Beykozlu emekçiler dün akşam düzenledikleri bir etkinlikten sonra Şişecam direnişçilerini yolcu ettiler
Şişecam direnişini başından beri sahiplenen Beykozlu emekçiler, dün akşam yapılan etkinlikte direnişçilerle bir araya gelerek, onları Eskişehir ve Mersin’e yolcu ettiler. Etkinliğe katılanların hemen hepsi direnişi başından itibaren sahiplenmişti. Etkinlik de ilişkilenmenin bu niteliğine bağlı olarak buruk bir atmosferde gerçekleşti.
Beykozlu emekçiler, işçiler İstanbul’a geldikleri andan itibaren kucak açıp, sarıp sarmaladılar. Direnişi ileri taşımak için eksiğiyle-gediğiyle ellerinden geleni yaptılar. Dün de tekrar bir araya gelerek direnişçi işçilerin yalnız olmadıklarını, olmayacaklarını hissettirmek istediler.
Beykoz Burunbahçe’de bulunan Manzara Cafe’de akşam saat 17:00’de başlayan direnişçileri yolcu etme etkinliği, saat 00:00’a kadar devam etti. Yediden yetmişe Beykozluların katılımıyla yapılan etkinlikte, katılımcıların sayısı son dakikaya kadar hiç eksilmedi.

Etkinlik, dayanışmayı ve Beykoz Emek Platformu’nu daha da güçlendirdi. Katılımcıların hemen hepsi daha çok yürekleri ve gözleriyle konuştular birbirleriyle… Dile getiremediklerini, boğazında düğümlenen sözcükleri yürekleri ve gözleri söyledi: “Eksikliğimiz neydi? Keşke daha çok şey yapabilseydik, keşke içimiz buruk olmasaydı, işçileri buradan çok daha iyi şekilde davulla zurnayla uğurlayabilseydik” diyorlardı adeta. İşçilere “siz merak etmeyin, işçi düşmanı, çürümüş asalak sendikacı müsveddelerine Beykoz dar edilecek, söz. Bunun hesabı mahşere kalmayacak, söz veriyoruz” diyorlardı... Bunlar cümlelerle vücut bulmasa da hemen tüm katılımcıların ortak duygularıydı.
Şişecam direnişçilerini uğurlamaya eski Kristal İş örgütlenme uzmanları, eski Şişecam çalışanları, Beykoz Emek Platformu bileşenleri, Alınteri, Mücadele Birliği ve Kaldıraç ile Beykoz’dan bireysel olarak destek verenler geldi. Direnişçilerle fotolar çekildi, danslar edildi, halaylar çekildi, konuşmalar yapıldı. Türküler, marşlar söylendi. Etkinlik boyunca açık büfe olarak hazırlanan yiyecek ve içecekler sunuldu.
İlk konuşmayı direnişin başından itibaren yanında yer alan Beykoz Eğitim-Sen üyesi Çayan Çalık yaptı. Çalık "Şişecam direnişi her yönüyle saygı ve sevgiyi hak ediyor” diyerek başlayan sözlerine “Her derde deva Ali Yaşar'a, direnişin yaramaz çocuğu Bora'ya, ağır abi Ercüment'e, fotoğrafçı İbrahim'e, röportaj İsmail'e, detaycı, inatçı ve kararlı Mustafa'ya, sakin Murat'lara, heyecanlı Yaşar'a ve agresif Fatih'e hikayenin asıl kahramanları eş ve çocuklarına sonsuz teşekkürler” şeklinde devam etti.
Daha sonra direnişçiler de yaptıkları kısa kısa konuşmalarla duygu ve düşüncelerini dile getirdi.
Direnişçilerden Ercüment İstanbul'a gelirken böyle bir sahiplenmeyle karşılaşacaklarını tahmin bile edemediklerini ve böyle bir sahiplenme karşısında müthiş bir bağlılık oluştuğunu dile getirdi.Sözlerine, “Bizler bile bir birimizi gerçek anlamda burada sizlerle birlikte tanıdık. Gerçek dostluk ve dayanışmayı burada öğrendik” diye devam etti.
Mustafa Balcı, “Ben gerçek dostluğu, kardeşliği, dayanışmayı burada öğrendim. Bizler direnişten önce sıradan insanlardık. Burası bizim için üniversite okumuş kadar eğitici ve öğretici oldu. Direniş bizim açımızdan bu kadar dostu, kardeşi bize gösterdiyse asıl kazanım budur. Bizim için üniversitelerde biz olmadan Şişecam patronlarına karşı protestolar yapılıyorsa, biz yapmamız gerekeni başarmışız sayılır. Sizlerin hepinizi çok seviyoruz. Hepinizin Mersin’de artık bir çok evi oldu, bekleriz. Tabii biz geri geleceğiz merak etmeyin hem de kısa süre sonra burada olacağız. Daha bu direniş bitmedi” dedi.

İsmail Yılmaz da konuşmasında, “direnişin şimdilik İstanbul ayağını bitiriyoruz. Ama duyacaksınız, göreceksiniz daha farklı eylemlilikler planlayacağız. Çünkü bu hesap burada bitmeyecek” diye belirtti.
Direnişçilerden Yaşar Akkul ise, “Bu direniş burada bitmeyecek, bitirmiyoruz. Biz Mersin'de kendi aramızda yeniden toplanacağız. Daha ileri eylemler örgütleyeceğiz ve bunu göreceksiniz, söz veriyoruz” diye vurguladı.
Daha sonra Kristal İş Sendikası eski eğitim uzmanları adına Zafer Yılmaz söz aldı. Zafer Yılmaz konuşmasında Kristal İş Sendikası’nın tarihinden kısa notlar aktardıktan sonra şu an geldiği noktaya ilişkin şunları söyledi: “Biz daha önceki saldırıda söyleyeceğimiz sözü söyledik. Bundan sonraki süreç sözün kalmadığı süreçtir. Gerçek cevabı Kristal İş Sendikası’na cam işçileri ve Beykoz halkı verecektir”.
Şişecam direnişi sürecinde bireysel destek verenler de söz aldı. En büyük desteği verenlerden, karda kışta direnişçilerin yıkılan çadırlarının yerine barakadan çadır kuran, soğuğa karşı direnişin ateşinin harlanması için kendi arabasıyla sürekli odun getiren direnişin abisi müteahhit Ali konuşmasında, “Buradaki herkes ve direnişçi arkadaşlarım söylenecek her şeyi söyledi. İşçi arkadaşlarımıza direnişi başlatıp bugüne kadar onurlu bir şekilde devam ettirdikleri ve bize, Beykoz halkına yeniden direniş ve dayanışma heyecanını yaşattıkları için teşekkür ederiz” diye belirtti ve “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” diyerek konuşmasına son verdi.
Konuşmalardan sonra müzik dinletisiyle devam edildi. Müzik dinletisi aralarında yine kısa konuşmalar yapıldı. Saatler ilerledikçe direnişçilerle vedalaşma zamanı da yaklaşıyor, burukluk artıyordu.
Türküler, konuşmalar, halaylar, marşlar, sloganlar… Ve ayrılık saati gelip çattı. Herkes bir bir direnişçilerle vedalaşmadan tekrar görüşeceğiz diyerek ayrıldı. Direnişçileri yolcu etmek için yine yürütmede görevli arkadaşlar otobüslerine binene kadar işçilere eşlik etti.