Cam işçileriyle forumda buluşuldu

Cam işçileri, Paşabahçe Meydanı'nda "Nasıl bir sendika, nasıl bir sınıf mücadelesi" başlıklı forum düzenledi

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 19 Şubat 2016 (10 yıl 8 ay önce)

Direnişteki Şişecam işçileri sınıf mücadelesi ve nasıl bir sendikal mücadele konulu forum yaptı.



 



Şişecam işçilerinin çağrısıyla Beykoz Paşabahçe Meydanı’nda saat 18.00’da gerçekleştirilen forum işçi marşlarıyla başladı. Foruma Alınteri, Mücadele Birliği, SODAP, Halkevleri, HTKP, Bağımsız Devrimci Tekstil Sendikası, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği uzmanı, Belediye-İş temsilcisi, Eğitim-Sen, HDK, Kaldıraç, BHH, DİSK Uluslararası İlişkiler Müdürü Kıvanç Eliaçık, Post Beykoz Gazetesi, Kocaeli Üniversitesi Öğretim Görevlisi Hakan Koçak, Türkan Albayrak ve emekli cam işçileri katıldı.



 



Foruma direnişteki işçiler adına direnişin sözcüsü İsmail Yılmaz’ın yaptığı kısa açılış konuşmasıyla başlandı.



 



İsmail Yılmaz açılış konuşmasında, ülkede yaşanan katliamlara değinerek hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diledi. Konuşmasına, Cerattepe direnişini de selamlayarak devam eden İsmail Yılmaz; Gürcistan’da 19 gündür grevde olan cam işçilerini selamlayarak Gürcistan’da direnişte olan cam işçilerinin gönderdiği mesajı hem Türkçe hem de Gürcüce okudu. 19 gündür grevde olan cam işçilerinin yanında olduklarını da ifade eden Yılmaz, “Teknoloji sayesinde selamımız anında Gürcü işçi arkadaşlarımıza ulaşacak, böylelikle işçilerin birliği duygusu perçinlenmiş olacak”, dedi.



 



Mesaj okunduktan sonra “Yaşasın sınıf dayanışması!”, “Direne direne kazanacağız!” sloganları atıldı. 



 



Yılmaz, daha sonra direniş süreçlerini, neden Beykoz’da olduklarını, Şişecam ve Kristal-İş Sendikası süreçlerini anlattı. İşten çıkarılmalarının nedenlerini ana başlıklar altında anlatan Yılmaz bu başlıkları şöyle sıraladı:



 





  • 1- Yasaların büyük etkisi olmuştur, özellikle 1990 yılında çıkarılan mezarda emeklilik yasasının etkisi çok daha büyük olmuştur. İnşaat, maden, cam, metal gibi sektörlerde 1990 öncesinde 40 yaşında emekli olunabiliyordu, ancak mezarda emeklilik yasasıyla 65-50’lere çıkarılmış hatta 65 yaşını bile bulmaktadır.






  • 2- Sendikaların tutumu ise emeklilik yaşını aşağılara çekmek şöyle dursun, işçi sağlığı tedbirlerini nasıl alırım, işçiler sağlıklarını kaybetmeden nasıl çalışabilir ve emekli olabilir konularında çözüm üretmeleri gerekirdi. Gelin görün ki, ortaya çıkan sonuç sadece Kristal-İş’in değil hiçbir sendikanın umurunda bile olmamıştır.






  • 3- İşverenin yıllarca çalıştırdığı işçilerin meslek hastalığına yakalanmaları nedeniyle bunlardan kurtulup genç, dinamik, asgari ücretli, örgütsüz işçiler çalıştırmak istemesidir.






  • 4- Kristal-İş Sendikası’nın uzlaşmacı tutumu rol oynamıştır.






