Sınıf dayanışmasını büyüt!

Sınıfın “kendisi için sınıf olma“ya uzaklığı ya da yakınlığı siyasallaşma düzeyini gösterir

İŞÇİ SINIFI
Perşembe, 14 Ocak 2016 (10 yıl 9 ay önce)

Türkiye’de işçi direnişleri ve grevlerde 2015’te bir önceki yıla nazaran nicelik bakımından artış yaşandı. Diğer taraftan, çapı ve kapsamı itibariyle büyük metal grevini dışta tutacak olursak, bunların herbiri kapsadığı alan bakımından sınırlı olduğu kadar içerik olarak da oldukça dar talepler etrafında şekillendiler.



 



Bir kısmı yeni yılda da süren bu tekil grev ve direnişlerin parçalı yapısı ve -kuşkusuz önemli olan- ücretler ve sendikalaşmada yaşanan problemler gibi birkaç yakıcı sorunun ötesine pek geçemediler. Sınıf bilinçli işçilerin ve sınıfa öncülük iddiasında olan örgüt ve partilerin (kimisi açısından sınıfla neredeyse sıfıra yakın bağları olmasından, kimisi açısından ihanetçi sendikal bürokrasiyle içiçe olmalarından vb. kaynaklı) etkisiz olmalarının da rol oynadığı bu durum, işçi sınıfının “kendisi için sınıf olma“ konumundan henüz ne kadar uzak bir profil çizdiğini göstermektedir.



 





 



“Kendisi için sınıf olma“ya ne kadar yakın ya da uzak olunduğu aslında işçi sınıfı hareketinin siyasallaşma düzeyini gösterir. Ve buna ulaşmanın temel koşullarından birisini sınıfın tek tek bölükleri arasında olduğu kadar bir bütün olarak işçi sınıfının diğer ezilen, sömürülen ve burjuva devlet tarafından baskı altında tutulan toplumsal kesimlerle dayanışmacı bir hatta yürümeyi başarmak oluşturur.



 



Nerede bir işçi, emekçi ya da halk direnişİ varsa oraya koşan, onu destekleyip sahip çıkan bir mücadele hattının örülmesi, işçilerin gerçek bir sınıf olarak davranmayı öğrenmesi açısından direniş ve grevlerde öne çıkan taleplerin içeriğinden de önemli, aşılması şart bir eşiktir.



 





 



Bugün direnen Mersinli cam işçileri, hangi taleplerle yola çıkmış olurlarsa olsunlar, bırakalım başka sektör ya da fabrikalardaki sınıf kardeşlerinden, aynı işyerinde çalışan diğer işçilerden bile neredeyse hiç destek alamıyorlarsa; son yıllarda işçiyle birlikte örgütlediği direnişleri sokaktaki militan duruşuyla kazanmasını bilen ve ama binbir zorlukla boğuşmak zorunda kalan İnşaat-İş Sendikasıyla ve direnen inşaat işçileriyle sınıfın diğer bölükleri anlamlı dayanışma örnekleri sergilemiyorlarsa, “sınıf dayanışması“nda gösterilen zaaf ciddi bir sorun haline gelmiş demektir.



 



Daha da ötesini söyleyelim. Bugün sınıf dayanışmasını büyütmek, işçi ve emekçilerin geleceği açısından ölüm kalım derecesinde yakıcıdır. 2008 patlamasından bu yana bir türlü düze çıkamayan emperyalist kapitalizmin kriziyle birleşik süreçlerin dayattığı bir durumdur bu. Bağımlı kapitalist Türkiye’de egemenlerin hak alma mücadeleleri ve toplumsal direnişler karşısında korkuyla karışık tahammülsüzlük göstermeleri, devlet eliyle daha saldırgan tutumlara yönelmeleri bundandır. Üstelik, bölgede ve Kürdistan’da tırmandırılan kirli savaş ortamında, önümüzdeki günlerde bu daha fazla geçerli olacaktır.



 



Bugün işçi ve emekçilerin ezici çoğunluğu sendikasız oldukları, taşeron sisteminde öğütüldükleri halde en küçük bir sendikalaşma faaliyeti dahi engellenmeye çalışılıyorsa, asgari ücretteki son sınırlı artış bile çarçabuk kuşa çevriliyorsa, işbirlikçi sendikalar direnen işçileri daha pervasızca satabiliyorsa, en küçük bir sokak eylemine dahi polis azgınca saldırıyorsa, bütün bunlar birbirleriyle bağıntılıdır ve içinde bulunduğumuz dönemde egemen sınıfların ve devletinin işçilerin, emekçilerin, tıpkı Kürt halkına yönelik saldırılarda olduğu gibi, genel hak alma ve özgürlükler mücadelesi karşısındaki saldırganlığını arttıracağına işarettir.



 





 



Bu nedenle sınıf dayanışmasını güçlendirecek her tutumun desteklenmesi ve büyütülmesi önemlidir. Kalıcı kazanımların yolu ancak sınıf bilinçli bir tutumla birbirinden öğrenerek, birbirine güvenerek ve dayanışarak, güçleri birleştirerek açılacaktır.



 



Nerede bir direniş varsa oraya koşmak, bulunulan sektör ve alanlardan oraya ses vermek, “Ben direniyorum, neden dışardan yeterince destek gelmiyor” demekten önce “Şurada sınıf kardeşlerim direniyor, neden durdum ya da duruyorum…” demekle işe koyulmalı!



 



[Alınteri’nin baskıdaki sayısının DSB yazısıdır]