İSİG Meclisi AKP'li yıllarda en az 1470 maden işçisinin iş cinayetlerinde katledildiğini açıkladı
İSİG Meclisi Soma Katliamı'nın yıldönümünde madenlerde yaşanan iş cinayetlerine ilişkin bir rapor yayınladı. "Soma’da 301, Ermenek’te 18, Karadon’da 30, Dursunbey’de 17, Küre’de 19…" diye başlayan raporda
"AKP’li yıllarda madenlerde en az 1470 işçi yaşamını yitirdi" tespiti yapıldı.
Rapor Türkiye kapitalizminin neo-liberal politikalar ekseninde dünya kapitalizmine entegre olabilmesi için 24 Ocak 1980’de aldığı kararları sınıf mücadelesinin gücü karşısında uygulayamadığı, bu politikaların önünün ancak 12 Eylül askeri faşist darbesiyle açılabildiğini vurgulayarak, neoliberal azgınlığın sonuçlarını özetliyor.
"Güvencesiz çalıştırma biçimleri olan taşeronlaştırma, göçmen ve kaçak işçilik vb. de neo-liberal politikalarla beraber hayata geçirilmiş, sendikal harekete ağır baskılar uygulanmıştır. Madenler de bu süreçte özelleştirilmiş, işçiler örgütsüzleştirilmiş ve iş cinayetleri rejimi madenlerde de uygulanmaya başlamıştır" denilen raporda 1980 sonrasında yaşanan madenci katliamları şu şekilde tespit ediliyor:
7 Mart 1983: Zonguldak Ereğli Armutçuk’ta grizu patlamasında 103 maden işçisi yaşamını yitirdi…
10 Nisan 1983: Zonguldak Kozlu’da grizu patlamasında 10 maden işçisi yaşamını yitirdi…
31 Ocak 1987: Zonguldak Kozlu’daki göçükte 8 maden işçisi yaşamını yitirdi…
31 Ocak 1990: Bartın Amasra'da yaşanan grizu patlamasında 5 madenci yaşamını yitirdi…
7 Şubat 1990: Amasya Yeni Çeltek’te grizu patlamasında 68 maden işçisi yaşamını yitirdi…
3 Mart 1992: Zonguldak Kozlu’da grizu patlamasında 263 madenci yaşamını yitirdi…
26 Mart 1995: Yozgat Sorgun’da meydana gelen grizu patlamasında 37 işçi yaşamını yitirdi…
Rapor bu rakamlarla AKP’li yıllardaki madenci katliamlarını karşılaştırarak devam ediyor:
22 Kasım 2003: Karaman Ermenek’te grizu patlamasında 10 maden işçisi yaşamını yitirdi…
8 Eylül 2004: Kastamonu Küre’de yangında 19 maden işçisi yaşamını yitirdi…
2 Haziran 2006: Balıkesir Dursunbey’de grizu patlamasında 17 işçi yaşamını yitirdi…
10 Aralık 2009: Bursa Mustafakemalpaşa’da grizu patlamasında 19 işçi yaşamını yitirdi…
17 Mayıs 2010: Zonguldak Karadon’da grizu patlamasında 30 işçi yaşamını yitirdi…
8 Ocak 2013: Zonguldak Kozlu’da grizu patlamasında 8 maden işçisi yaşamını yitirdi…
13 Mayıs 2014: Manisa Soma’da kömür yangınında 301 işçi yaşamını yitirdi…
28 Ekim 2014: Karaman Ermenek’te su baskını sonucu 18 işçi yaşamını yitirdi…
Ortaya çıkan tablo AKP’li yıllarda 12 Eylül’le başlayan neo-liberal politikaların derinleştirildiğini açıkça gösteriyor.
