Yaşanacak bir dünya için...

"Dünyayı bizler yaşanılır kılıyoruz ama bizler yaşanılır dünyada insanca yaşayamıyoruz"

İŞÇİ SINIFI
Cumartesi, 16 Nisan 2016 (10 yıl 6 ay önce)

LG işçisiyle 1 Mayıs üzerine konuştuk:



 



Alınteri: Seninle birlikte çalışan işçi arkadaşlarının 1 Mayıs’a ilişkin düşünceleri nelerdir?



LG işçisi: Öncelikle çalıştığım fabrikada Türk-Metal Sendikası’nın olduğunu belirtmek isterim, işe başladığım günden bugüne herhangi bir eğitim çalışmasının yapılmadığını biliyorum. Bunun en büyük nedeni patron sendikasının olmasıdır. Kiralık işçiler yasa tasarısı meclis gündemiyken sendika sadece işçilere buna karşı olarak imza atmalarını istemişti. Yaptıkları en büyük “eylem” buydu.



 



Bugün 1 Mayıs ile ilgili söylem veya eyleme gitmek gibi bir şey söz konusu bile olmadı, sanırım olmayacak da. Şunun bilincine ulaşmamızda fayda var. Eğer bugün biz işçiler 8 saatlik zaman diliminde çalışıyorsak, bu, 1 Mayıs’ta alanlara çıkıp dövüşerek kazanıldı.



 



Alınteri: İşçi sınıfı eğer bu durumdaysa, 8 saatlik çalışma hakkını alanlarda dövüşerek kazanıldığının farkında değilse farkında olmalarını nasıl sağlayabiliriz?



LG işçisi: İşçiler her şeyin farkındalar aslında. Tek korkuları geçim sıkıntısı. 2010 1 Mayıs’ı en kitlesel olanıydı. Yüz binlerce işçi ve emekçi Taksim Meydanı’na ulaşmak için saatlerce oradaydılar. Fakat, devlet izin verdiği içinmiş gibi gösterildi. 2007, 2008 ve 2009 1 Mayıs’ı işçilerin omuz omuza verip polisle çatışmaları, bu gücü gören devlet yetkililerinin gözünü korkuttu. Sonraki 1 Mayıs’larda bu örgütlüğünün devasa bir biçime ulaşmaması için saldırılar tekrar başladı. Sendikaların yetersizliği bir kez daha su yüzüne çıkmış oldu. Sadece, “1 Mayıs Alanı’nda, Taksim’de olacağız!” kuru bir ifadedir. Kararlılığı gösteren militanca dövüşen işçiler burjuva medyası tarafında teröristler diye lanse ediliyor. Emekçi yığınların “devlete millete zarar”, “polise taş atıyorlar” gibi söylemleri, milliyetçi ruh halinin yaygınlaşmasına zemin hazırlıyor. Kendi adıma söyleyecek olursam hangi eyleme gittiysem önce polisin vahşi saldırılarına maruz kaldık. Gözaltında dayak yemek cabası…



 



Alınteri: Fabrikadaki işçi kardeşlerin kendilerinin işçi sınıfının bir bölüğü olduklarının farkındalar mı?





LG işçisi: Evet hepimiz işçi olduğumuzun farkındayız. Deyim yerindeyse, hayvanlar gibi çalıştırılıyoruz. Fakat sınıf olarak kümelenmek henüz oluşmuş değil. Çünkü ırklara bölünen bir sınıfız. Türk var, Kürt var, Laz var, Alevisi var, Sünnisi var… Bu saydıklarım bizi paramparça etmeye yeter. Cuma namazına giden var, gitmeyen var. Ramazan ayında oruç tutanımız var, tutmayanımız var. Bunlar başlı başına olumsuz etkenler. Bunları aşabilmemiz için önce insan olduğumuzu kavramamız gerekmektedir. Bu bilince ulaştığımız zaman sınıf olabiliriz. Bu kemikleşmiş küçük düşürücü yaklaşımlar kutuplaştırmaya yol açar, azınlık çoğunluk statüsü yaratır. Ki bunun birçok örneği var. Bu yazıyı okuyacak olanlar kendi alanlarında yaşadıklarını bir kez daha anımsayacaktır. Dediğim gibi bu farkındalığı yaratmak için önce insancıl olabilmemiz gerekmektedir.



 



Alınteri: Nasıl 1 Mayıs çağrısı yapmak istersin…





LG işçisi: Öncelik olarak onurumuz için, insanca yaşam koşulları için, gelecek kaygısı yaşamamak için daha güzel bir geleceği bugünlerden yarınlara taşımak için 1 Mayıs’ta alanlarda olmamız şart!



 



Dünyayı bizler yaşanılır kılıyoruz ama bizler yaşanılır dünyada insanca yaşayamıyoruz.



 



İş cinayetlerine kurban gidiyoruz.



 



Çizmelerimizi çıkarmak istiyoruz sedyenin kirlenmemesi için.



 



Duvarlar örüyoruz barınabilmek için sonra metrelerce aşağıya düşüyoruz.



 



Barış istiyoruz paramparça dönüyoruz.



 



Bu olumsuzlukların önüne geçebilmek için bizi bir araya getiren 1 Mayıs günü alanlarda olmalıyız! Sadece 1 Mayıs’la da sınırlı kalınmaması ön koşuluyla…



 



[Alınteri'nin 16 Nisan 2016 tarihli 23. sayısından alınmıştır]