vermeden, militan sokak hareketi olmakta ısrar ederek, patronlara cepheden karşı koyarak bu davayı omuzluyorsunuz.
Yüreğimiz, bilincimiz, desteğimiz hep sizinle olacak!
Yitirdiğiniz yoldaşlarınız, yoldaşlarımız şahsında Ankara katliamında ölümsüzleşenleri saygıyla anıyoruz.
Etkinliğinizde ve daha da örgütleyeceğiniz direnişlerde başarılar diliyoruz.
Devrimciler öldü, yaşasın devrim!

Mesajların ardından Ankara katliamında hayatını kaybeden üye ve kurucuların aileleri sahneye davet edildi.
Aileler sahneye geldikten sonra ilk konuşmayı Tekin Aslan’ın eşi yaptı:
20 yıllık hayat arkadaşım Tekin’in eşiyim. Çok zor süreçlerden geçiyoruz. Hem aileler olarak hem Ankara’daki katliamı birebir yaşayanlar olarak gerçekten çok zorlu bir süreçten geçiyoruz. Bu süreci hep birlikte atlatacağımızı düşünüyorum. Bunun hesabını hep birlikte soracağız. Başka bir yolu yok bunun, bu iş nereye kadar giderse, biz nereye kadar götürebiliyorsak hep birlikte götüreceğiz. Sadece Ankara’da katledilenler değil, şu süreçlerde katledilen genç, çocuk, yaşlı insanların hesabını sormak için hep birlikte hareket edeceğiz diyorum.
Tekin Aslan’ın eşinden sonra Erol Ekicinin sevgilisi Münevver Berk söz aldı:
Biz 10 Ekim günü, bir Cumartesi sabahı hep beraber barışı haykırmak için Ankara’ya halaylarla, türkülerle yolculuğa çıktık. Biz yolculuğa çıkarken katil devlet orada bizim canlarımızı elimizden almak için hazırlanmış. Ve üç beş dakikalığına elini bıraktığım sevgilimin on dakika sonra bütün gün haber almaya çalışırken o berbat haberi aldık. Şimdi Kartal Palavra Caddesi, Erol ile Tekin’in yan yana volta attıkları cadde onlarsız kaldı. Meydanlar o gür sesli yoldaşlarımızsız kaldı. Serdar, Maviş gözlü yoldaşım yoldaşlarını da yanına alarak gitti. Onları bizden aldılar, onlarsız yaşamak ne kadar mümkün bilmiyorum. Biz onların yokluğuna alışmayacağız. Bunun hesabını sormak için bir canımız var vermeye hazırız.
Münevver Berk'in konuşmasından sonra Tayfun Benol’un oğlu söz alarak şunları söyledi:
O gün akşam beni arayarak Ankara’ya gideceğini söyledi, ‘Sen gelmiyor musun’ dedi. Ben de ‘gelmeyeceğim’ dedim. ‘Yalnız mı gideceksin’ diye sorduğumda, ‘Annen var onunla gideriz’ dedi. Ben de ‘Kiminle yürüyeceksin’ diye sordum. ‘İnşaat-İş’le yürürüm, onlar da gidiyor’ dedi. Babamla son konuşmamız böyle oldu. Bir sonraki gün ise katliam haberini aldık. Babam İnşaat İşçileri Sendikası’na inanıyordu. İnşaat-İş’te olan her iyi şey onun sevincine, kötüye gidiş ise üzülmesine yol açıyordu. İnşaat-İş Sendikası’nın verdiği mücadele davasının haklılığından geliyordu. Bizim yapmamız gereken onların mirasını sahiplenmek, bu mücadeleyi büyütmek, geliştirmek ve diğer mücadelelerle birleştirmek olmalı.
Daha sonra konuşma sırası İsmail Kızılçay’ın yeğeni Aslan’a geldi:
Biz her zaman zor zamanlarımızda bir araya geldik. Beni Tekel direnişine götürdü. Mücadele eden insanları gösterdi, bana başka bir dünyanın olabileceğini anlattı. Bunun için mücadele etmek gerektiğini anlattı. ‘Bunun için ödenecek bedel bir can ise vermeye hazırız’ derdi.
Aslan’dan sonra Mavişimizin ağabeyi söz aldı. Konuşmasına tüm destek verenlere ve dayanışma etkinliğini hazırlayanlara teşekkür ederek başladı, fakat daha fazla konuşamadı.
Ailelerin konuşmaları sırasında salon sloganlarla inledi. Sanatçı ve gruplardan sahneye ilk Halil Tan çıktı, ardından Grup İsyan Ateşi sahne aldı. Ardından Pınar Aydınlar, konuşması ve müzikleriyle kitleyi çosturdu.

Pınar Aydınlar'dan sonra Tural Aslan, sırasıyla Grup Munzur, Gölgedekiler, Cordel Medh müziklerini sundu. Cordel Medh, 10 Ekim’de katledilen İnşaat-İş üye ve yöneticileri için kendilerinin yazıp bestelediği müziği sundular.
Gençlerin müziği bittiğinde salondan “Katil devlet hesap verecek!”, “Katillerden hesabı emekçiler soracak!” sloganlarıyla birlikte alkışlar yükseldi. Ardından sırasıyla gruplar çıkmaya devam etti.

Kristal-İş önünde 18 gündür direnişte ve açlık grevi yapan cam işçileri de etkinliğe gelerek sınıf dayanışmasına örnek oldular. Kendilerine söz verilen cam işçileri direniş sürecini anlatarak öğleden sonra saat 14:00’te yapılacak olan yürüyüşe destek verilmesini istediler.
İnşaat-İş’in gerçekleştirdiği dayanışma etkinliği yaklaşık olarak dört saat devam etti. Etkinlik çoşklulu halaylarla sonlandırıldı.