Alman çelik işçilerini bekleyen tehlike

IG Melall, Duisburg’da, Berlin’de ve Saarland’da protesto eylemleri düzenliyor

DÜNYA
Cumartesi, 16 Nisan 2016 (10 yıl 4 ay önce)

Ege Deniz



 



Geçtiğimiz Şubat ayında Alman çelik sektörü kapitalistleri ve işçileri AB’nin başkenti Brüksel’e isyan etmişler. IG Metall (Alman Çelik Endüstrisi ve Sanayi İşçileri Sendikası), Duisburg’da, Berlin’de ve Saarland’da protesto eylemleri düzenliyor.



 



Konu, Çin’den ithal edilen ucuz çelik ürünleri ve AB Komisyonu'nun hava ve çevre kirliliğini sözümona azaltmak için almaya hazırlandığı kararlar. Bu ikisinin önüne geçilmediği vakit çelik fabrikalarında çalışan binlerce işçinin işsiz kalacağını söylüyor IG Metall.



 



Doğrudur, Çin’den ithal edilen metal ürünleri hacmi arttırıldığı zaman ve üstelik AB “çevre koruma standartlarını sertleştirip, karbondioksit emisyon üst sınırını daha da düşürdüğü takdirde Avrupa’nın çelik imalatçıları milyonlarca euro ceza ödemek zorunda kalmasıyla” birlikte gerçekten de bu tehlike, yani kitlesel işten atma saldırısı gündeme gelebilir. Nitekim, dev Alman tekeli Thyssen-Krupp’un yönetim kurulu başkanı Heinrich Hiesinger “Komisyonun tutumunu değiştirmemesinin çelik endüstrisinin merkezi sayılan Duisburg’daki tesislerin kapanmasına yol açabileceğini ve asansör, yürüyen merdiven, sanayi tesisi, denizaltı ve makine imalatı için ithal çelik kullanmak zorunda kalabileceklerini”söylemiş.



 



İşçilerin sözümona çıkarlarını koruyan aslında kapitalistlerle elele davranmakta beis görmeyen bu sendika, sapla samanı karıştırmakta, çelik sektöründe yakın dönemde gündeme getirilecek yeni saldırılarda patronların elini güçlendirmektedir.



 



Kapitalist hammadde sektörünün zorda olduğu, metallerde ve madenlerde fiyatların keskin düşüşler yaşadığı ve tekelci karlarda azalmanın önüne geçilemediği bir kesitte, Alman çelik patronlarının asıl derdi, Çin’den alacakları ucuz metal ürünlerinde, dolayısıyla transfer edecekleri ucuz işgücünde artış olmasından ziyade, göstermelik “çevre koruma önlemlerinin” getireceği yeni külfettir.



 



Kuşkusuz kapitalistler, Çin’de 325 milyon ton olduğu söylenen metal ürünleri stoku karşısında, Çin işçisine nazaran pahalı olan Alman işçisinin “maliyetleri”nden dolayı rekabet edemez durumdadır. Kapitalistler açısından bunun yarattığı sıkıntılar kuşkusuz olacaktır! Ama bu, sadece çelik üreten ve üretimi doğrudan ya da dolaylı olarak büyük tekeller için yapan orta ve küçük kapitalistler ve onların taşeronları açısından ciddi bir problem teşkil eder. Yoksa örneğin, sedece çeliği üretmeyip bunu çeşitli sektörlerde işleyen Thyssen-Krupp tekeli gibileri açısından fazla bir ehemmiyeti yoktur. O ucuz Çin çeliğini alır, işler, bundan kar da edebilir.



 



Bu konuda, İG Metall’in patronlarla elele aynı ağızdan konuşup davranması tam bir işbirlikçi tutumdur. Çünkü çelik kapitalistleri “yükselen maliyetleri”, “ucuz Çin mallarını” gerekçe gösterip işçi ücretlerini aşağıya çekmek, kitlesel işten atmalarla daha az sayıda işçiyle daha çok üretim yapmak gibi saldırıların zeminini döşemek için “fabrikalara kilit vururuz“ tehdidine başvuracaklardır.



 



Madem ucuz Çin ürünlerinin Alman pazarlarına daha fazla girmesiyle “çelik siparişlerinde gerileyiş“ yaşanacak, o zaman üretim kısılır ve gün boyu çalıştırılan işçilerin iş günleri kısaltılıp aynı ücretler ödenmeye devam edilir. Kapitalist üretime içkin dengesizlik devam eder ama işçilerin “işe yaramadığında“ fırlatılıp bir kenara atılması engellenmiş olur. Ama işte böyle bir önlem tekelci patronların işine gelmez. Ceplerine doldurdukları devasa karlarda azalma anlamına gelir.



 



Bu nedenle, İG Metall’in aldığı tutum işçi sınıfının çıkarına değildir. Başta öncü işçiler, hızla bu sınıf işbirlikçisi tutumdan ayrışmalı ve kapitalist üretimin yol açtığı bu tür dengesizlikleri ve yüksek karlar elde etmeye dayalı bu sistemi sorgulayan bir tutuma girmeli, bu yönde bağımsız sınıf çıkarına uygun eylemli duruşa bir an önce geçmelidirler.