Ateş hala sönmedi

BMİS bürokratları, büyüyüp genişleyebilecek yangının üstüne resmen su döktüler

İŞÇİ SINIFI
Salı, 15 Mart 2016 (10 yıl 7 ay önce)

İşçi sınıfı içinde ‘ek zam’ talebiyle başlayan kıpırdanmaların büyüyüp yaygınlaşarak genel bir dalgaya dönüşmesi olasılığı yüksekti. Özellikle üç etken bu olasılığı güçlendiriyordu:



 



Birincisi, ‘ek zam’ talebinin doğasıydı. 10-15 yıllık işçi ücretlerinin bile yerlerde süründüğü koşullarda az da olsa bir zam elde etme umudu, sınıfın en geri kesimlerini dahi harekete geçirebilecek bir özelliğe sahipti.



 



İkinci olarak, bu temeldeki hareketlenme tam da burjuvazinin sınıfa karşı yeni saldırılara hazırlandığı bir döneme denk gelmişti. Çalışma ve geçim koşullarının ağırlığı sanki azmış gibi burjuvazi, sınıfın kıdem tazminatı hakkını da gasbedip güvencesiz-esnek çalışmayı genelleştirecek özel istihdam büroları-kiralık işçilik saldırısını gündeme getirmişti. Nitekim başlarda sadece ‘ek zam’ talebiyle yetinen eylemler, kısa sürede “kıdem tazminatıma dokunma” talebini de içerir oldu.



 



Ek zam eylemlerinin sınıf hareketinde yeni bir dalgaya dönüşme olasılığını güçlendiren üçüncü etken ise hareketin başını metal işçilerinin çekiyor olmasıydı. Geçen yıl metal fırtınayı yaratarak yılların taşlaşmış faşist sendikal cenderesini kırmayı başaran metal işçilerinin harekete geçmesi demek, sınıfın geri kalan kesimlerine de güven ve cesaret kazandıracak bir öncü adımdı. Üstelik metal işçilerinin harekete geçmesi demek, yan sanayiyle birlikte bir anda onbinlerce işçinin hareketlenmesi demekti. Bu anlamda hareket daha işin başında, kavgada taze deneyimlere sahip kitlesel bir çıkışla açılış yapmış olacaktı.



 



Ancak bütün bu elverişli koşulların varlığına karşın hareket, yeni yeni kıvama gelip hatta ilk başarılı sonuçları elde ettiği bir aşamada kırılmaya uğradı. Metal fırtınada olduğu gibi bu süreçte de hareketin başını çeken Renault’da yenilen darbe, yükselmeye yüz tutan dalganın önünü şimdilik kesti.



 



Hareketin fiili öncüsü Renault’ya yönelik saldırı elbette MESS patronları-burjuva devlet- özellikle Türk Metal çetesinde somutlanan sendikal ihanet üçlüsünden geldi. Yılların yönetme tecrübesi ve deneyimine sahip tekelci patronlar, metal fırtınadan da çıkardıkları derslerle, hareketin büyüyüp yaygınlaşmasının önüne geçmek için darbeyi fazla oyalanmadan ve direkt hareketin öncüsüne indirme yolunu seçtiler. Ayrıca bu kez devlet terörünü baştan devreye sokarak daha yıldırıcı bir taktik benimsediler.



 



Darbe, saldıracakları zaten az çok beklenen açık sınıf düşmanlarından geldi belki ama istediği sonucu daha ilk hamlede alması sadece onların üstünlüğünden kaynaklanmadı. MESS patronları ve maskesiz uşakları bu kadar kolay başarıyı, biraz da sınıfın genelinde olduğu gibi metalde de hareketin giderilememiş iç zayıflıkları sayesinde elde ettiler.



 



Sınıf düşmanlarımızın elini güçlendirip onlara manevra olanağı sunan bu iç zayıflıkların başında, çoğu kez sınıfın kuyruğuna takılmayı bile başaramayan yasalcı-icazetçi bürokratik sendikacılık anlayışı geliyor. Grev, direniş, eylemin sözünün edilmesinden bile korkan, “akıllı ve sorumlu davranmak” adına “çözümü” patronlarla yapılacak gizli kapaklı görüşmelerde ya da burjuva mahkemelerde arayan bu ruhsuz bürokratizmin metaldeki temsilcisi BMİS’tir.



 



Tabanın baskısıyla ya da ele güne karşı show yapmak gerektiğinde mangalda kül bırakmayan BMİS bürokratları, MESS patronlarının ve devletin işini kolaylaştıran itfaiyeci rolünü bu kez de oynadılar. Harekete geçmiş ve sonuna kadar gitmekte kararlı Renault işçilerini, “hakkımızı mahkemede arayacağız” vaadiyle resmen aldatarak büyümekte olan yangının üstüne su döktüler.



 



Sınıf içinde ortaya çıkan her imkanı hareketi güçlendirmekten çok kendi küçük hesapları doğrultusunda nasıl sömürürüm arayışına giren küçük burjuva grupçu kafasızlık da bu noktada BMİŞ bürokratlarının –ve diğerlerinin- işini kolaylaştıran bir rol oynadı. Sınıfın genelini bölen farklılıklar yanında farklı sendikalar arasında da bölünmüş, kafası zaten karışık Renault işçileri arasında öncelikle birliği güçlendirmeyi esas almak yerine herkesin işi farklı bir yöne çekmeye çalıştığı karmaşaya ödün taşımakla, cürümlerinden büyük yer yakmayı başardılar.



 



Ek zam talebiyle başlayan hareketlenme, Renault’nun bastırılmasıyla şimdilik yatışmış ve geri çekilmiş görünüyor belki ama bu kıpırdanmayı yaratan tepki birikimi ve talepler ortadan kalkmış değil. Üstelik sınıfa karşı yeni saldırılara hazırlanmakla burjuvazi de bu ateşe ödün taşıyor. Onu tekrar alevlendirip kahredici büyük bir yangına çevirmek için hazırlıklar ve yoğunlaşma bu yüzden de kesintisiz olarak sürmeli.



 



[Alınteri'nin 15 Mart 2016 tarihli 21. sayısının DSB köşesidir]