Direniş 134. gününe mahkemenin sendika merkezinin Lüleburgaz'da yaptığı yasadışı seçimleri onaylaması kararıyla girdi
Şişecam direnişi 134. gününde İstanbul’da Kristal İş Genel Merkez’i önünde, Mersinde de çeşitli eylem ve etkinliklerle devam ediyor. Şişecam direnişi imza kampanyaları, boykot eylemleri, yürüyüşler, basın açıklamaları, çeşitli kurum ve partilerin davetlerine katılarak bu güne kadar devam etti.
Direniş, 16 Mart’ta Lüleburgaz’daki muhalif kanat ile Genel Merkez arasındaki seçim yarışının gidişatını da gözlemledi. Kristal İş Genel Merkezi Mart ayı başında Lüleburgaz fabrikalarında Kayyum atamasını beklemeden yasa tanımaz bir şekilde şube seçimlerini yaparak, kendisini dayattı, korku saldı. Süreciyse kendi çevresinden işe aldırdığı işçilerle lehine çevirdi.
Dün (16 Mart’ta) Lüleburgaz’da görülen mahkemede verilen kararla bu yasaların, hukukun ne kadar işçiden emekçiden yana olduğu bir kez daha görülmüş oldu.
Mahkeme 16 Mart’ta, “Lüleburgaz cam fabrikalarında kayyum atanmasına gerek yoktur” diye (temyiz yolu açık olmak şartıyla) verdiği kararla yapılan yasadışı seçimi onaylayarak sınıfsal tutumunun altını çizmiş oldu.

Mahkemenin verdiği kararı öğrendikten sonra telefonla görüştüğümüz muhalif kanadın başkan adayı Ramiz Özeren’den bu konuyla ilgili düşüncelerini aldık.
Ramiz Özeren, mahkemenin kayyum atanmasına gerek yoktur kararını verdiğini, ancak temyiz yolunun açık olduğunu ifade ederek, temyize başvuracaklarını dile getirdi.
İstanbul’da Kristal İş Genel Merkez binasının önünde devam etmekte olan Şişecam direnişinin Lüleburgaz’daki işçiler üzerinde nasıl bir etkide bulunduğunu sorduğumuzda ise, orada Genel Merkez’in saldığı korkunun, baskının etkili olduğunu; yeni işe alınanların genellikle Genel Başkan’ın yakını, çevresi olduğunu belirterek, “direnişi Genel Başkan nasıl gösteriyorsa öyle görünüyor” dedi.
Ramiz Özeren ayrıca sonuna kadar yasal yolardan davayı devam ettireceklerini dile getirdi.
Direnişteki Şişecam işçileri bu güne kadar Lüleburgaz seçimlerine olumsuz etkide bulunmamak için eylem ve etkinliklerinde temkinli oldular. Şişecam direnişinde 16 Mart sınıf mücadelesinin fili, meşru bir hatta ilerleyip-ilerlemeyeceğinde belirleyici bir eşik olacaktır.
Şişecam direnişçileri bugüne kadar yaptıkları eylemlerde Lüleburgaz seçimlerine olumsuz etkide bulunmama temkinliliği ile hareket ediyorlar, bu noktada belirli umutlar taşıyorlardı. Kimi partiler ve sendika bürokrasisinin yaklaşımlarını da önemsiyorlardı. 134 gündür devam eden direniş sürecinde belki onlarca kez CHP milletvekilleriyle, çeşitli sendika başkanlarıyla görüştüler. Onların yaklaşımları, verdikleri vaatler işçilerde belirli beklentiler yaratıyordu. “Direnin biz yanınızdayız, bir çözüm bulacağız”, “görüşmeler yapıyoruz”, “Bilal Çetintaş’tan randevu aldık”, “Şişecam dan 15 kişilik kontenjan istedik”, “BEKLEYİN” denildi hep. Son gelişmelerle bu yaklaşımların birer oyalama politikası olduğu işçiler tarafından da net bir şekilde görülmüş oldu.
Direnişin bundan sonraki seyri de bu gerçek dikkate alınarak belirlenmeli, ivme kazanmalı.

Şişecam direnişçileri bir süredir yaptıkları çalışmayla dayanışma gecesi örgütlüyor. Bu gece, 2 Nisan Cumartesi günü Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda saat 17.00’de yapılacak. Dayanışma etkinliğine, öncelikle şu anda devam eden diğer direnişlerden işçilerin katılımı için özel bir çaba harcanacak.
Katılacak sanatçılar da belirlendi; davetiyeler, afişler hazırlanıyor. İstanbul’un hemen hemen bütün semtlerinde direnişe destek verenlerin kolektif sahiplenmesiyle bu etkinliğin duyuruları yaygın bir şekilde yapılacak.

Şişecam direnişçileri çalışmalarının startını ilk olarak Esenkent Kültür ve Dayanışma Derneği’nin davetini kabul ederek verdi. İşçiler dün akşam saatlerinde dernek üyesi olan çeşitli sektörlerden işçi, emekçi ve gençlerle bir araya geldi, direniş deneyimleriyle birlikte çadırda yaşanan ilginç olayları da anlattıkları hoş bir sohbet ettiler.
Yaklaşık iki buçuk saat süren sohbet bir birinin önünü açan, direniş hattının nasıl olması gerektiğini de gösteren, herkesin memnun kaldığı bir ziyaret oldu.