Emekçi memurlara darbe genelgesi!

Resmi Gazete'de yayınlanan genelgeyle emekçi memurlara kışla rejimi dayatılıyor!

İŞÇİ SINIFI
Perşembe, 18 Şubat 2016 (10 yıl 8 ay önce)

Davutoğlu'nun imzasıyla dün resmi gazetede yayınlanan 2016/4 sayılı genelgede “Milli güvenliği tehdit eden örgüt ve yapılarla irtibatlı kamu çalışanları” hakkındaki işlemlerin yetkili amirler tarafından yapılacağı, suç teşkil eden fiillerin ivedilikle adli mercilere bildirileceği belirtildi.



 



Konuya ilişkin mevzuatta yer alan hükümlere yer verilen genelgede, kamu emekçilerine  şöyle gözdağı verildi:




Terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla ilişki kuran veya eylem birliği içerisinde olan, bu örgüt ve yapıların emir ve talimatıyla hareket eden, bu örgüt ve yapılara yardım eden, kamu imkan ve kaynaklarını bu örgüt veya yapıları desteklemeye yönelik kullanan veya kullandıran, bu örgüt veya yapılarla mücadeleyi engelleyen, bu örgüt veya yapıların propagandasını yapan kamu çalışanları hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde idari nitelikteki işlemler yetkili amirler tarafından ivedilikle yapılacaktır.




 



Kamu emekçilerine kışla rejimi dayatan siyasi iktidar, bunun karşısına da kendisinin şef değneği gibi hareket eden Memur Sen’i koyuyor. Onun örgütlenmesine hız kazandırarak emekçi memurların nerede konumlanmaları, nasıl düşünüp hareket edeceklerinin de sınırlarını çiziyor!



 



Benim gibi düşüneceksin!



Devletin memuru olmanın devlet gibi düşünmek anlamına gelmediği her şeyden önce insan olmanın gereğidir. Bölgede kanlı bir savaşa hazırlanan rejim, Kürt halkına sergilediği diri diri yakma pratiğini, emekçi memur hareketi içine de en küçük direnme dinamiğini bile tasfiye etmek, tehdit ve baskıyla sindirmek şeklinde taşımak istiyor. Özellikle Kürdistan’daki sağlık çalışanlarına, çeşitli devlet dairelerinde çalışan memurlara karşı nasıl bir tutum takınıldığını hepimiz gördük. Evrensel etik gereği yaralıları almak için canını ortaya koyan sağlıkçıların tüm dünyanın gözü önünde, kameralar altında nasıl katledildiklerini… Belediyelere dönük kayyum düzenlemelerini, darbeci anlayışın türlü çeşit pratiğini nasıl hızla yasalaştırdıklarını, keyfiyet ve hoyratlığı nasıl rutin resmiyete dönüştürdüklerini biliyoruz.



 



Şimdi bu uygulamalar yıllardır verilen mücadele içinde azımsanmayacak bir direnme geleneği ve kültürü yaratmış olan memur hareketinin tümüne taşınmaya çalışılıyor.



 



Köklü bir direniş geleneğine sahip emekçi memurlara, Kürt halkına dönük zulmü görmezden gel diye dayatılıyor. Her şeyin başına “milli” kelimesi koyarak şovenizm ve milliyetçiliği kışkırtan devlet aklı, bu sınırların tüm memurlar tarafından benimsenmesini dayatıyor. Bodrum katlarında sıkıştırılan çoğu yaralı 200 insanı cayır cayır yakabilirim siz de buna sesinizi çıkarmayacaksınız, çıkaranı kapı önüne koyarım deniliyor.



 



İşçi ve emekçilerin tarihsel kazanımlarının mesela kıdem tazminatının gaspına karşı gıkını çıkarma, esnek çalışmanın türlü çeşit biçimine, kölelik koşullarına, angaryaya, performans uygulamasıyla dayatılan vahşi rekabete uygun yaşa deniliyor!



 



Vicdanını işten atılma korkusunun bir kıskaç gibi burduğu zihnine sıkıştır, kafanı kaldırmadan işini yap, herhangi bir sosyal-siyasal faaliyetin olursa onlar da “milli” nitelikler taşıyan faaliyetler olabilir denilirken, bu milli şeylerin neler olduğunu bir kez daha hatırlatalım:



 




- Metal grevi, milli sağlık, milli güvenliği tehdit ediyordu, yasaklandı!



 



- Cam grevi, milli sağlık, milli güvenliği tehdit ediyordu, yasaklandı!



 



- Memur grevleri hepten milli sağlık, milli güvenliği tehdit ediyor!



 



- Güvenceli, kadrolu çalışmak milli güvenliği, milli sağlığı tehdit ediyor. O nedenle taşeronlaşma ve kiralık işçi büroları yasalaştırılmaya çalışılıyor



 



- Kıdem tazminatları milli sağlık, milli güvenliği tehdit ediyor. O nedenle işçinin emekçinin elinden almak için yasalar çıkarmak gerekiyor çıkarıyorlar.



 



- Dağını, taşını, ormanını, doğanı korumak sahip çıkmak milli sağlık, milli güvenliği tehdit ediyor! O nedenle Cerattepe’de Artvinlilere asker, polis TOMA’larla gazlarla saldırdı.




 



Kısacası milli birlik, milli sağlık, milli güvenlik rant demek, sermaye demek, diktatörlüğü kabul etmek demektir!



 



Davutoğlu imzasıyla çıkan son genelge de işte bu “millilerin” kabulü anlamına geliyor. Kabul etmezsen kapı dışarı edilmek anlamına… Bu da aslında sınıfsal-siyasal-sosyal-kültürel aklımıza gelebilecek her konuda devlet aklı ve refleksleriyle hareket edip, solumak dayatmasıdır!