İstanbul'daki BES şubeleri, bugün yapılan basın açıklamasıyla son dönemlerde KESK'e dönük saldırıları protesto ettiler
Büro Emekçileri Sendikası (BES), bugün saat 13:00'te BES 3 No’lu Şube’de gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla KESK'e dönük olarak son dönemlerde tırmanan saldırıları protesto etti. Toplantıya BES'in şube temsilcileri de katıldı.
Basın toplantısında açıklamayı BES 3 No’lu Şube sekreteri Aziz Özkan yaptı. Son dönemlerde ardı ardına patlayan canlı bombaları önleyemeyen hükümetin işi gücü bırakarak çıkardığı Başbakanlık Genelgesi'yle kamu emekçileriyle uğraştığını belirten Özkan, başkanlık sistemine geçiş için tarihte eşine az rastlanan saldırılar gerçekleştiğini vurguladı.

Daha sonra son günlerde gözaltına alınan, tutuklanan, hakkında soruşturma açılan ya da sürgün edilen kamu emekçileriyle ilgili bilgi veren Özkan şunları söyledi:
18 Mart sabahı BES Şube Eğitim ve Örgütlenme Sekreterimiz Mehmet Sabri Gül iş adresi bilinmesine rağmen apar topar evinden alınarak gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Yine Şube Sekreterimiz Aysun Tosun katıldığı basın açıklamasında dile getirdiği talepler, ‘Devlet büyüklerine hakaret’ kapsamında değerlendirilerek hakkında adli/ idari soruşturma başlatılarak Kilis Adliyesi’ne sürgün edildi.
Bursa şubemizin Eğitim ve Örgütlenme Sekreteri Mehmet Sabri Gül’e isnat edilen şuç il düzeyinde yapılan basın açıklamalarına katılmak ve demokratik içerikli faaliyetlerin içinde bulunmak.
Buradan soruyoruz, Anayasal bir hakkın kullanımı ne zamandan beri suç unsuru içinde sayılmaktadır? Yine Ankara’da, Adıyaman’da Mardin’de, Zonguldak, Mersin, Tuceli, Muğla, Muş ve İstanbul başta olmak üzere İşkolumuzda yaşanan baskı, sürgün, soruşturma ve işten atmalara her gün yenisi eklenmektedir.
Bilindiği gibi sistematik olarak KESK’e bağlı sendikaların üyelerine ve yöneticilerine yapılan baskıların asıl amacı kamu emekçilerinin mücadelesini engellemektir. (...) Son 7 ayda KESK üyelerine açılan soruşturmalar 6000 civarındadır.
Tüm bu sınır tanımaz baskı uygulama ve politikalara rağmen yandaş medyada yapılan yayınlarla bir yandan baskılar kamuoyundan gizlenmekte, diğer yandan da başta KESK olmak üzere muhalif sendikal hareketler marjinal yapılar olarak gösterilmek istenmektedir. .
17 Şubat’ta, 2016 tarihinde yayınlanan ve muhalif kamu emekçilerini tasfiye etmeyi amaçlayan Başbakanlık Genelgesi bu sürecin bir uzantısı ve açık hukuka aykırılık niteliğiyle nasıl bir dönemden geçtiğimizin son örneği olmuştur.
diye belirtti. “Son Ankara katliamından sonra Cumhurbaşkanınca 'terör' tanımının yeniden yapılması için kampanya başlatılmıştır” diye sözlerine devam eden Özkan, “bu yeni kampanyayla birlikte düşünce açıklama ve ifade etme özgürlüğü 'terör' faailyeti kapsamı içerisinde gösterilerek toplumsal muhalefet susturulmak istenmektedir” vurgusunu yineledi.
Özkan açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
Sınırlı hak ve özgürlüklerin bile rafa kaldırıldığı zor günlerden geçiyoruz. Sadece siyasal alanda değil çalışma yaşamı olarak da planlı ve sistematik saldırıyla karşı karşıyayız.
AKP, bir yandan Cerattepe örneğinde olduğu gibi doğaya göz dikmekte bir yandan da emekçileri sefalet ücretle, güvencesiz ortamda çalışmaya mahkum edecek düzenlemelere hız vermektedir. İçeride ve dışarıda estirdiği savaş rüzgarını arkasına alan, oluşan kaotik ortamda yapılan her demokratik eylem ve etkinliği terör faaliyeti, muhalif tüm kesimleri de terörist, hain ilan etmektedir” dedikten sora Özkan konuşmasını, “AKP kendisiyle birlikte ülkeyi de hızla uçuruma doğru sürüklemektedir. KESK’e bağlı sendikaları ve yüz binlerce üyesi ne geçmişte nede bugün kapıkulu olmadı, olmayacak. Fiili, meşru, birlikte ve ortak mücadele anlayışımız doğrultusunda, büyük bir dayanışma ağını örerek baskıları göğüsleyecek ve püskürteceğiz. Üyelerimize dönük baskılara karşı mücadeleyi ve dayanışmayı büyüterek karşı koyacağız”diye konuşmasını bitirdi. Konuşma sona erdikten sonra toplantı sonlandırıldı.