Kazanmanın zorlu yolu

Şişecam direnişçilerinin zorlamaları gereken nokta, sınıf düşmanını cepheden hedef alan ve onu zora sokan bir hat olmalıydı

İŞÇİ SINIFI
Çarşamba, 3 Şubat 2016 (10 yıl 8 ay önce)

Şişecam işçilerinin inatçı direnişi 90’lı günleri de geride bırakarak devam ediyor. 



 



İşçilerin Kristal-İş gibi kemikleşmiş bir sendikal bürokrasiyi de karşılarına alma cesareti göstererek direnişi inatla sürdürmeleri bile başlı başına bu direnişin önemini gözler önüne sermektedir.



 



Şişecam direnişinin üstünden atlanmaması gereken noktalarından biri de, burjuvazinin işçi sınıfına dayattığı kölece çalışma koşullarına ve taşeronlaşmaya karşı işten atılmayı dahi göze alarak tereddütsüz bir duruş sergilemeleridir. 



 



Cam direnişçilerinin Mersin'de tutuşturdukları direniş ateşini İstanbul’daki sendika genel merkezine sıçratmaları da sendikal bürokrasiye karşı verdikleri mücadelede önemli bir aşamadır. 



 



Direnişçi işçilerin, ailelerini direnişten uzak tutmayıp onları da direnişin bir parçası olarak görerek bu yönde adımlar atmaları da direnişin güçlü yanlarından bir diğeridir.



 



Cam işçilerinin sergiledikleri bu inatçı ve uzun erimli direnişin güçlü olduğu kadar zayıf yönleri de giderek kendisini hissettirmektedir. Direnişçiler, bu zayıf ve hayati önemdeki noktaları gidermek için güçlü ve sağlam adımlar atmayı göze almadıklarında ise direnişin giderek zayıflayacağı ve sönümleneceğini işçi sınıfının tarihsel deneyimleri tüm açıklığıyla göstermektedir.



 



Cam direnişçilerinin, çürümüş sendikal bürokrasiye karşı açtıkları bayrağı Trakya’daki seçimlerin sonuçlarına endeksleyerek “bekleyelim görelim” tarzı bir eksene kaydırmaları kırılma noktalarından birini oluşturmaktadır. Bu, sendika genel merkezini işgal eden direnişçilerin geri adım atarak kendi sendikalarından sessiz sedasız çıkmalarını beraberinde getirmiştir. Kuşkusuz Trakya’daki seçimleri hiçleştirmek ne kadar yanlışsa, her şey haline getirerek buradaki olumlu bir kazanımın sorunları çözeceğini düşünmek de bir o kadar yanlış olur. Bu bağlamda, Trakya’daki seçimlerin bürokrasiye karşı her şey haline getirilmesi ve bu noktaya bel bağlanması sendikal çürümüşlüğe karşı yürütülen mücadeleyi zayıflatan bir etkene dönüşmüştür.



 



Cam işçilerinin direniş ateşi, burjuvazinin kölece çalışma koşullarına ve işten atma saldırısına karşı sınıfsal bir karşı koyuş ile sınıfa karşı sınıf tavrıyla yakılmasına rağmen, direnişin en canlı ve taviz verilmemesi gereken bu noktasında da kırılmaya uğramıştır. Direniş çadırının hızla kurulması ve bu noktanın kararlılıkla savunulmasına rağmen direnişin uzamasıyla birlikte direnişçilerin zorlamaları gereken Şişecam patronlarına cepheden tavır alınmasında ciddi bir zayıflık baş göstermiştir. Şişecam direnişçilerinin en başta yüklenmeleri ve zorlamaları gereken nokta, sınıf düşmanını cepheden hedef alan ve onu zora sokan bir hat olmalıydı. Cam direnişinin en zayıf noktalarından biri de burada açığa çıkmaktadır: Sınıf düşmanını doğduğuna pişman edecek hale getirerek direniş taleplerini kabul ettirmek!



 



Bunun yolu ise daha fazla bedel ödemeyi göze almaktan geçmektedir. Tıpkı İnşaat-İş Sendikası'nın Şişecam direnişçileriyle dayanışmak amacıyla Levent’te bulunan Paşabahçe satış mağazasını işgal ederek Şişecam patronlarını teşhir eden eylemlerinde olduğu gibi... Sınıf düşmanını rahatsız eden ve onu masaya oturmaya zorlayan daha militan ve yaygın eylem biçimlerinin çoğaltılması direnişçi işçilerin önünde duran kaçınılmaz adımlardan biridir.



 



Şişe Cam direnişçileri, sürdürdükleri kararlı ve inatçı mücadelede birçok bedeli ödemeyi göze almalarına rağmen artık direnişi bir üst noktaya sıçratarak daha militan bir hatta yürümeleri zorunluluğunu görmeli ve bu noktada adım atmalıdırlar. Direnişin başarıya ulaşmasının temel koşullarından biri budur!



 



[Alınteri’nin 1 Şubat tarihli 18. sayısının DSB köşesinden alınmıştır]