Kürt halkına yönelik saldırılar karşısında açlık grevi yapan Alevilerle konuştuk
Alevilerin Kürt halkına yönelik saldırılar karşısında yapmış oldukları açlık grevi eylemi üzerine Demokratik Alevi Dernekleri Eşbaşkanı Murat Işık ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:
Alınteri: Eyleminiz hakkında bilgi verir misiniz?
MI: 30 Aralık 2015’te “Savaşlara hayır, çocuklar ölmesin” şiarıyla başlattığımız açlık grevi eylemimize 3 gün olarak başladık.
Üçüncü günün sonunda ciddi anlamda bir kamuoyu oluşması ve genele yayılmasıyla tekrar bir açıklama yapıp dönüşümlü süresiz açlık grev kararı aldık. Devletin son kullandığı dil son yaşananlar Alevileri oldukça rahatsız etmiştir. İnancı gereği her daim mazlumun yanında olan Alevilerin bu durum karşısında sessiz kalması mümkün değildir. Ve Aleviler yaklaşan tehlikenin farkındadır. Savaş koşulları o coğrafyada kalmayıp bütüne yayılacaktır; bu Aleviler için de büyük tehlikedir.
Bu anlamlı duruş kamuoyunda kabul görmüştür. Tüm duyarlı kesimler bizi desteklemektedir. “Savaşlara hayır, çocuklar ölmesin!” Bu çağrımız tüm dünya insanlarınadır.
Alınteri: Sadece Kürt Aleviler mi eylemde?
MI: Demokratik Alevi Dernekleri ve ABF bileşenleri olarak başlattık. Sadece Kürt Aleviler değil ABF yapısı içindeki yaklaşık olarak 37 bileşenin tümü desteklemektedir.
Açlık grevi eylemimiz, Avrupa’da Almanya, Danimarka, İngiltere ve Belçika da içinde olmak üzere 34 yerde yapılıyor.
Alınteri: Kürt halkına dönük saldırılar karşısında Alevilerin aldıkları bu tutumun önemini anlatabilir misiniz?
MI: Demin de söylediğim gibi, Aleviler yaklaşan tehlikenin farkındadır. Savaş koşulları o coğrafyada kalmayıp bütüne yayılacaktır bu Aleviler içinde büyük tehlikedir.
Bununla birlikte memleketin her yanından kan akıyor. Kürtlerin yaşadığı pekçok il ve ilçede ağır silahların kullanıldığı çatışmalar yaşanıyor. Halk aylarca sokağa çıkamıyor. Temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldi, çocuklarımız ölüyor ve memleket hızla iç savaşa gidiyor. Toplum bir daha onarılmaz şekilde derin bir yarılma yaşıyor. Bütün bu olumsuzlukların karşısında olduğumuzu belirtmek önemlidir. İnsanların dil, din, ırk ayrımlarını yaşamasını istemiyoruz.
Biz Aleviler, sürmekte olan savaşın derhal sona erdirilmesini şart görüyor ve devletten de derhal, ön koşulsuz bir biçimde operasyonlardan vazgeçilmesini istiyoruz. Cumhurbaşkanından ve iktidardan gerilimi tırmandırmaktan vazgeçmesini istiyoruz. Bu noktada özellikle belirtmek istiyoruz ki, savaşı tırmandıran her türlü adımı kınıyoruz.
Alınteri: Talepleriniz neler?
MI: Biz yöneticilerin çiftliğinde değil, halklarımızın garanti altında olduğu gerçek bir ortak vatanda yaşamak istiyoruz. Muktedir olanın kendisine itiraz eden herkese öfkelenmesinin, halkı birbirine düşmanlaştırmasının, iktidarı koruma adına hak taleplerini sürekli oyalamasının ve gösterilen tepkileri bahane ederek memleketi savaş ortamına sürüklemesinin karşısındayız. Biz Aleviler Kürt halkının yaşadıklarını kendi acılı tarihimizden Osmanlı’da bize uygulanan politikalardan dolayı iyi biliriz. Biz Aleviler tüm Türkiye’ye sesleniyoruz; bu memleket artık savaşa doydu. Artık çocuklarımızın ölmediği bir yönetim tarzına ihtiyaç var. Ne ekonominin sürekli yoksullaşmamız demek olan yeni bir savaşa tahammülü var ne de 40 bin yoksul çocuğunun daha şehitlik hamasetiyle ölüme gönderilmesine… Temel ihtiyacımız sorunlarımızı konuşarak ve elbette ki medeniyet yoluyla çözmektir. Buna dur demek istiyoruz.
Alınteri: Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?
MI: Pir Sultan’ın ifadesiyle, “Bir taş oynamasın yerinden…” diye habire tehdit ediyorlar, habire yasak koyuyorlar, habire farklı olanları asimile ediyorlar. Kerbela’dan beri tüm hak istemleri baskıyla, susuzlukla, asimilasyonla engellenen biz Aleviler, başkalarının acısını da iyi biliriz. Bugün Cizre’ye, Sur’a baktığımız da Gazze’yi görüyoruz. Cizre örneği ortadayken, kimse Türkiye’deki durumun İsrail’in Gazze’ye reva gördüğü durumdan farklı olduğuna dünyanın inanmasını beklemesin.
[Alınteri'nin 17. sayısından alınmıştır]