  • 5- Sendika içi demokrasinin ortadan kalkması, sendika temsilcilerinin seçimle belirlenmesi gerekirken 2011 yılından beri hiç seçim yaptırılmamış ve tüm işyeri temsilcileri ve şube başkanları atama yoluyla belirlenir olmuştur. İşçi önderleri, bilinçli sendikacılar buna elbette sessiz kalmadılar. Tepki gösterdiler ancak bu tepkiler birbirini dizginler şekilde gelişmiştir. Bu nedenle sınırlı kaldı. Bunu ötelemek için tüzüğü ihlal davaları açılması gerekirdi, sendika yöneticilerine taban baskısı yükselmesi gerekiyordu ancak iç mekanizmalarla bunlar boğuldu






  • 6- Sendika içindeki demokratik işleyiş kayboldu.




 



Alt başlıklar halinde sürece ilişkin değerlendirmeler de yapan Yılmaz, konuşması bittikten sonra sözü ilk olarak Kocaeli Üniversitesi Öğretim Görevlisi Hakan Koçak’a söz verdi.



 



Konuşmasına, direnişte olan Şişecam işçilerini selamlayarak başlayan Koçak;



 




Şişecam tarihini inceleyip araştırdıktan sonra bu konuda bir kitap yazdım. Burada uzun uzun tarih anlatmayacağım, tarih zaten tüm gerçekliğiyle ortada. Nasıl bir sendikal mücadele, sendikaların geldiği durumu ve mücadelenin nasıl olması gerektiği konusunda tarihsel sürece dönüp bakmak gerekir. Biz hiçbir şeyi yeni öğrenmiyoruz. İşçi sınıfının ve özellikle cam sektörünün Türkiye işçi sınıfına kattığı birçok mücadele örneği var. Sınıf mücadelesi ve sendikal çıkmazlar olduğunda mutlaka yeni çıkış yollarını içinde barındır. Bu nedenle bugün buradaki direniş de buna bir örnektir. Şişecam direnişçilerine başarılar dilerim.




 



Hakan Koçak’ın konuşmasından sonra Şişecam işçilerinin direniş sürecini anlatan sinevizyon gösterimi yapıldıktan sonra yine konuşmacılara söz verildi.



 



Dev-Turizm Sendikası adına söz alan ve konuşmasına direnişçi işçileri ve foruma katılanları selamlayarak başlayan Ali Karabulak şunları söyledi:




Şişecam direnişçileri, işverenin işten atması ve Kristal-İş’in işbirlikçi tutumundan kaynaklı iki aydır burada kar-kış demeden direnmektedirler. Bugüne kadar direnişçilerin yanında olmaya çalıştık. Bundan sonra da arkadaşlarla dayanışma içinde olacağız. Burada nasıl bir sendikal mücadele derken pratik aslında gösteriyor. Bu mücadelenin iki ayağı var. Birincisi sermayenin saldırılarına karşı sınıfsal örgütlenme ile karşı koyma, ikincisi sendikalardaki yozlaşmaya karşı verilecek olan mücadele. Sınıfın çıkarları için mücadele eden bir sendikal çizgi oluşturmak gerekmektedir. Bunun pratiğini de Şişecam direnişine baktığımızda anlamaktayız.




Forum katılımcılarından Selma Kemalbay ise şunları söyledi:




Öncelikle ülke içindeki savaş hali bir an önce son bularak halkların kardeşliği ve barış içinde bir yaşam mevcut olur. Öncelikli temennim budur. Çünkü yaşadığımız sorunların daha çok bu savaş halinden kaynaklandığını düşünüyorum. Fabrikalarda ve işyerlerinde işçi meclislerinin kurulması gerekli. İşçilerin bu meclislerde yer almaları, bu meclislerle örgütlüğü güçlendirmeleri ve sendikaları zorlamaları gerekmektedir. İşçi sağlığı ve güvenliği konularında işçilerin bizzat kendilerini fili olarak görevlendirmektedir.




