Tüm korku duvarlarını parçalayarak 1 Mayıs'ta alanları özgürleştirelim!
“Günlerin bugün getirdiği / baskı, zulüm ve kandır...”
1 Mayıs Marşı’nın daha ilk mısraları, şu an yaşananları ne kadar açık anlatıyor. İşçi sınıfı ve emekçilerin ‘Birlik, mücadele ve dayanışma günü’ olan 1 Mayıs’a biz yine ‘baskı, zulüm ve kanın’ zirve yaptığı günlerde giriyoruz.
Faşist rejim işçi sınıfı ve emekçi halklar cephesinden ‘birlik, dayanışma ve mücadele’ birikimi adına ne varsa hepsine azgınca saldırıyor. AKP-ordu ittifakıyla rejimin kendisini tahkim etme hamlesine barikat olan Kürt özgürlük mücadelesinin simge kentleri yerle bir edildi. İnsanlık vahşet bodrumlarında katledildi.
Hırsızlık ve yolsuzluğun yanında, Ensar Vakfı örneğinde olduğu gibi tecavüzcüler korunup kollanarak yozlaşma ve çürüme olağanlaştırıldı.
İş cinayetleri, kölece çalışmayı kurumsallaştıran taşeronluk ve kıdem tazminatı hakkının gaspı işçi sınıfının böğrüne bir hançer gibi saplandı.
Ağır bedeller pahasına kazanılan Taksim Meydanı, sınıfın mücadele birikimini yansıtan bir alan olması nedeniyle yasaklanmaya devam ediyor. Yasak zincirlerinin kırılıp, Taksim’in yeniden özgürleştirilmesi işçi sınıfı ve emek mücadelesinin, özgürlük güçlerinin tarihsel bir sorumluluğudur.
Bu yıl her zamankinden daha kitlesel ve coşkulu doldurmamız gereken 1 Mayıs alanlarında emeğin talepleriyle Newroz Alanı’nı dolduran Kürt halkının talepleri birleştirilemediği sürece halkların eşitliği ve kardeşliği sağlanamaz!..
Kitlesel ve militan bir biçimde, tüm korku duvarlarını parçalayarak, 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nı ve tüm alanları özgürleştirmek için kol, kola sokağa!..
1 Mayıs Marşı'nı hep bir ağızdan 1 Mayıs Alanı Taksim’de söyleyelim:
“Elbet bu böyle gitmez, Sömürü devam etmez
Yepyeni bir güneş doğar…”