"Bu durum işçi sağlığı ve iş güvenliğine yansımış, birçok sağlık sorununa neden olduğu gibi madenlerde iş cinayetleri hızla artış göstermiştir" denilen raporda "AKP’li yıllarda en az 1470 madenci kardeşimizi iş cinayetlerinde kaybettik…" deniliyor ve yıllara göre katledilen madencilerin verileri sunuluyor:
2002 yılının son iki ayında en az 11 maden işçisi,
2003 yılında en az 81 maden işçisi,
2004 yılında en az 68 maden işçisi,
2005 yılında en az 121 maden işçisi,
2006 yılında en az 80 maden işçisi,
2007 yılında en az 77 maden işçisi,
2008 yılında en az 66 maden işçisi,
2009 yılında en az 92 maden işçisi,
2010 yılında en az 125 maden işçisi,
2011 yılında en az 117 maden işçisi,
2012 yılında en az 61 maden işçisi,
2013 yılında en az 95 maden işçisi,
2014 yılında en az 386 maden işçisi,
2015 yılında en az 67 maden işçisi,
2016 yılının ilk dört ayında ise en az 23 maden işçisi yaşamını yitirmiştir…
Rapor devletin işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki duyarsızlığının maden işçileriyle ilgili istatistiklere de yansıdığını belirterek, Çalışma Bakanlığı’nın, SGK’nın ve TÜİK’in açıklamalarında ciddi farklar olduğunu vurguluyor. Hazırladıkları verilerde bu nedenle de bu üç kurumun açıkladığı en yüksek işçi ölümlerini baz aldıkları ifade ediliyor. 2012'den sonra kendilerinin hazırladıkları verilere göre değerlendirme yaptıkları söyleniyor.
Rapor Soma'ya ilişkin şu tespitler ve katliamda hayatını kaybeden işçilerin isim listesiyle sona eriyor:
Soma kaza, kader ya da fıtrat değil bir iş cinayetidir, işçi katliamıdır…
Emek ve meslek örgütlerimizin de hazırladığı raporlar ışığında;
Katliamın nedeni kömür yangınıdır. Bu da muhtemelen eski imalatla alakalıdır. Oysa biliyoruz ki kömür yangını çıkmadan evvel önlenebilir.
Katliamın nedeni üretim zorlamasıdır. Ocaktaki kömür üretimi 4 yılda 15 kattan fazla artırılmıştır. Gerekli adımlar atılmamıştır. Maliyetin TKİ’nin başka ocaklarında 130 dolar civarında iken burada 24 dolara inmesi ile övünülmesi yaşananların habercisi olmuştur.
Katliam sonrası kurtarma çalışmaları sırasında birçok arkadaşımız yaşamını yitirmiştir. Kurtarma çalışmaları plansızdır.
Bu tespitler ışığında,
1- Yaşananların bir numaralı sorumlusu TKİ ve hala madeni işletmeye devam edeceklerini söyleyen Soma Holding’tir. Ancak Soma Holding’in patronu Alp Gürkan’a açılan soruşturmada şu an üçüncü savcının değiştiği ve dava açılıp açılmayacağı da belli değildir. Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmaya hazırlanıldığı ülkemizde Alp Gürkan’ı kimler ve neden korumaktadır?
2- Madenin Soma Holding’e geçişinde de boy gösteren “Türkiye’nin refahını bozmak isteyenler Türkiye’nin siyaset tarihinde her zaman olabilir, olacaktır. Takmayın kafanızı. Kafanız karışmasın, gönlünüz bulanmasın. Bizler Allah’ın izniyle sizden aldığımız desteklerle beraber Türkiye’nin nasıl 10 yılda GSMH’sini üç katına çıkardıksa önümüzdeki 10 yılda da sizlerle beraber bunu daha yükseğe çıkaracağız” diyen dönemin Enerji Bakanı Taner Yıldız ve dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik başta olmak üzere yaşananların sorumlusu özelleştirme ve güvencesiz çalıştırma politikalarını yaşama geçiren AKP hükümetidir.
Sorumlular yargılansın…
Tüm madenler kamulaştırılsın…
Adalet istiyoruz…