 



Çalışma yaşamının en önemli sorunlarından birinin güvencesizlik olduğunun altını çizen Kemalbay, daha sonra şunları ekledi: 




Güvencesiz çalışmanın ölümlere yol açarak birçok işçinin her gün iş cinayetlerinde ve meslek hastalıklarından ölümlerine tanık oluyoruz. Aslında bu işçi ölümleri infiale yol açması gerekir. Örgütlülüğün, sendikalaşmanın büyük bir önemi var. Ama bugün sendikalarda büyük bir yapısal kriz içinde olduğu da gerçektir. Şişecam direnişçilerinin her zaman yanlarında olacağız. Direnişi saygıyla selamlıyor ve başarılar diliyoruz”.




 



Direnişçi kadınlardan Türkan Albayrak’ta kısa bir konuşma yaptı. Albayrak konuşmasında Şişecam direnişini selamlayarak direnenler her zaman kazanmaz ama her zaman son sözü direnenler söyler diyerek konuşmaya başladı. Albayrak kendi direniş sürecini ve bu süreç içinde sendikasının tutumunu anlattı.



 



Eski Şişecam işçisi olan Cemal Başkaya’ya söz verildi. Cemal Başkaya konuşmasına direnişi ve destek verenleri selamlayarak başladı. Başkaya konuşmasına direnişleri, mücadeleyi çevremize ne kadar anlattığımızı, ne kadar duyarlılık uyandırmaya çalışıldığına dikkat çekerek katılımın sadece her zamanki gibi temsilci düzeyinde olduğuna dikkat çekti.



 



Dev-Tekstil Sendikası’ndan Bora Koç da işçi sınıfının paramparça edildiğini ve buna uygun örgütlenmelerin taban örgütlenmeleri olduğunu ifade ettiği bir konuşmayla sendikanın pratiğine kısaca değindi.



 





İnşaat İşçileri Sendikası adına konuşma yapması için Kadir Kurt’ta söz verildi. Kadir Kurt konuşmasında, sınıf sendikacılığının asıl olarak mücadelenin sokaklarda alanlarda sürdürülmesinin önemine vurgu yaptı. Kurt, inşaat sektörünün diğer sektörlerden daha zor ve güvencesiz bir sektör olduğunun altını çizerek özellikle inşaatlarda çalışan işçilerin ücretlerini almakta zorlandıklarını ve sendikanın fili mücadelesiyle kazanımlar sağlandığını ifade ederek sınıf sendikacılığının mücadelesinin yönüne dikkat çekti.



 



Daha sonra SODAP, Mücadele Birliği, UİD-DER adına yapılan konuşmalarla direniş selamlanarak, işçi sınıfının taban örgütlenmelerinin anlamı vurgulanarak, destek ve dayanışmanın önemine vurgu yapıldı.



 






Alınteri Gazetesi adına yapılan konuşmada da sendikal bürokrasi ve çürümenin tek başına dışsal faktörlerle açıklanamayacağı belirtilerek, bugün varolan pekçok sendikanın güçlü mücadeleler içinden mayalandığını, hatta bazısının bizzat kendisine devrimciyim diyen kişilerin öncülüğünde oluştuğunu, fakat bir süre sonra o dinamik süreçlerin yarattığı iç dinamizmin tükendiğini ve kişilerin niyetinden de bağımsız olarak sendikal kültür ve alışkanlıkların hızla bürokrasi ve yozlaşma yarattığını vurguladı.



 



Bugün işçi sınıfının yaşanan bu tarihsel çürüme ve yozlaşma karşısında çeşitli biçimlerde tepkisini gösterdiğini (Greif, metal ve benzer örnekler), fakat bunun somut ve güçlü bir sonuca ulaşamadığını ifade ederek, işçi sınıfının kendisi için sınıf olabileceği güçlü bir iç örgütlenme ve tabandan yükselen dinamik bir denetim söz konusu olmadığı sürece bunun birikim yaratabileceğini fakat daha güçlü bir çıkışın daha kapsamlı bir iç örgütlenme ve hareketle yaratılabileceğini, yeni bir sendikal felsefenin bunun içinden mayalanacağını belirterek direnişi selamladı.  





Konuşmalarında ardından forum etkinliği sonlandırıldı. Daha sonra direniş çadırına giderek işçilerle sıcak sohbetler edilip halaylar çekildi.