Çanlar AB için çalıyor

Emperyalist bir birlik projesi olan Avrupa Birliği’nde krizlerin biri bitmeden diğeri patlak veriyor

DÜNYA
Cumartesi, 5 Mart 2016 (10 yıl 5 ay önce)

Emperyalist bir birlik projesi olan Avrupa Birliği’nde (AB) krizlerin biri bitmeden diğeri patlak veriyor.



 



Kökleri 1950’li yıllara kadar giden birlik girişiminin en başarılı olduğu iki konudan biri olan euro birliğinin dağılması güç bela önlendikten sonra bu kez de sınırları ortadan kaldıran Schengen anlaşmasının hükmünü yitirmesi riski çıktı ortaya. Önümüzdeki yaz aylarında yapılacak bir referandumla AB ile olan ilişkilerinde “tamam mı, devam mı” kararını vereceğini ilan eden İngiltere’nin yaptığı şantajlar da cabası.



 



Neoliberalizmin ideolojik yörüngesine giren akılsız solcuların bir zamanlar “burjuva ulus devletlerin aşıldığı tarihsel gelişmenin somut örneği” olarak yere göğe sığdıramadıkları bu emperyalist güç birliği denemesinin nasıl bir uçurumun kenarında dolaştığını herhalde en iyi Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un 18-19 Şubat’ta yapılan liderler zirvesi öncesi şu söyledikleri özetliyor: “AB’deki durum hiç bir zaman bu haftaki kadar dramatik olmamıştı”.



 



Durum neden bu kadar vahim?..



 



Euro birliğinin dağılması riski, AB’nin patronu Alman emperyalist burjuvazisinin Yunanistan’a uyguladığı yoğun baskı ve tehditler sonucu güç bela savuşturulabilmişti. Fakat şimdilerde Schengen anlaşmasını tehdit eden “göçmen krizi”, Merkel’in Almanya içindeki iktidarını bile sallayan depremlere yol açtı. Kapitalizmin genel krizinin de etkisiyle hem üye ülkeler arasında hem de her ülkenin kendi içinde göçmen düşmanı ırkçı-milliyetçi tepkiler şaha kalktı.



 



“Teröre ve yasadışı göçmen akınına karşı tedbir” bahanesinin arkasına sığınan birçok ülke Schengen anlaşmasını fiilen askıya aldı, sınır kontrollerine başladı, AB üyesi ülkeler arasındaki sınırlara dahi dikenli teller çekilip güvenlik uygulamaları pekiştirildi.



 



Başını Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Hırvatistan’ın çektiği birçok ülke “ulusal çıkarlarını koruma” gerekçesiyle güya siyasal bir birlik olan AB’nin sığınmacılar konusunda alacağı kararları tanımayacaklarını ilan etmiş durumda. Fransa bile bu “isyankarlar” arasında.



 



Nitekim geçtiğimiz Temmuz-Ağustos Zirvelerinde alınan kararlara rağmen, Yunanistan ve İtalya’ya yığılmış olan 160 bin sığınmacının AB üyesi ülkeler arasında paylaştırılması planı havada kalmış durumda. 160 bin mülteciden topu topu 497’sı değişik ülkelere dağıtılabilmiş.



 



Ulusal çıkarların ortak çıkarların önünde tutulması, İngiltere’nin yürüttüğü pazarlıklar sırasında da gösterdi kendisine. AB’ye zaten ilişmiş olan İngiltere, bu ‘lütufkar’ tutumunu sürdürebilmenin koşulu olarak bir dizi yeni taleple dikildi “ortaklarının” karşısına. İngiltere’nin dayatmalarının özünü de, “ulusal çıkarlarına aykırı gördüğü AB kararlarını uygulamama hakkının tanınması” oluşturuyor.



 



Uzun sözün kısası, yıllardan beri, “ulusal devletleri aşmanın somut örneği, ulus-üstü bir devlet modeli” olarak pazarlanmaya çalışılan AB, bugün sadece milliyetçi-ırkçı çevreler içinde değil liberal hatta sol geçinen çevreler içinde bile güç kazanan ulusalcı tepkilerin merkezkaç eğilimlerine göğüs gererek ayakta kalma savaşı veriyor. Bahisler artık, onun bu basınca daha kaç vakte kadar dayanabileceği üzerine oynanıyor.



 



[Alınteri'nin 1 Mart 2016 tarihli 20. sayısından alınmıştır]