"Atığı katık yaptık"

Atık kağıt toplayan 500 bin işçi işsiz kaldı

İŞÇİ SINIFI
Pazar, 24 Ocak 2016 (10 yıl 9 ay önce)

Atık kağıtta çalışan 500 yüz bine yakın işçi işsiz kaldı. 19 Ocak tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, işçilerden geri dönüştürülmek üzere kâğıt alan firmalara tebligat ve denetim memurları yolladı.



 



Yeni düzenleme ile firmalar, sokakta kâğıt toplayan atık kâğıt işçilerinden kâğıt alması durumunda 140 bin TL ceza ödeyecek. Atık kâğıt işçisi olarak çalışan Mehmet Göçer ve Doğan Erikçi ile sorunlarını konuştuk.



 



Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz?



Ben Mehmet Göçer. Antepliyim. Beş çocuğum var. Çankaya’da işçi temsilcisiyim ve ayrıca Geri Dönüşüm İşçileri Derneği 2. Başkanıyım. Ekonomik nedenlerden dolayı Antep’ten Ankara’ya göç ettik. Tarımda her şey makineleşti. Çapa makinası bile çıktı. Söküp söküp atıyor makine. İş alanı daralınca herkes iş aramaya ve göç etmeye başladı. 10 yıldır Ankara’da atık kağıt işinde çalışıyorum.



 



Alınteri: Şu an yaşadığınız sorun nedir?



MG: Firmaların Çevre Bakanlığı'na gidip bizi şikayet etmeleriyle bizlerin atık kağıt toplamamızı yasakladılar. Güya çöp kutularındaki kağıtları çalıyormuşuz. Çöp kutularına atılan kağıtlar firmalarınmış güya. Bu yasak sadece Ankara’da değil Türkiye’nin genelinde uygulamaya başlandı.



 



Bazı yerlere müracaat ettik. Bizi entegre etsinler diye. Bize başka yakıştırma olmasın diye, işte ‘kâğıtlarımız alınıyor, yasadışı topluyorlar demesinler’ diye bazı yerlere başvurduk. Sokak işçileri kâğıtlarımızı çalıyorlar diye gözü doymayan firmalar bizi şikâyet ettiler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na. Şimdi hiçbir yer bizim topladığımız atık kâğıtları almıyor ve işe çıkamıyoruz.



 



Ankara’da 30 fabrika var ve bu fabrikaların tamamı kâğıtlarımızı almıyorlar. Sokak işçilerinden hiçbir şekilde kâğıt alınmayacak, alanlar da 140 bin TL ceza kesilecek. Fabrikaya atık kâğıt götüren işçiye de 40 bin TL ceza verilecek.



 



Devlete ve millete yük olmadan sokakta ekmek kazanmaya çalışıyoruz. Elin atığını katık yapmaya çalışan işçileriz. Bize teşekkür edilmesi gerekirken, takdir edilmesi gerekirken neden hor görülüyoruz? Neden bu ülkede yok sayılıyoruz?



 



Biz devlet büyüklerimizden, yasal yolardan bazı fabrikalara bizi entegre etsinler. Bizi de resmileştirsinler. Biz de yasalar çerçevesinde çoluk çocuğumuzu geçindirelim istiyoruz.



Göç, göç, göç... nereye kadar. Göç çözüm müdür? İlla sokaklara mı çıkalım? Yıkıp yakalım mı sokakları? Biz bunları istemiyoruz. Biz ne diyoruz? Biz fakir fukara insanlarız. Alınteriyle geçinen insanlarız. Bizi görsünler. Gönüllü olarak gidip milletin artığını topluyoruz. Bize teşekkür edeceklerine işimizi elimizden alıyorlar. Fabrikaların ulaşamadığı yerlere ulaşıyoruz bir de suçlu lanse diliyoruz.



 



Alınteri: Peki bu durumda ne yapmayı düşünüyorsunuz?



MG: Bekliyoruz. Şu an işe de çıkamıyoruz. Topladığımız mallar da elimizde kaldı. Bakanlıktan cevap bekliyoruz. Biz de şaşırmış durumdayız.



 



Alınteri: Kaç kişi çalışıyor? Günde ne kadar atık kağıt topluyorsunuz? Günlük geliriniz ne kadar?



MG: Ankara’da sadece bu işte 10 bin kişi çalışıyor. Günlük ortalama olarak 200-300 kilo topluyorum. Kilosunu da 15 kuruşa veriyoruz.



 



Alınteri: Sesinizi duyurabilmek için neler yaptınız?



MG: Çankaya Belediyesi’ne gittik. Çeşitli kurumlara ve basına anlattık durumumuzu.



 





 



Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz?



Ben Doğan Erikçi Adıyamanlıyım. 10 yıldı bu işi yapıyorum. Herhangi bir mesleğim yoktur. Arada bir mevsimlik işçilik yapıyorum. Bu işte sorun çıkınca 10 kişiyle evde oturmuş bekliyorum.



 



Alınteri: Siz ne söylemek istersiniz?



DE: Bu işte çalışarak 10 kişiye bakıyordum. Şimdi işimizden de olduk ve 10 kişiyle elimiz kolumuz bağlı bir şekilde oturuyoruz. Ne yapak IŞİD’e mi katılak? Dağa mı çıkalım? Bunlar bizden ne istiyorlar anlamadık gitti. Elalemin penceresini kırarak hırsızlık mı yapak? Ne yapalım şimdi? Bizi de bir firmaya kayıt etsinler. Zaten zar zor geçiniyorduk. Şimdi de elimizden ekmeğimizi aldılar.



 



Ben ne yapabilirim? Bir eğitimimiz, mesleğimiz yok. Bir an önce sorunu çözüp işimize gücümüze bakalım. Nereye kadar bu iş gider bir an önce çözsünler. İşimizi geri bize versinler. Bizim hırsızlıkla işimiz olmaz. Hırsız olsaydık gider banka soyardım. Bu işle niye uğraşayım.