Kiralık işçi büroları dün Meclis'e gelen tasarıyla daha geniş bir yasal statü kazanıyor
İşçi kiralama büroları nam-ı diğer kölelik acentaları, dün Meclis’e getirilen yasa tasarısıyla oldukça geniş yetkilere kavuşturularak yasalaştırılıyor. Daha doğrusu Türkiye’de çoktan faaliyete başlayan ve yüzlercesi bulunan bu acentalara şimdi daha sağlam bir yasal statü kazandırılıyor.
Sunulan taslak bu simsarları alabildiğine geniş yetkilerle donatırken, patronlara da esnek-kuralsız bir işgücü piyasası içinde tepinme olanağı sunuyor:
Sendikal örgütlenme ve kıdem tazminatı hakları olmayan kiralık işçiler, grev ve lokavt durumunda sözümona istihdam edilemeyecek. Fakat hemen ardından belirtilen “işyerinin güvenliği”, “teknik zorunluluk” gibi oldukça keyfi bahanelerle bu işçiler grev kırıcı olarak da çalıştırılabilecek.
Yine patronların “üretim kapasitemi genişletiyorum, iş hacmim arttı, işçiye ihtiyacım var” gibi oldukça keyfi-yoruma açık gerekçeleriyle de istihdam edilebilecekler.
Tasarıda 'işveren mevcut işçisiyle, geçici işçi arasında çalışma koşulları açısından “esaslı bir neden olmadıkça” ayrım yapmayacaktır' denilmektedir. Bu “esaslı neden” konusundaysa somut bir şey söylenmeyerek, her şey aslında patronların keyfiyetine-ihtiyaçlarına bırakılmaktadır.
Patronlar bu işçilerin dolaysız muhatabı olmayacak.İşçinin asıl muhatabı onu o patrondan bu patrona kiralayan, oldukça esnek ve kuralsız işgücü piyasası içinde örgütlenmesini neredeyse imkansızlaştıran simsarlık büroları olacak. Bu bürolar üzerinden bir patrona ya da şirkete kiralanan işçi için 18 aylık sözleşmeleri onun dışındaki bu 2 patron yapacak. Kölelik acentasını denetleyecek, işçiyle ilişkilerini kurallara bağlayacak herhangi somut bir düzenleme yok! Hatta o kadar ki bunlara ilişkin konulan kimi kurallar ihlal edilse bile aslında bunun da hiçbir karşılığı yok. Çünkü tasarı '2 yıl içinde 3 kez ihlalal ettiği tespit edilirse yetkisi alınır' diyor.
Tasarı kuralsızlığın en yaygın, örgütlenmenin en geri olduğu sektörleri ve en korumasız işgücünü (kadın, çocuk ve göçmenler) kapsıyor görünse de esasında işçi sınıfının bütününü hedefe çakıyor.
Daha pekçok açıdan tasarı, işçi sınıfına kelimenin gerçek anlamıyla köleliği dayatıyor. Cumhuriyet gazetesinin tasarıya dair özeti bunu açıkça ortaya koyuyor:
İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nda yer alan düzenlemeler şöyle:
* Türkiye’de halen 438 ÖİB faliyet gösteriyor. Tasarıyla ÖİB’lere “geçici iş ilişkisi kurma” yani “işçi kiralama” yetkisi veriliyor. Bu bürolar işgücü piyasası, istihdam ve insan kaynaklarına yönelik çalışmaların yanında eğitim de verebilecek.
* Ayrıca işveren, işçisini holding içerisinde başka bir yerde ya da aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde çalışmak üzere de geçici olarak devredebilecek. İşveren işçileri 18 ay geçici çalıştırabilecek.
* İşçiye ihtiyacı olan işveren ÖİB’lerden işçi “kiralayacak”. İşveren ile ÖİB arasında sözleşme yapılacak. İşçinin ücretini, sigortasını ÖİB ödeyecek.
* 'Kiralık işçi' çalıştırmada kapsam oldukça geniş tutuldu. Mevcut işçi hamilelik, analık ve süt iznine ayrıldığında, yıllık izne çıktığında, hasta olduğunda, askere gittiğinde işveren bu işçilerin yerine ÖİB’lerden geçici işçi kiralayabilecek. Geçici işçiler, asıl işçiler dönene kadar çalışacak. Ayrıca işyerinde açık iş bulunması halinde de geçici işçi çalıştırılabilecek.
* Mevsimlik tarım işlerinde, temizlik, hasta, yaşlı ve çocuk bakım hizmetleri gibi ev hizmetlerinde süre sınırı olmaksızın geçici işçi çalıştırılabilecek.
* ÖİB, iş arayanlardan ücret alırsa, iş arayanlara ilişkin bilgileri başka bir amaçla kullanırsa, çalışma izni bulunmayan yabancı işçi çalıştırırsa, Borçlar Yasası’nın sözleşmelerin “ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı” sözleşme düzenlenemeyeceğine ilişkin maddelerine aykırı davranırsa faliyeti hemen sona ermeyecek. Ancak iki yıl içerisinde bu yasakları 3 kez ihlal ederse faliyeti sonlandırılacak.
* Sözleşme yapmayan, işçilere sözleşmenin altında ücret ödeyen, kayıtdışı işçi çalıştıran, ayrımcılık yapan ÖİB’lerin yetkileri hemen iptal edilmeyecek. İki yıl içinde 3 kez bu ihlali yapmaları şartı aranacak.