Son günlerde Erzurum, Beypazarı, Bursa ve Trabzon'da Kürt işçilere dönük ırkçı-faşist saldırılar yaşandı
Cizre ya da devlet terörüyle yakılıp yıkılan diğer Kürt kentleriyle ilgili olarak yapılan en çarpıcı değerlendirmelerden biri de halkın onca acıya, mağduriyete rağmen Türkiye metropollerine göç etmekten kaçındığıydı. Bunda "defalarca göç ettik, bunun sonu yok. Artık topraklarımızı terketmeyeceğiz" duygusuyla birlikte; Türkiye metropollerinde kışkırtılan ırkçı hezeyanların, tasmaları çözülen linç gruplarının varlığıyla derinleşen güvensizlik ve kaygılar belirleyiciydi.
Geçen yıl Ankara Beypazarı'ndaki mevsimlik tarım işçilerine dönük toplu kıyım girişimi akıllardadır. Yoğunluklu olarak Kürt işçi ve emekçilerin yaşadığı Zafer Mahallesi silahlarla kuşatılmış, evler-dükkanlar yakılmış, Kürt kökenli işçiler linç edilmişti. Bu saldırıdan sonra ilçede yaşayan pekçok tarım işçisi ve yıllardır burada yaşayan emekçi ilçeyi terketmişti.

Bu gelişme karşısında linç girişimi anlayışla karşılanmış, sadece "aman ekonomi ne olur? Bu ağır işleri Kürtler dışında kime yaptırırız?" minvalinde tepkiler gelmişti devlet ve burjuvazi cephesinden.
Kürdistan'da özel savaşın kışkırtıldığı bu dönemde ırkçı-kafatasçı saldırılarla daha sık karşılaşılmakta ve bunların büyük bir kısmı burjuva medyada tek satırla bile olsa yer bulamamaktadır.
Geçtiğimiz ay (19 Nisan) İstanbul Küçükyalı'daki Rönesans şantiyesinde ırkçı faşist işçiler Güney Kürdistan bayraklı tişört giyindiği için genç bir Kürt işçiyi linç etmek istemiş, şantiyedeki yüzlerce Kürt işçi toplanarak bu duruma karşı topluca iş bırakmışlardı.
Yine 29 Nisan'da Uşak'ta iki Kürt işçi parkta Kürtçe konuşurlarken önce polisin tacizine uğramış hemen ardından üç ırkçı faşist tarafından bıçaklanarak ağır yaralanmışlardı. İşçilere saldıran faşistler hızla serbest bırakılmıştı.
Önceki gün ve dün ise Trabzon, Erzurum Aşkale, Ankara Beypazarı ve Bursa'da Kürt işçilere dönük linç girişimleri yaşandı.
Bu saldırılar linç grupları ya da ırkçı faşist ideolojinin etkisiyle hareket eden işçiler tarafından gerçekleştirildi.
Dicle Haber Ajansı’nın (DİHA) haberine göre, Erzurum Aşkale'deki bir şantiyede parmağında “sarı, kırmızı, yeşil” yüzük olan Kürt bir işçi ırkçı-faşist grubun saldırısına uğradı.
Kısa sürede sayısı artan grup, inşaat işçilerini linç etmek istedi.
Grubun saldırısına uğrayan Kürt işçilerden ismi öğrenilemeyen bir kişinin kafasının kırıldığı belirtildi.

Önceki gün Trabzon’da bir inşaatı basan faşist grup Kürt işcileri linç etmek istedi. Saldırıyı püskürten işçilerin bir kısmı yaralandı.
Dün ise Ankara’nın Beypazarı ilçesinde çalışan Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Zafer Mahallesi’nde silahlar patladı. Irkçı saldırganlar Kürt işçileri linç etmek istedi.
Bursa'da bir inşaatta çalışan boya ustası linc edilmek istendi. İnşaatta çalışan boya ustası işçi Kürtçe konuştuğu için saldırıya uğradı.
Burjuvazi ve devletinin Kürdistan'da yürüttüğü dizginsiz savaş işçi ve emekçilere dönük devasa saldırılarla içiçe geçerek devam ediyor. Daha dün kiralık işçi bürolarına, modern amele pazarlarına geniş hareket serbestisi tanıyan tasarı Meclis'te onaylanarak yasalaştı. İşçi sınıfının elinde kalan son kırıntılar da birer birer gasp ediliyor. Fakat bu saldırganlık işçinin işçiye sadece etnik farklılık temelinde düşman olması üzerinden perdelenmeye devam ediyor.
Sadece son 2 günde ardı ardına yaşanan bu saldırılar bile bu kirli siyasetin devam ettirileceğini açıkça gösteriyor.
İnşaat başta olmak üzere ezici çoğunluğu Kürt işçilerden oluşan diğer işkollarındaki örgütsüzlük aşılmadığı, sınıfın ortak çıkarları temelinde bir örgütlülük gelişmediği sürece bu böyle devam edecektir.