Emek mücadelesinde kanını, canını, saadetini, parasını harcayan tüm işçilerin Emek ve Özgürlük Bayramı’nı kutluyorum
Haklarının gaspedilmesine karşı direniş yolunu seçen işçilere 1 Mayıs’a dair düşüncelerini sorduk:
1 Mayıs, işçi sınıfı ve emekçilerin tarihten gelen kazanımlarının kutlandığı gün olmasının yanı sıra emek mücadelesinde şehit düşenleri anma ve güncel talepleri dile getirme fırsatı veren işçi sınıfı için çok önemli bir gündür.
1- 1 Mayıs bir zaferin kutlanma döngüsü ve yeni zaferlerin çağrısıdır aynı zamanda.
2- Sermayenin emeğe yönelik saldırısı hiç olmadığı kadar yoğun ve sert. Yaratılan savaş koşulları da sermayenin saldırılarını artırmasına olanak sağlamakta. Bu nedenle işçi sınıfı olarak acilen silahların susmasını, barış ortamının yaratılmasını ve halkların kardeşliğini dile getirmek zorundayız.
3- Her gün bir yenisi eklenen işten çıkarmalar,ölümlü iş kazaları,sefalet ucretinde çalışmak zorunda olunması,sendikal özgürlüğün elinden alınması zaten işçi sınıfının sert tepki vermesi gereken unsurlar. Bunların yanında sermayenin ve onun işbirlikçisi siyasi iktidarların bu kadar kuvvetlenmesine olanak tanıyan, işçi sınıfını adeta pasifize edip sindiren sarı sendikalar tepki gösterilmesi gereken odaklardir. İşçi sınıfı bu 1 Mayis’ta sarı ve mafya sendikalarını da hedefine koymalıdır.
4- Korkunun ecele faydası olmaz. Bu gün bana dokunmuyor dedikleri yılanın başı edilmezse o yılan yarın kendilerine de zarar verecektir. Herkes “Tek başıma ben ne yapabilirim ki…” diyor, fakat kendisi gibi düşünen insanların çoğunlukta olduğunun farkında değil. İhtiyaçları olan tek şey cesaret ve kendi kaderini kendisinin belirlemek zorunda olduğunu bilmesidir. Bugün bizlere sırf korktuğu için destek olamayan cam işçisinin, yarın bizim yaşadıklarımızın kendi başına gelmesi durumunda ne yapacağını bilmesi gerekir. Burada önemli olan işe dönme mücadelesi veren 14-15 kişiden daha çok sarı sendikacılık anlayışının bir daha gelmemek üzere Kristal-İş Sendikası’ndan defedilmesidir.
Emek mücadelesinde kanını, canını, saadetini, parasını harcayan herkese minnet duygularımı iletirken, dünyanın tüm işçilerinin 1 Mayıs Emek ve Özgürlük Bayramı’nı kutluyorum.
Yaşasın iş, ekmek, özgürlük mücadelemiz!
***
Bu yazım sadece 1 Mayıs için değil. Artık sosyalist düşüncenin bir araya gelip gelecek için ne yapılması gerektiğinİ belirlemesi gerektiğine ilişkindir. Sol partiler kendi içlerindeki çelişkilerinden kurtulup birlikte hareket etmelidir.
Sosyalizmde ‘Türk Solu’, ‘Kürt Solu’ diye bir şey yoktur. Şayet var sayılıyorsa ‘Türk Solu’ düşüncesi olanlar gidip CHP’de birleşsin.
Eğer sözkonusu olan ‘vatanseverlik’, ‘halkların kardeşliği’ ise bir araya gelinip mücadele edilmelidir.
Örneğin, işçi kıyımlarına karşı gelişen direnişlerde çadırların yıkılmasından sonra gözaltına alınan arkadaşlar için, “onlar zaten illegaldi, legaldi” deniyor. Geçin bunları! Önemli olan rant mı yoksa huzur mu? Kendi içimizdeki kavga, liderlik, rant kavgası bitmezse bu topraklarda huzur maalesef çok uzak olur. Hedef gördüğün düşmanın çok yol gider.
Yazımın içinde söylediğim gibi özgürlük istiyorsan bir yerde birleşmelisin!
***
1 Mayıs tüm işçilerin, emekçilerin, alınteri döken herkesin, ezilen tüm halkların mücadele günüdür. Bu 1 Mayıs, evet ayrı bir yerde duruyor. Çünkü AKP faşizminin hem işçiler üzerinde hem de Kürt halkı üzerinde inanılmaz saldırısı var. O yüzden her zamankinden daha önemli bir gün.
İşçi sınıfının tutumu, her zaman söylediğim gibi taban örgütlülüğünün gücüne göre belirlenir. Çünkü işçi sınıfı birlik içinde olduğu, alt kimliğini bir kenara bıraktığı vakit dünyada ne savaş olur ne de haksızlıklar.
İşçiler birlik olsa dünya yerinden oynar! Arçelik -LG direnişçi işçisi ve sözcüsü olarak tüm işçilere, emekçilere, haklıdan, adaletten yana olan ve AKP faşizmine karşı mücaele eden herkesle topyekün mücadele için haydi 1 Mayıs’a!
Yaşasın 1 Mayıs işçi, emekçi mücadele günü!